Kitaplarımız

Our books

Kitaplarımız

Latin Amerika


Venezuela’da Darbe Tehlikesi Güçleniyor

Arka arkaya olağanüstü gelişmelerin yaşandığı Venezuela’ya dair Trump’ın gerekirse askeri müdahale olasılığının da düşünülebileceğini açıkça dillendirmesi halkı bir kez daha sokağa döktü. Latin Amerika ülkelerinde yıllarca süren askeri faşist diktatörlüklerin yaşattıkları acılar hâlâ hafızalarda ...

Venezuela ve Burjuva Solun Çıkmazı

Reformları devrim diye satan burjuva sol ya da sosyal-demokrat hükümetler, hiçbir zaman emekçilerin derdine kalıcı bir derman olmadılar, olmayacaklar da! Yıllardır emekçileri oyalamanın bedelini giderek yalnızlaşan bir iktidarla ödemek zorunda kalan Maduro ve partisi, ya sonunda finans-kapitale ...

Paraguay’ın Başkanlıkla İmtihanı

Başkanlık sistemiyle yönetilen Paraguay’da devlet başkanı Horacio Cartes’in ikinci kez aday olmasının önünü açacak anayasal değişikliğin senatoda yapılan gizli bir oturumla onaylanmasının ardından başkent Asuncion’da 31 Martta başlayan protesto gösterileri Nisanın ilk haftası boyunca devam etti. ...

Meksika’da Saldırı Paketine Karşı Mücadele Sürüyor

Meksika’nın Oaxaca eyaletinde, polisin 19 Haziranda direnişteki öğretmenlere karşı düzenlediği vahşi saldırıda 13 kişi öldü, 100’den fazlası yaralandı. Öğretmenlerin bağlı olduğu CNTE (Eğitim İşçileri Ulusal Koordinasyonu) sendikası sözcüsünün verdiği bilgilere göre, 23 kişi “kayıp” durumunda, ...

Brezilya’da Neler Oluyor?

Brezilya’da bir süredir devam eden kitle gösterilerinden sonra geçtiğimiz ay mecliste devlet başkanı Dilma Rousseff’in görevden alınması süreci başlatıldı. Senato komisyonu, 5 Mayısta, Rousseff’in yargılanmasının önünü açan gensoru önergesini kabul etti ve bir hafta sonra Senatoda yapılan ...

Arjantin Seçimleri Üzerine

Devrimci bir örgütlülükten yoksun durumdaki işçiler ve köylüler sosyal harcamalara son vererek emekçileri daha da yoksullaştıracak, zenginleri daha zengin edecek, küresel sermayeye hizmette kusur etmemeyi vadeden, grevlerde işyerleri önüne kurulan barikatlar için “bir çeşit gasptır, yasaları ...

Bolivarcı Hayallerin İflası

Bolivarcı hareket, ekonomik ve toplumsal alanda sınıflar arasında bir denge kurmaya, siyasal alanda ise anti-Amerikan bir söylemle Latin Amerika sathında bir tür milliyetçilikle prim toplamaya dayanıyordu. Tarihsel açıdan bakıldığında, Bolivarcı hareket, işçi sınıfını ve yoksul emekçileri ...

Brezilya’da Yolsuzluk ve Çürüyen Kapitalizm

Brezilya'da devlet başkanı Dilma Rousseff’i istifaya çağıran kitlesel protesto gösterileri patlak verdi. Bu gösterilerin başını, yolsuzluk gerçeğini kendi siyasi ve ekonomik çıkarları için sömürmeye çalışan parababalarının önderliğindeki sağ hareketler çekmekte. Gösterileri destekleyen ...

Küba-ABD Yakınlaşması Neye İşaret Ediyor?

Küba devlet başkanı Raul Castro’nun 15 Aralıkta ABD başkanı Obama ile telefonda görüşmesi ve ardından ikisinin de ABD-Küba ilişkilerinin “normalleşmesi” yönünde ilerlemek istediklerini ve diplomatik ilişkilerin yeniden başlayacağını açıklamaları tüm dünyada ilgiyle karşılandı. Zira 53 yıldır ...

