Kitaplarımız

Our books

Kitaplarımız

Asya


Azerbaycan-Ermenistan: Güney Kafkasya’da Sular Durulmuyor

Ermenistan-Azerbaycan sınırında aylardır devam eden ve kimi zaman çatışmalara neden olan gerginlik 1 Nisanda doruğa ulaştı. İki ülke arasında çıkan çatışmalarda her iki taraftan onlarca asker öldü. Sivillerin de öldüğü çatışmaların nedenini her iki ülke de karşı tarafın provokasyonu olarak ...

Güney Kore İşçi Sınıfı Direniyor

Güney Kore’de bugün yaşananlar, gerek iktidarın uyguladığı saldırı programları ve gerekse de işçi sınıfının bu saldırılara karşı verdiği mücadele bakımından önemli bir örnek oluşturmaktadır. Park Geun-hye yönetiminin izlediği politikalar, kapitalizmin sistem krizi ve emperyalist savaş koşulları ...

Emperyalist Savaşın Kafkasya Cephesi

Aralık ayı başından bu yana Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki gerilim çatışmaya dönüşmüş durumda. 24 Kasımda AKP hükümetinin emriyle düşürülen Rus bombardıman uçağının ardından, Dağlık Karabağ bölgesi üzerinden yürüyen ve tarihsel bir arka planı olan Ermenistan-Azerbaycan arasındaki ...

Fumiaki Hoşino’ya Özgürlük!

Fumiaki Hoşino haksız bir suçlamayla 1975 yılından bu yana ağır koşullarda hapis cezası çekiyor. İşçi sınıfı davasının aktif bir militanı olan Hoşino, 1971 yılında Okinawa’daki Amerikan askeri üslerinin kapatılması için yürütülen kitlesel mücadelelerde aktif biçimde yer almıştı. Tüm dünyada ...

Şahruk Zamani İran Zindanlarında Katledildi

İranlı molla rejiminin Recai Şahr Hapishanesinde tutsak olarak tuttuğu sosyalist sendikacı Şahruk Zamani’nin 13 Eylülde gelen ölüm haberi karşısında büyük bir üzüntü ve öfke içindeyiz. Ailesine ve yoldaşlarına en içten başsağlığı duygularımızı iletirken, onun ölümünden doğrudan sorumlu olan İran ...

Hong Kong’da Neler Oluyor?

Hong Kong’da yaşanan süreç, gittikçe daha da gericileşen emperyalist-kapitalist sistemde burjuvazinin, kitlelerin demokratik taleplerini ve özlemlerini kendi çıkarları doğrultusunda suiistimal etmelerinin örneklerinden birisini oluşturuyor. Burjuvazinin derdi emekçi halkın yakıcı sorunlarına ...

Tayland’da 12. Askeri Darbe

Güney Asya ülkesi Tayland’da, ordu tarafından 20 Mayısta sıkıyönetim ilan edildi ve ardından 22 Mayısta ordunun yönetime el koyduğu açıklandı. Böylelikle 1932 yılında doğmuş Taylandlılar, bu ülkedeki 12. askeri darbeyi görmüş oldular. Sonuca ulaşmamış darbe girişimlerini de hesaba kattığımızda Tayland’ı bir “darbeler ülkesi” olarak adlandırmak hiç de yanlış olmayacaktır. Adı iki gün sonra konmuş olsa da Genelkurmay Başkanı Prayut Çan-oça tarafından ilan edilen 20 Mayıs darbesi, 2006’dan bu yana giderek şiddetlenen burjuva çatışmanın bir sonucudur. Bu darbe Tayland’da burjuva güçler arasındaki kapışmada yeni bir evreye girildiğini göstermektedir.

Çin Kapitalizmi ve Sınıf Hareketinin Durumu

Bir yandan biriken toplumsal çelişkiler, diğer yandan ekonomik krizin ve ABD’yle gittikçe kızışan emperyalist kapışmanın basıncı ÇKP bürokrasisini gittikçe sıkıştırmaktadır. Bu durum da ÇKP içindeki kavgayı kızıştırmaktadır. Dolayısıyla önemli bir tehlike de, yükselen sınıf hareketinin ÇKP içindeki siyasi çekişmelere payanda olmasıdır. Çünkü ÇKP içindeki Maocu-muhafazakâr kanat, ki bunlar Çin’in kapitalistleşme sürecinin daha yavaş işletilmesini savunan devletçilerdir, bazı “sosyal devlet” uygulamalarını da savunmakta ve işçilerin kafasını çelebilmektedirler. Bu engellenebilirse, muazzam bir devrimci potansiyelin heba olmasının önüne geçilebilecek ve Çin işçi sınıfının dünya devrimine katkısının önü açılabilecektir.

