Navigation

Asya

Azerbaycan-Ermenistan: Güney Kafkasya’da Sular Durulmuyor

Ermenistan-Azerbaycan sınırında aylardır devam eden ve kimi zaman çatışmalara neden olan gerginlik 1 Nisanda doruğa ulaştı. İki ülke arasında çıkan çatışmalarda her iki taraftan onlarca asker öldü. Sivillerin de öldüğü çatışmaların nedenini her iki ülke de karşı tarafın provokasyonu olarak nitelendirdi. Azerbaycan Savunma Bakanlığına göre, Ermenistan ordusu Azerbaycan mevzilerine ve yerleşim birimlerine havan topları, top ve büyük çaplı silahlarla ateş açmıştı. Ermenistan Savunma Bakanlığına göre ise, Azerbaycan güçleri yerleşim yerlerine ve askeri güçlerin mevzilerine ateş açmıştı. Her iki taraf saldırıya uğradığını ve mağdur olduğunu iddia etti. Kayıpların ve itidal çağrılarının ardından çatışmalar 5 Nisanda sona erdi. Ancak yaşanan gerginliğin sürmekte olan üçüncü emperyalist paylaşım savaşının Kafkasya’daki tezahürlerinden biri olduğu ve daha büyük çatışmaların kapıda olduğu aşikârdır.

Güney Kore İşçi Sınıfı Direniyor

Güney Kore’de bugün yaşananlar, gerek iktidarın uyguladığı saldırı programları ve gerekse de işçi sınıfının bu saldırılara karşı verdiği mücadele bakımından önemli bir örnek oluşturmaktadır. Park Geun-hye yönetiminin izlediği politikalar, kapitalizmin sistem krizi ve emperyalist savaş koşulları altında hemen her ülkede burjuvazinin izlediği veya izleyeceği politikalardır. Dolayısıyla sadece Kore işçi sınıfı açısından değil, tüm dünya işçileri açısından benzer saldırı programları ve tehlikeler mevcuttur. Yani bu saldırı paketini, küresel sermayenin işçi sınıfına yönelik küresel saldırı paketinin bir parçası olarak nitelemek yerinde olacaktır. Dolayısıyla hem dersler çıkarmak hem de işçi sınıfının uluslararası mücadelesinin dinamiklerini değerlendirebilmek açısından Kore işçi sınıfının deneyimlerine bir göz atmak faydalı olacaktır.

Emperyalist Savaşın Kafkasya Cephesi

Aralık ayı başından bu yana Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki gerilim çatışmaya dönüşmüş durumda. 24 Kasımda AKP hükümetinin emriyle düşürülen Rus bombardıman uçağının ardından, Dağlık Karabağ bölgesi üzerinden yürüyen ve tarihsel bir arka planı olan Ermenistan-Azerbaycan arasındaki gerilim çatışmaya dönüştü. Rusya’nın Suriye’deki ağırlığını hissettirmesini takiben iç ve dış politikalarında iyice köşeye sıkışan Türkiye, maceracı politikalarını değiştirmeye pek niyeti olmadığını uçak düşürme olayıyla bir kez daha göstermişti.

Fumiaki Hoşino’ya Özgürlük!

Fumiaki Hoşino haksız bir suçlamayla 1975 yılından bu yana ağır koşullarda hapis cezası çekiyor. İşçi sınıfı davasının aktif bir militanı olan Hoşino, 1971 yılında Okinawa’daki Amerikan askeri üslerinin kapatılması için yürütülen kitlesel mücadelelerde aktif biçimde yer almıştı. Tüm dünyada Vietnam savaşı ile ilgili olarak büyük bir protesto ve mücadele dalgasının yaşanmakta olduğu o günlerde bu protesto ve eylemler aynı zamanda büyük bir devlet baskısıyla karşılaşıyordu. Bu üsler Vietnam savaşı bağlamında özellikle önemliydi, zira bu savaşta Vietnam halkına büyük acılar yaşatan korkunç Napalm bombaları tam da bu üslerden havalanan Amerikan uçaklarından atılıyordu.

