Navigation

Latin Amerika

Açlık Ordusu ABD’ye Doğru İlerliyor

Göç yollarındaki açlık ordusu, yaşanmaz hale gelen ülkelerinden kaçıyor. İş, aş, başını sokacak bir ev, ailesi için güvence arıyor. Ama etrafına örülmüş çitleri, bariyerleri aşıp da vardığı yerde kapitalizmin acımasızlığına, açmazına tosluyor. Meksika sınırına yığılmış binler ya da Ortadoğu’dan Avrupa’ya akan milyonlar, geleceğe dair çarpıcı bir görüntü sunuyor.

Brezilya’da Faşist Tırmanış Süreci

Brezilya’da çok sayıda çelişkiyi bünyesinde barındıran faşist tırmanış süreci gelişim halindedir. Bu sürecin hangi noktaya evrileceği, işçi sınıfı ve emekçilerin mücadelesine bağlı olarak ortaya çıkacaktır. Bu nedenle, Brezilyalı sosyalistlerin faşist tırmanışa karşı güçlü bir mücadeleyi örgütlemeleri ve yükseltmeleri görevi yakıcılaşmıştır.

Arjantin’de Kriz ve İşçilerin Mücadelesi

2001 ve 2008’de benzer süreçleri yaşayan Arjantin ve Türkiye’nin ekonomik göstergeleri bugün de büyük benzerlikler taşıyor. Krizin daha da derinleşmesiyle Arjantin’de ortaya çıkan gerçeklik Türkiye’nin de yakın geleceğini yansıtıyor. Aradan geçen yıllara rağmen Arjantin işçi sınıfı mücadeleden vazgeçmemiştir.

Venezuela Ekonomik Yıkımın Pençesinde

IMF verilerine göre daha önce ihracat gelirinin yüzde 96’sını petrolün oluşturduğu Venezuela’nın ekonomisi 2013-2017 yıllarında arasında %30 küçülmüş durumda. 20 yıldır iktidarda olan Bolivarcı hükümet, oyalama politikalarıyla değişim isteyen kitlelerin derdine çare bulamadı. İlk dönemler yoksul kitlelerin yaşam standartlarında iyileştirmeler sağlamış olan Chavez’in son yıllarında başlayan sorunlar devlet başkanı Silvio Maduro döneminde daha da derinleşti, emekçi kitleler daha önce yaşadıkları sefalet günlerine geri döndüler.

Meksika’da Obrador’un Zaferinin Gösterdikleri

Obrador’un sınıf karakteri de politik duruşu da gayet net bellidir: Sosyal demokratlığın ötesine geçmeyen bir düzen solculuğu. Yaklaşmakta olan ekonomik çöküş sürecinde onun asıl işlevinin yükselişe geçme potansiyeli artan işçi hareketini düzen sınırları içinde tutmak olacağı da açıktır. Ancak Obrador’u iktidara taşıyan dinamikler onun şahsından çok öte bir anlam ve önem taşımaktadır. Öyle görünüyor ki Meksika’yı daha da hareketli günler beklemektedir.

Venezuela’da Seçimler ve Maduro’nun “Zaferi”

Kimilerinin şahsına çeşitli methiyeler dizip “21. yüzyıl sosyalizmi”nin mimarı olarak gösterdiği Chavez’in, ölmeden halefi ilan ettiği Maduro, Venezuela’da ikinci kez başkanlık koltuğuna oturdu. Giderek güçlenen burjuva sağ muhalefet, seçimlerin gayri meşru olduğunu ve sonucu kabul etmediğini ilan etti.

Brezilya’da “Oyun” Devam Ediyor

Brezilya işçi sınıfını zorlu mücadele günleri beklemektedir. Lula ve Rousseff’in liderliğinde PT’nin geçirdiği dönüşüm hiç kuşkusuz emekçi kitleler için büyük bir ders oluşturmalıdır. Yeniden yükselecek olan mücadele dalgasına doğru biçimde hazırlanmak için, işçi sınıfının öncülüğündeki geniş emekçi kitlelere Lula çizgisinin götürdüğü çıkmazı doğru bir tarzda anlatabilmek büyük önem taşımaktadır.

Venezuela’da Darbe Tehlikesi Güçleniyor

Arka arkaya olağanüstü gelişmelerin yaşandığı Venezuela’ya dair Trump’ın gerekirse askeri müdahale olasılığının da düşünülebileceğini açıkça dillendirmesi halkı bir kez daha sokağa döktü. Latin Amerika ülkelerinde yıllarca süren askeri faşist diktatörlüklerin yaşattıkları acılar hâlâ hafızalarda tazeyken, Trump’ın askeri darbeleri ve müdahaleleri dillendirmeye cüret etmesi bugün işçi sınıfının örgütsüzlüğünden ve dünyada hâkim olan gerici, sağ eğilimlerin yükselişinden kaynaklanmaktadır.