Latin Amerika’da Yeni Yükseliş Alâmetleri

Arjantin 13 yıl sonra bir kez daha resmen iflas ettiğini açıklamak zorunda kalmıştır. Hem de, dolaysız biçimde, ta o günlerden kalan borçlar yüzünden. Arjantin’in 2002’de iflasını ilan etmesinden sonra alacaklıların bir kısmı faizlerin düşürülmesi ve vadelerin uzatılması gibi düzenlemelerle borçların yeniden yapılandırılmasını kabul etmişti. Ama alacaklıların diğer bir kısmı bunu kabul etmeyerek sonrasında Arjantin’i ABD mahkemelerine vermişti.

Brezilya’da Emekçi Kitleler Ayakta

Tüm örnekler göstermektedir ki, gerçek anlamda düzenin temellerine yönelebilecek nitelikteki toplumsal hareketlerin olmazsa olmaz lokomotifi örgütlü işçi sınıfıdır. İşçi sınıfının sahnede yer almadığı veya işçilerin örgütsüz biçimde bireysel olarak harekete katıldığı durumlarda, çeşitli nedenlerle yaşanan patlamaların veya isyanların uzun ömürlü olması mümkün değildir. Asıl belirleyici olan işçi sınıfının kendi talepleriyle ve örgütlü gücüyle sahneye çıkmasıdır. Bu da sınıfın bağımsız politik çizgisinin ve örgütlülüğünün yaratılmasıyla mümkündür.

Venezuela’da Seçim Sonuçlarının Gösterdikleri

2007’den itibaren Chavezci hareket kan kaybetmeye başladı. Yukarıda saydığımız tüm olaylarda bu durum kanıtlanmışken, oportünistler Chavez’in devrimci bir önder, Venezuela’da yaşananın ise sosyalist devrim olduğunu söylemeye devam ettiler. Kabahati kimi zaman beceriksiz bürokratlara attılar, kimi zaman da başarısızlığı ABD emperyalizminin “devrimci önder” Chavez’e karşı yürüttüğü kampanyalara bağladılar.

Chavez’in Ardından

Venezuela’da yaşananları devrim olarak değerlendiren reformist çevreler, yıllar boyu tümüyle Chavez’e endeksledikleri bir sosyalizmden söz ettiler. “Devrim”in kaderi, “sosyalizm”in yolunun açılması ya da tıkanması sürekli olarak Chavez’in seçim başarılarına bağlandı. Kişi kültüne dayanan bir sosyalizm modeli oluşturuldu ve Chavez bu modelin öznesi haline getirildi. Bizlerse “kurtarıcı”lara endekslenen bu politikanın Marksizmle uzaktan yakından ilgisi olamayacağını ve emekçiler açısından ölümcül sonuçlar doğurmasının kaçınılmaz olduğunu ısrarla vurgulayageldik. Burjuva devlet aygıtını parçalayarak kapitalizme son verecek ve böylelikle toplumsal kurtuluşun kapısını açacak bir devrimi ancak bilinçli ve örgütlü bir işçi sınıfının gerçekleştirebileceğini, böylesi bir devrimi şu ya da bu ...

Chavez Geride Sosyalist Bir “Miras” mı Bıraktı?

Murad Şirin’in Marxist Revival sitesinde yer alan “Did Chavez leave a "socialist" legacy?” adlı makalesinden çevrilmiştir.

Chavez’e Endeksli Bir Sosyalizm Hikâyesi

14 yıldır her seçimde, Chavez’i desteklememenin burjuvaziyi desteklemek anlamına geldiğini vaaz eden, Chavez’i devrimci bir lider olarak alkışlayıp melanetin kaynağını bürokraside gören reformistlerse, emekçi kitleleri Chavez’in kuyruğuna takmaya çalışmayı sürdürüyorlar. İşçi hareketinden gelen ve son seçimlerde başkanlığa adaylığını koyan Orlando Chirino gibi sosyalistleri ise burjuvazinin değirmenine su taşımakla suçlayarak aforoz ediyor ve dolayısıyla seçimlerde devrimci alternatifleri saf dışı bırakıyorlar. Yıllardır Chavez’e kan veren bu reformist cephe, gerçekte proleter devrimin önündeki en büyük engel haline gelmiştir.

