Navigation

Ortadoğu

Mısır ve Tunus’ta Son Gelişmeler

Arap coğrafyasını sarsan halk isyanları her ülkenin kendi özgüllüğüne göre başladı, devam etti, sönümlendi veya farklı biçimlere büründü. Tunus’ta başlayan isyan dalgası Mısır’dan Libya’ya, Bahreyn’den Suriye’ye kadar yayıldı. Kimi ülkelerde çok büyük altüstlüklere sebep olan bu hareketler, bazı ülkelerde ise egemenlerin politikaları ve bölgedeki emperyalist kamplaşmalar gibi sebeplerle daha kolay savuşturulabildi. Tunus, Libya ve Mısır’da diktatörler devrilirken, Suriye’de iç savaş devam ediyor.

Mısır’da İsyan, Darbe ve Zorunlu Dersler

Mısır’daki son isyan dalgası ve arkasından gerçekleşen askeri darbe, birçok dersi içerisinde barındırıyor. Sosyalist çevreler tarafından yapılan kimi değerlendirmeler ise, devrimden ne anlaşılması gerektiği, darbelere karşı tutum, ordunun sınıf doğası, kendiliğinden hareketlerin öneminin yanısıra zaafları ve sınırlılıkları, burjuvazi içindeki hegemonya kavgası, yürüyen emperyalist paylaşım kavgasının iç siyasete yansımaları ve emperyalist komplolar gibi konularda ciddi kafa karışıklıkları olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de önümüzdeki dönemde sertleşeceği kesin olan hem burjuvazi içi kapışmanın hem de proleter sınıf kavgasının önümüze koyduğu görevleri doğru kavramak bakımından Mısır’da yaşananlar önemli ipuçları veriyor.

Suriye’deki Gelişmeler ve İran Seçimleri

Tunus’la başlayıp Mısırla devam eden ve kısa sürede tüm Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı etkisi altına alan halk isyanları dalgası 2011 Martında Suriye’ye de sıçramıştı. Başlangıçta kitlelerin Esad diktatörlüğüne karşı başlattığı protesto gösterileri, bir yandan rejimin terörü bir yandan da emperyalist güçlerin sürece müdahil olmasıyla geri çekildi ve yerini her gün onlarca insanın katledildiği kanlı bir iç savaşa bıraktı. Bu iç savaşta Birleşmiş Milletler tahminlerine göre 93 bin kişi yaşamını yitirdi, 4 milyonu aşkın insan evlerinden ayrılmak zorunda kaldı, 1,6 milyonu ise mülteci oldu. Başlangıçta Esad diktatörlüğünün altı ayda düşeceği iddia edilirken, iki yıldır devam eden iç savaş süreci giderek karmaşık bir hal almakta ve bu sürecin faturası emekçilere çıkmaktadır.

Mısır’da Askeri Darbe: Rejim Krizde, Çözüm İşçi İktidarında!

Mısır’da son yükselen isyan dalgası, muazzam kitleselliğine rağmen, ordunun temsilcisi olduğu burjuva kesimlerin sopası durumuna düşmekten kurtulamamıştır. İşin aslında bunu daha baştan bilen statükocu burjuvazi ve emperyalistlerin bir süredir bu doğrultuda kitle hareketini daha da kışkırtmak için türlü oyunlar tezgâhladığı bilinen bir gerçektir. Hareketi bu tuzak ve çıkmazdan kurtarmanın yolu, ordu darbesine karşı tutarlıca direnmek ama bu arada İhvan’a ve onun temsil ettiği burjuva güçlere de pirim vermemekten geçiyor. Ne ordu ne İhvan! Burjuva rejim bir kriz içindedir, egemen sınıflar eskisi gibi yönetemiyorlar. İşçi sınıfının bağımsız sınıf cephesinin inşa edilmesinden başka bir seçenek yok.

İran’da Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Yaklaşırken

14 Haziran Cuma günü, İran İslam Cumhuriyeti’nde, devrimin 34. yılında, 11. kez cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak. Suriye’deki kanlı iç savaşın sürdüğü, emperyalist paylaşım kavgasının derinleştiği koşullar altında yapılacak bu seçim, gerek İran’daki rejimin dışarıya açılması bakımından gerekse emperyalist kapışmada takınılan tutumlar bakımından önem arz ediyor.

İran’da Devrim ve Karşı-Devrim

Marksist Bir Bakış

İranlı sosyalistler tarafından 1984'de kaleme alınmış olan aşağıdaki makaleyi İran'da gerçekleşen devrim ve karşı-devrim sürecini anlamak bakımından yararlı bulduğumuz için İngilizcesinden çevirerek yayınlıyoruz.

Suriye İç Savaşının Bölgedeki Etkileri

Emperyalistler arası mücadelede hararet istikrarlı bir biçimde yükselirken bölgedeki halkların ödediği bedeller de artmaya devam ediyor. Bu yüzden, TC egemen sınıfının çıkarları doğrultusunda attığı adımlarla şekillenen bu gelişmeler, aynı zamanda işçi sınıfı için de çanların daha kuvvetli çalması anlamına geliyor. Emperyalist planlar Ortadoğu’yu yangın yerine çevirdi. Bu yangının daha da genişlememesinin ve söndürülmesinin yegâne yöntemi ise işçi sınıfının devrimci programını hayata geçirmek üzere ayağa kalkması ve iktidarı ele geçirmesidir. İşçi sınıfı ve bölge halklarının gerçek kurtuluşunun başka bir yolu yok.