Şahruk Zamani İran Zindanlarında Katledildi

İranlı molla rejiminin Recai Şahr Hapishanesinde tutsak olarak tuttuğu sosyalist sendikacı Şahruk Zamani’nin 13 Eylülde gelen ölüm haberi karşısında büyük bir üzüntü ve öfke içindeyiz. Ailesine ve yoldaşlarına en içten başsağlığı duygularımızı iletirken, onun ölümünden doğrudan sorumlu olan İran molla rejimini bir kez daha lanetliyoruz. Şahruk Zamani’nin ve diğer politik tutsakların serbest bırakılması için yürütülen uluslararası kampanyalara UİD-DER olarak uzun süredir destek veriyorduk. Şahruk yoldaş da bu desteğimiz nedeniyle her fırsatta bizlere teşekkürlerini iletiyor ve çalışmalarımızı dayanışma mesajlarıyla destekliyordu.

Hong Kong’da Neler Oluyor?

Hong Kong’da yaşanan süreç, gittikçe daha da gericileşen emperyalist-kapitalist sistemde burjuvazinin, kitlelerin demokratik taleplerini ve özlemlerini kendi çıkarları doğrultusunda suiistimal etmelerinin örneklerinden birisini oluşturuyor. Burjuvazinin derdi emekçi halkın yakıcı sorunlarına çözüm bulmak değildir. Kendi işine gelen hususlarda kontrollü bir kitle seferberliğini hayata geçirebilen burjuvazi, kapitalist sömürünün yarattığı sorunları tümüyle görmezden gelmekte, bu doğrultudaki mücadelelerin önünü kesmektedir.

Tayland’da 12. Askeri Darbe

Güney Asya ülkesi Tayland’da, ordu tarafından 20 Mayısta sıkıyönetim ilan edildi ve ardından 22 Mayısta ordunun yönetime el koyduğu açıklandı. Böylelikle 1932 yılında doğmuş Taylandlılar, bu ülkedeki 12. askeri darbeyi görmüş oldular. Sonuca ulaşmamış darbe girişimlerini de hesaba kattığımızda Tayland’ı bir “darbeler ülkesi” olarak adlandırmak hiç de yanlış olmayacaktır. Adı iki gün sonra konmuş olsa da Genelkurmay Başkanı Prayut Çan-oça tarafından ilan edilen 20 Mayıs darbesi, 2006’dan bu yana giderek şiddetlenen burjuva çatışmanın bir sonucudur. Bu darbe Tayland’da burjuva güçler arasındaki kapışmada yeni bir evreye girildiğini göstermektedir.

Çin Kapitalizmi ve Sınıf Hareketinin Durumu

Bir yandan biriken toplumsal çelişkiler, diğer yandan ekonomik krizin ve ABD’yle gittikçe kızışan emperyalist kapışmanın basıncı ÇKP bürokrasisini gittikçe sıkıştırmaktadır. Bu durum da ÇKP içindeki kavgayı kızıştırmaktadır. Dolayısıyla önemli bir tehlike de, yükselen sınıf hareketinin ÇKP içindeki siyasi çekişmelere payanda olmasıdır. Çünkü ÇKP içindeki Maocu-muhafazakâr kanat, ki bunlar Çin’in kapitalistleşme sürecinin daha yavaş işletilmesini savunan devletçilerdir, bazı “sosyal devlet” uygulamalarını da savunmakta ve işçilerin kafasını çelebilmektedirler. Bu engellenebilirse, muazzam bir devrimci potansiyelin heba olmasının önüne geçilebilecek ve Çin işçi sınıfının dünya devrimine katkısının önü açılabilecektir.

Tayland’da Burjuva Kapışma

Tayland’da Kasım ayında başlayan hükümet karşıtı protestolar, bir ay içinde milyonların katıldığı eylemlere dönüştü. Başbakan Yingluk Şinavatra’nın istifasını isteyen kitleler, bakanlık binalarını işgal etti. Polisle protestocular arasında haftalarca süren çatışmalar, Aralık ayı ortasında zirveye ulaştı. Hükümet, önümüzdeki Şubat ayında erken seçime gitme kararı aldı. Protestoların şiddeti azalmakla birlikte, erken seçim kararı muhalefeti tatmin etmedi. Yaşananları yerli yerine oturtmak için Tayland’ın sosyo-ekonomik yapısına ve yakın tarihine kısaca göz atalım.