Kolombiya Devleti Gerillalarla Müzakere Masasına Oturuyor

Dünyanın her yerinde olduğu gibi, Kolombiya’daki siyasal denklemde de asıl eksikliği duyulan işçi sınıfının enternasyonalist devrimci örgütlülüğüdür. Orta ve Güney Amerika işçi sınıfını birleştirecek güçlü bir enternasyonalist devrimci örgütlülük yaratılabilirse, yoksul köylülük ve ezilen azınlıklar da işçi sınıfı nezdinde sağlam bir müttefik ve sorunlarının gerçek çözümlerini bulacaktır. Bölge ülkelerini kucaklayacak bir işçi devrimi ABD emperyalizmini, uyuşturucu pisliğini, mafyayı ve paramiliter faşist çeteleri altedecektir.

Ahmedinecad’ın Venezuela’ya Dördüncü Gezisi Üzerine

Ahmedinecad’ın Venezuela’ya dördüncü gezisi üzerine İranlı devrimci Marksistlerin, Committee for Marxist Revival web sitesinde yer alan açıklamasını yayınlıyoruz.

Şili’de Mücadele Yükseliyor

Şili’de öğrencilerin grev ve direnişleri aylardır devam ediyor. Aynı zamanda işçiler de öğrencilerin taleplerine sahip çıkarak mücadele çıtasını yükseltiyorlar. Eğitim ve sağlıkta özelleştirmelerin durdurulmasını, sosyal hak gasplarına son verilmesini ve daha iyi yaşam koşullarının sağlanmasını talep eden Şilili işçi ve öğrenciler anayasanın değiştirilmesi için sokaklara çıkıyorlar.

Venezuela’da Chavez’in Pirus Zaferi

Latin Amerika’da yaşanan son gelişmeler, küçük-burjuva sosyalistleri, reformistleri, oportünistleri fena halde kaygılandırıyor. Küba’da yaşanan gelişmeleri mazur gösterme çabaları devam ederken, şimdi de kızıl gömlekli Chavez’in 26 Eylül seçimlerinden bir pirus zaferiyle çıkmasına “devrimci izahat” bulma göreviyle karşı karşıyalar. “Bolivarcı Devrimin” geleceği hakkında derin kaygılara kapılan küçük-burjuva sosyalistler, “devrimci süreçte sıçrama yaratma zorunluluğundan” bahsediyorlar.

Küba’da Kapitalist Restorasyon Hızlanıyor

Küba’da kapitalist restorasyon rüzgârları gittikçe güçleniyor. SSCB’nin yıkılmasının ardından, o güne dek SSCB’nin sağladığı ekonomik destek sayesinde ayakta kalmayı başarabilmiş Küba ciddi sıkıntılarla boğuşmaya başladı. 90’lı yılların ilk yarısında yüzde 40’ı aşan bir ekonomik küçülme giderek artan bir yoksullaşmayı da beraberinde getirdi. Yiyecek dağıtımı sınırlandı, temel gıda ve ihtiyaç maddeleri piyasadan kaybolarak karaborsa faaliyetleri arttı, hammadde ve yakıt sıkıntısı had safhaya çıktı. Emperyalizmin uyguladığı düşmanca ambargo bu durumu her geçen gün daha da katlanılmaz kıldı. Ardından içine girilen sıkıntılardan kurtulmak için Küba yavaş yavaş kapitalizme doğru açılmaya başladı.