Irak, Petrol ve Kürt Sorunu

TC’nin Irak politikasında son yıllarda önemli bir değişim sürecine girdiğini görüyoruz. Birkaç yıl öncesine kadar, TC’nin Irak’la ilişkisi esas olarak Bağdat hükümeti üzerinden yürüyor ve Federe Kürdistan Bölge Yönetimi resmi olarak muhatap alınmıyordu. Irak politikasının temelinde “toprak bütünlüğünün bozulmaması”, yani bağımsız bir Kürt devletinin kurulmaması için merkezi Bağdat hükümetine tam destek sunulması yatıyordu. Bu bağlamda Irak Kürdistanı’nın başkenti durumundaki Erbil’le (Hewler) ilişkiler esasen dolaylı olarak Bağdat üzerinden kuruluyordu. Dahası Türkiye’deki Kürt sorunu ve PKK’nin Kandil’deki varlığı nedeniyle Iraklı Kürt liderlerle zaman zaman hayli gerginleşen ve açıkça onları aşağılayan, hor gören ve çoğunlukla tehdit eden bir dil ağır basıyordu. Irak Kürdistanı Türk sermayesinin giderek artan oranda gözünü diktiği bir pazar ve yatırım alanı olsa da, durum buydu.

Arap Halkları Gerçek Devrimlerini Bekliyor

Bu süreçte burjuva güçlerin elini rahatlatan tek olgu ise, işçi ve emekçi sınıfların bağımsız çıkarlarını temsil eden ve onları iktidara yönlendiren devrimci bir örgütlülüğün henüz yaratılamamış olmasıdır. Ancak tarih hiçbir alanda düz bir çizgi üzerinde ilerlememektedir. Bu yakıcı eksikliğin giderilmesi sürecinin de hızlanacağı aşikârdır. Tunus’ta da Mısır’da da halk yeni bir devrim istemektedir. Bu istek ne kadar güçlü bir şekilde kendini gösterirse ve sosyalistler yaşananlardan ne ölçüde doğru dersler çıkarırlarsa, devrimin aracının inşa sürecinin de o kadar kısalacağı aşikârdır.

Mısır Yeniden Ayakta

Proletarya ve devrimci sosyalist güçler açısından söz konusu örgütsüzlük koşulları ne yazık ki bugün de varlığını sürdürmektedir. Bununla birlikte, iktidardaki İhvan, bizzat devrimci bir deneyim yaşayan kitleler karşısında eli rahat bir şekilde dilediğini yapamamakta, her aşamada kitlelerin basıncıyla karşılaşmaktadır. Bir burjuva iktidarın, yoksulluktan, baskıdan, işsizlikten bıkan yığınların taleplerini karşılaması mümkün değildir ve bunun sıkışmışlığını yaşayan İhvan, iktidarını ve kapitalist sömürü düzenini otoriterleşerek korumaya çalışmaktadır. Ancak son iki yıllık devrimci kalkışma deneyiminden geçen kitlelerin eskisi gibi boyun eğmedikleri ve eğmeyecekleri açıktır.

HDK Ortadoğu Konferansı 20-21 Ekimde Yapıldı

Halkların Demokratik Kongresi’nin “Halkların Adalet, Özgürlük Arayışları ve Müdahaleler” konulu Ortadoğu Konferansı, 20-21 Ekim tarihlerinde, İstanbul’da gerçekleştirildi. Boğaziçi Üniversitesi Ayhan Şahenk Salonunda yapılan konferansa çeşitli Ortadoğu ülkelerinden çok sayıda konuşmacının yanı sıra 400’ü aşkın izleyici katıldı.

İran: Kurdaki Çöküş Protestoları Ateşliyor ve Sübvansiyon Kesintilerini Beklemeye Alıyor

Murad Şirin’in Marxist Revival sitesinde yer alan “Iran: Currency crash sparks protests and puts subsidy cuts on hold” adlı makalesinden çevrilmiştir.

Suriye’de Kanlı Açmazlar

Türkiye işçi sınıfına düşen işte tam da böylesi tehlikeli bir ortamda, militarizme ve emperyalist savaşa karşı mücadeleyi yükseltmeye çalışmak olmalıdır. Geniş ölçekte kitleler bir Suriye savaşına ikna olmuş değillerdir ve bu böylesi bir mücadelenin olanakları bakımından olumlu bir faktördür. Daha önce Irak savaşı sırasında Türkiye’de savaşa karşı belirgin bir seferberlik oluşmuştu. Benzer bir mücadele yükseltmek yine mümkün ve gereklidir.

TC’nin Kürtlere Suriye’de de Tahammülü Yok

Emperyalist Batı ittifakının Suriye’de Esad rejimini alaşağı etmek üzere son dönemde yoğun bir çaba içerisine girdiği açık. Muhaliflere sunduğu askeri ve siyasi destek eşliğinde bu süreçte mızrak ucu rolü oynayan Türkiye ise, son haftalarda hiç de istemediği bir gelişmeyle yüz yüze kaldı. Suriye Kürdistanı’nda Temmuz ayı ortalarından itibaren hızlı bir seyir izleyerek ilerleyen süreç, TC egemenlerini derin bir kaygıya sevk etti.

Mısır’da Cumhurbaşkanlığı Seçimleri

Mısır’da kitleler işsizliğe, yoksulluğa ve toplumsal adaletsizliğe karşı ayağa kalktı ve ilk etapta Mübarek’i tahtından indirdi. Kitleler erken bir zafer ilanıyla yatıştırılırken halktan yanaymış pozları takınan generaller inisiyatifi ele aldılar. O günden bu güne generaller kitle hareketini bastırmak, sivil siyasi güçlerin pozisyonlarını zayıflatmak ve kendi ayrıcalıklarını güvence altına almakla meşguller. Müslüman Kardeşler şu anda iktidar mücadelesi veriyorlar. Kitleler generallerin de Müslüman “burjuva” Kardeşlerin de yaralarına merhem olamayacağını yaşayarak görecektir.

Sayfalar

Ortadoğu beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.