Bangladeş’te Kapitalizm 1000’den Fazla İşçiyi Katletti

Kölelik koşullarında çalışmaya mahkûm edilen Bangladeşli işçilerin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi için giriştikleri mücadele son yıllarda giderek kitleselleşip militanlaşıyor. Ne var ki mevcut örgütsüzlük koşullarında, bu mücadele düzen partileri tarafından kolaylıkla manipüle edilebiliyor. Devrimci bir örgütlülükten yoksun oluşları, işçileri ekonomik mücadelenin dar sınırlarına hapsediyor. Kapitalizmin yarattığı bu insanlıkdışı koşullardan kurtulmanın yolu, bu düzeni yıkmayı hedefleyen devrimci bir mücadeleden geçmektedir.

ÇKP 18. Kongresi ve Gösterdikleri

Çin işçi sınıfının önümüzdeki dönemde artacağı kesin olan saldırılara karşı girişeceği mücadele, dünya işçi sınıfı açısından da büyük önem taşıyor. Süren dünya krizinden, derinleşen sefalet koşullarından ve yayılmakta olan emperyalist savaş gerçekliğinden tek hakiki çıkış yolu bir proleter devrimdir. Çin işçi sınıfı devasa gövdesiyle bu yola adım atmayı başarabildiği takdirde dünya sosyalist devrimi için büyük bir imkân doğmuş olacaktır. Bu imkânı hakkıyla değerlendirebilmek için özelde Çin işçi sınıfının, genelde ise dünya işçi sınıfının Enternasyonalist Komünist bir önderliğe ihtiyacı apaçık ortadadır.

Foxconn’da “Bir Milimetrenin Yüzde İkisi” Bardağı Taşırdı

Daha fazla kâr güdüsü ile hareket eden sermaye ucuz işgücüne doğru akıyor. Gittiği yerlerde meydanı boş bulan kapitalizm gerçek yüzünü tüm vahşiliği ile göstermekte. Kapitalistler için ucuz emek cenneti yaratmak üzere bölge devletlerinin girdikleri rekabet, Çin’dekinden bile daha ağır çalışma koşullarının yaygınlaşmasına yol açıyor. Sonuç olarak Çin ve diğer Doğu ve Güneydoğu Asya ülkelerinde sömürü koşulları her geçen gün daha da ağırlaşmaktadır.

Çin: Dünyanın Atölyesinde Neler Oluyor?

Kapitalizmin derin krizi tüm dünyayı etkisi altına almışken ve işçi sınıfı milyonlar halinde sokaklara dökülürken, Çin’in bu sarsıntıdan muaf kalması düşünülemez. Bu sarsıntılar, bürokrattan bozma yeniyetme kapitalistleri derin bir korkuya sürüklüyor. Sarsıntıların sistemi yok edecek bir tsunamiye dönüşme ihtimali Çinli egemenlerin korkulu rüyası iken, işçilerin örgütlü bir biçimde dünyayı sarsacak bir eylemliliğe atılması, gerçek sosyalizmi var etmek isteyenlerin umududur.

“Rus Baharı” mı?

Putin, kelimenin gerçek anlamıyla bir Bonapart olarak yükselmiş ve tam da bundan ötürü Rusya’nın acımasız çarlarından Korkunç İvan’la özdeşleştirilmiştir. Rusya’da kurulan Bonapartist rejim, bürokratik diktatörlükten kapitalizme geçişte çivileri sökülen devleti burjuva temellerde örgütlemeyi, ekonomik ve siyasi karmaşaya son vermeyi başarmıştır. Bu rejim burjuva sistemin, geçen 20 yıl içinde gelişen burjuva ve küçük-burjuva sınıfın kökleşmesini de sağlamış bulunuyor. Nitekim burjuva muhalefetin sokağa inmesi, gösterilere katılan insanların sayısının artması, Putin’in reformlardan dem vurması bunun bir yansımasıdır.

Bin Ladin'in Ardındaki Gerçek

Tarihin akışının hızlandığı bir dönemden geçiyoruz. 2011 yılı bu açıdan şimdiden tarihe geçmeye aday. Yılın ilk günlerinden itibaren Arap ülkelerinde birbiri ardına gerçekleşen halk isyanlarına, yıkılan diktatörlere ve iç savaşlara tanık oluyoruz. Bu gelişmeler zincirine en son eklenen halkalardan biri de, şeytani güçlere sahipmiş gibi gösterilen ve “yeryüzünün en tehlikeli adamı” gibi sunulan Usame Bin Ladin’in Amerikan ordusunun bir operasyonuyla Pakistan topraklarında öldürülmesi oldu.

Sayfalar

Asya beslemesine abone olun.

e-broşür ve e-kitaplarımız

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.