Bir Oportünistin “Marksizm ve Devlet” Sorununa Yaklaşımı (I-II)

Marksist harekette oportünizm nitelemesi, ilkeli bir devrimci siyasetin yerine fırsatçı bir politik çizgiyi ikame edenler için kullanılıyor. İşçi hareketinde oportünizm, işçi-emekçi kitlelerin temel tarihsel çıkarlarını, kesimsel faydacılık ve kolay yoldan siyasal başarı kazanmak uğruna feda etmek anlamına geliyor. Sınıf mücadelesinde önemli karar anları geldiğinde, zor görünen devrimci yolu tutmayı göze alamayıp, düzen içi siyasal çözümler üretmeye çalışmak oportünizmin temel özelliğini oluşturuyor. Oportünizm bir eğik düzleme benziyor, bir kez bu yola girildiğinde dur durak olmuyor.

Honduras’ta Darbeye Karşı Direniş Sürüyor

Honduras’taki gelişmeler de gösteriyor ki, sertleşen sınıf mücadelesi ikliminde bütün gelişmeler işçi sınıfının önderlik kriziyle karakterize olmaktadır. Burjuva sol önderlikler, değil işçi sınıfının haklarını gerçekten geliştirebilmek için mücadele etmek, kendi iktidarlarını diğer burjuva güçlere karşı savunma konusunda bile acz içindedirler. Bu yüzden gelişen karşı-devrimci darbe tehditleri ve faşizm tehlikesi karşısında bu güçlerden anlamlı bir mücadele beklemek beyhudedir. İşçi sınıfı karşı-devrimci darbe tehditleri ve faşizm tehlikesine karşı sadece özgücüne ve örgütlülüğüne güvenmelidir, burjuva ve küçük-burjuva önderliklere değil.

Honduras’ta Darbe

Bir Orta Amerika ülkesi olan Honduras’ta, 28 Haziranda gerçekleştirilen darbe sonucunda ordu tarafından bir geçici hükümet atandı. Devlet başkanı Manuel Zelaya ise evine yapılan baskınla gözaltına alınarak apar topar Kosta Rika’ya sürgüne gönderildi. Darbeden hemen sonra sokağa çıkma yasağı ilan edildi, hükümetin bakanlarına ve kitle hareketinin başını çeken işçi ve köylü aktivistlere karşı tutuklama furyası başlatıldı.

Bolivya ve Venezuela Referandumları

25 Ocakta Bolivya’da yeni anayasa, 15 Şubatta ise Venezuela’da anayasa değişiklikleri için referandumlar yapıldı ve bu referandumlardan Evo Morales ve Chavez galip çıktı. Bolivya’da Evo Morales’in iktidara gelmesinin ardından oluşturulan Kurucu Meclis’in üç yıldan beri üzerinde çalıştığı yeni anayasanın halkın onayına sunulduğu referandumdan, anayasa lehine yüzde 61 “evet” oyu çıktı. Venezuela’da ise devlet başkanının iki dönemden fazla seçilmesini sağlayacak olan anayasa değişikliğini de kapsayan teklifler için seçmenlerin yüzde 54’ü “evet” oyu kullandı. Böylece mevcut devlet başkanı Hugo Chavez’in görev süresinin bittiği 2012 yılından sonra yeniden seçilebilmesinin önünü de açacak olan değişiklik halk tarafından da onaylanmış oldu.

Reformizmin Kıskacındaki Bolivya

2003 Eylül ayında Bolivya hükümetinin çokuluslu petrol tekelleriyle imzaladığı doğal gaz satış anlaşmasının ardından, başta madenciler olmak üzere işçilerin ve yoksul köylülerin ayağa kalkmasıyla, ABD destekli Sanchez de Lozada hükümeti düşmüş ve Lozada ülke dışına kaçmıştı. O günlerden bu yana Bolivya’da kendi iniş-çıkışlarıyla devrimci öz taşıyan bir kitle seferberliği yaşanmakta. Ancak bu süreçte burjuvazinin karşı-devrimci faaliyeti de olgunlaşmış ve gelinen noktada kitle hareketinin kazanımları da tehlike altına girmiştir.

Küba İşçi Sınıfını Savunmanın Yolu Nereden Geçiyor?