Venezuela ve Burjuva Solun Çıkmazı

Reformları devrim diye satan burjuva sol ya da sosyal-demokrat hükümetler, hiçbir zaman emekçilerin derdine kalıcı bir derman olmadılar, olmayacaklar da! Yıllardır emekçileri oyalamanın bedelini giderek yalnızlaşan bir iktidarla ödemek zorunda kalan Maduro ve partisi, ya sonunda finans-kapitale tam teslim olacaktır ya da sıkıştığı oranda devletin baskı aygıtlarına sarılarak daha da otoriter bir rejime yönelecektir. Chavezci iktidar işçiler ve köylülerin devrimci mücadelesiyle aşılıp geçilmezse, finans-kapital eninde sonunda onu yıkacaktır. Aynı zamanda işçi sınıfına ağır bir saldırıyla birlikte yürüyecek böylesi bir yıkım ise, emekçiler için bugünkünden de daha ağır bir felâket anlamına gelecektir.

Paraguay’ın Başkanlıkla İmtihanı

Başkanlık sistemiyle yönetilen Paraguay’da devlet başkanı Horacio Cartes’in ikinci kez aday olmasının önünü açacak anayasal değişikliğin senatoda yapılan gizli bir oturumla onaylanmasının ardından başkent Asuncion’da 31 Martta başlayan protesto gösterileri Nisanın ilk haftası boyunca devam etti. Protestolarda yüzlerce kişi gözaltına alındı, bir genç öldürüldü, onlarca gösterici yaralandı. Meclis binasının göstericiler tarafından ateşe verildiği protestoların şiddetlenerek devam etmesi üzerine anayasal değişiklik şimdilik askıya alınmış bulunuyor.

Latin Amerika’da İki Referandum ve İki “HAYIR”!

Avrupa’daki örneklerin aksine faşizm, Latin Amerika’da ABD emperyalizmi destekli askeri darbelerle iktidara kuruldu. Fakat Latin Amerikalı işçi ve emekçiler de aynı Avrupa’daki sınıf kardeşleri gibi faşizme karşı çeşitli araçlarla mücadele etmekten geri durmadılar. Böylece geriye sadece faşizmin yarattığı yıkım ve acılarla sınırlı dersler değil, faşizme karşı mücadele örnekleri de bıraktılar. Gelecek kuşakların tarihsel iyimserliğinin oluşmasına onlar da katkı sundular.

Meksika’da Saldırı Paketine Karşı Mücadele Sürüyor

Meksika’nın Oaxaca eyaletinde, polisin 19 Haziranda direnişteki öğretmenlere karşı düzenlediği vahşi saldırıda 13 kişi öldü, 100’den fazlası yaralandı. Öğretmenlerin bağlı olduğu CNTE (Eğitim İşçileri Ulusal Koordinasyonu) sendikası sözcüsünün verdiği bilgilere göre, 23 kişi “kayıp” durumunda, 21 kişi tutuklandı ve 45 kişi de halen hastanede tedavi görüyor.

Brezilya’da Neler Oluyor?

Brezilya’da bir süredir devam eden kitle gösterilerinden sonra geçtiğimiz ay mecliste devlet başkanı Dilma Rousseff’in görevden alınması süreci başlatıldı. Senato komisyonu, 5 Mayısta, Rousseff’in yargılanmasının önünü açan gensoru önergesini kabul etti ve bir hafta sonra Senatoda yapılan oylamayla Rousseff’in  yargılama sürecinin önü açıldı. Rousseff, 22’ye karşı 55 oyla, 180 gün süreyle görevden uzaklaştırılırken, yerine başkan yardımcısı Michel Temer geçirildi.

Arjantin Seçimleri Üzerine

Devrimci bir örgütlülükten yoksun durumdaki işçiler ve köylüler sosyal harcamalara son vererek emekçileri daha da yoksullaştıracak, zenginleri daha zengin edecek, küresel sermayeye hizmette kusur etmemeyi vadeden, grevlerde işyerleri önüne kurulan barikatlar için “bir çeşit gasptır, yasaları uygulayacağız, yapanların başı belaya girecek” diyerek işçi mücadelesine duyduğu nefreti dillendiren bir adaya oy verdiler. Görüldüğü gibi, burjuva sol iktidarların yarattığı hayal kırıklıklarının sonucu, Venezuela’da olduğu gibi Arjantin’de de ağır olmuştur. Bu sonuçların tekrar tekrar yaşanmaması, işçi sınıfının yükselen mücadelesinin reformist sol düzen partilerinin çıkmaz sokaklarında heba olmaması için devrimci seçeneğin inşa edilmesine ihtiyaç var.

Bolivarcı Hayallerin İflası

Bolivarcı hareket, ekonomik ve toplumsal alanda sınıflar arasında bir denge kurmaya, siyasal alanda ise anti-Amerikan bir söylemle Latin Amerika sathında bir tür milliyetçilikle prim toplamaya dayanıyordu. Tarihsel açıdan bakıldığında, Bolivarcı hareket, işçi sınıfını ve yoksul emekçileri oyalayan, proleter devrim dinamiklerini çıkmaz sokaklara sürükleyen bir rol oynamıştır. Onun, devrimci dinamiği ilerletici değil frenleyici ve geriletici bir rol oynadığının bilincine varamayıp Chavez’in devrimciliğine ve Bolivarcılığa methiyeler düzen sosyalist çevreler için gerçek bir muhasebe ve özeleştiri zamanıdır.

Sayfalar

Latin Amerika beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.