Yeni devlet başkanı Raul Castro’nun (Fidel’in kardeşi) geçtiğimiz Temmuz ayında Küba parlamentosunda açıkladığı son kararlar, gerek burjuva basının gerekse sosyalist basının dikkatlerinin bir kez daha bu ülkeye çevrilmesine yol açtı. “Küba kapitalizme geri mi dönüyor” sorularını yeniden alevlendiren söz konusu kararlar, egemen bürokrasinin Küba’nın içinde bulunduğu duruma yönelik tespitlerinin yanı sıra sözde çözüm önerilerini de içeriyordu.

Enternasyonal Alanda Menşevizmin Yansımaları

Vaktiyle Rus işçi hareketi içinde yaşanan bu Bolşevik-Menşevik bölünmesinin üzerinden nice yıllar geçmiş bulunuyor. Artık ne bu bölünmeye sahne olan Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi mevcut ne de Ekim Devriminin öncüsü ve Komünist Enternasyonal’in kurucusu olan Bolşevik Komünist Partisi. Bolşevik ve Menşevik eğilim arasında sürüp giden mücadelenin izlerini taşıyan Sovyetler Birliği bile artık tarihe karışmış durumda. Fakat bütün bu değişimlere karşın, Bolşevik ve Menşevik kavramları, dünya işçi hareketindeki iki farklı eğilimi niteleyen genelleşmiş içerikleriyle günümüzde de yaşam sürdürüyorlar.

Chavez’in Referandum Yenilgisi

Ya da Oportünizmin ve Reformizmin Hayal Kırıklığı

Venezuela’nın aylardır kilitlendiği ve son dönemde ülkedeki tansiyonu giderek yükselten anayasa referandumu 2 Aralıkta gerçekleşti. Ağırlıklı olarak Chavez’in önerileri doğrultusunda hazırlanan bu reform paketi, nihayetinde %49,2 evet oyuna karşı %50,7 hayır oyuyla reddedildi. Chavez ve avenesi nerede hata yaptıklarını düşünedursunlar, gelinen nokta, Venezuela’da dokuz yıldır yaşanan sürecin ciddiyetle değerlendirilmesinin komünistler açısından ne kadar elzem olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Venezuela İşçi Hareketinin Sorunları Üzerine

Aşağıdaki röportajda Chirino’nun söyledikleri, genel hatlarıyla bizim Venezuela’daki sürece ilişkin olarak başından beri yaptığımız analizleri ve uyarıları doğrulayıcı niteliktedir ve içeriden yapılan gözlem ve değerlendirmeler olduğu için anlamlıdır.

Latin Amerika: Sevinç Fırtınalarının Gölgede Bıraktıkları

Latin Amerika kıtasında son birkaç yıldır zaman zaman devrimci durumlara varan bir hareketlilik yaşanıyor. 80’li yılların başından bu yana dünya ölçeğinde yaşanan azgın kapitalist saldırı dalgasının işçi ve emekçi kitlelerde yarattığı derin yenilgi psikolojisine ek olarak örgütsüzlüğün getirdiği çaresizlik hissi ve atalet, 2000’li yılların başından bu yana kıta ülkelerinin önemli bir bölümünde artan ölçüde kırılmaya başlamış bulunuyor.

e-broşürlerimiz

  • Elif Çağlı
    "Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek ...
  • Elif Çağlı
    "Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
  • Elif Çağlı
    Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık ...
  • Mehmet Sinan
    Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi ...
  • Marksist Tutum
    Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
  • Elif Çağlı
    Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
  • Elif Çağlı
    Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci ...
  • Mehmet Sinan
    Günümüz koşullarında Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı bu devlet ideolojisi, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek ...
  • Elif Çağlı
    Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
  • Utku Kızılok
    Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, ...
  • Elif Çağlı
    Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine ...
  • Mary Harris Jones
    İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını ...
  • Elif Çağlı
    Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
  • Elif Çağlı
    Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Örneğin günümüzde anarşizm daha ziyade burjuva karakterli unsurlar tarafından gelgeç bir radikalizm türü olarak benimsenip öğrenci hareketine yansıtılıyor. Özünde milliyetçi olan sözde bir anti-emperyalizmin çıkmaz ...
  • Marksist Tutum
    Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.

Kısa Okur Mektupları

Takip et

Kategoridekiler