Tayland’da Burjuva Kapışma

Tayland’da Kasım ayında başlayan hükümet karşıtı protestolar, bir ay içinde milyonların katıldığı eylemlere dönüştü. Başbakan Yingluk Şinavatra’nın istifasını isteyen kitleler, bakanlık binalarını işgal etti. Polisle protestocular arasında haftalarca süren çatışmalar, Aralık ayı ortasında zirveye ulaştı. Hükümet, önümüzdeki Şubat ayında erken seçime gitme kararı aldı. Protestoların şiddeti azalmakla birlikte, erken seçim kararı muhalefeti tatmin etmedi. Yaşananları yerli yerine oturtmak için Tayland’ın sosyo-ekonomik yapısına ve yakın tarihine kısaca göz atalım.

Bangladeş’te Kapitalizm 1000’den Fazla İşçiyi Katletti

Kölelik koşullarında çalışmaya mahkûm edilen Bangladeşli işçilerin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi için giriştikleri mücadele son yıllarda giderek kitleselleşip militanlaşıyor. Ne var ki mevcut örgütsüzlük koşullarında, bu mücadele düzen partileri tarafından kolaylıkla manipüle edilebiliyor. Devrimci bir örgütlülükten yoksun oluşları, işçileri ekonomik mücadelenin dar sınırlarına hapsediyor. Kapitalizmin yarattığı bu insanlıkdışı koşullardan kurtulmanın yolu, bu düzeni yıkmayı hedefleyen devrimci bir mücadeleden geçmektedir.

ÇKP 18. Kongresi ve Gösterdikleri

Çin işçi sınıfının önümüzdeki dönemde artacağı kesin olan saldırılara karşı girişeceği mücadele, dünya işçi sınıfı açısından da büyük önem taşıyor. Süren dünya krizinden, derinleşen sefalet koşullarından ve yayılmakta olan emperyalist savaş gerçekliğinden tek hakiki çıkış yolu bir proleter devrimdir. Çin işçi sınıfı devasa gövdesiyle bu yola adım atmayı başarabildiği takdirde dünya sosyalist devrimi için büyük bir imkân doğmuş olacaktır. Bu imkânı hakkıyla değerlendirebilmek için özelde Çin işçi sınıfının, genelde ise dünya işçi sınıfının Enternasyonalist Komünist bir önderliğe ihtiyacı apaçık ortadadır.

Foxconn’da “Bir Milimetrenin Yüzde İkisi” Bardağı Taşırdı

Daha fazla kâr güdüsü ile hareket eden sermaye ucuz işgücüne doğru akıyor. Gittiği yerlerde meydanı boş bulan kapitalizm gerçek yüzünü tüm vahşiliği ile göstermekte. Kapitalistler için ucuz emek cenneti yaratmak üzere bölge devletlerinin girdikleri rekabet, Çin’dekinden bile daha ağır çalışma koşullarının yaygınlaşmasına yol açıyor. Sonuç olarak Çin ve diğer Doğu ve Güneydoğu Asya ülkelerinde sömürü koşulları her geçen gün daha da ağırlaşmaktadır.

Çin: Dünyanın Atölyesinde Neler Oluyor?

Kapitalizmin derin krizi tüm dünyayı etkisi altına almışken ve işçi sınıfı milyonlar halinde sokaklara dökülürken, Çin’in bu sarsıntıdan muaf kalması düşünülemez. Bu sarsıntılar, bürokrattan bozma yeniyetme kapitalistleri derin bir korkuya sürüklüyor. Sarsıntıların sistemi yok edecek bir tsunamiye dönüşme ihtimali Çinli egemenlerin korkulu rüyası iken, işçilerin örgütlü bir biçimde dünyayı sarsacak bir eylemliliğe atılması, gerçek sosyalizmi var etmek isteyenlerin umududur.

“Rus Baharı” mı?

Putin, kelimenin gerçek anlamıyla bir Bonapart olarak yükselmiş ve tam da bundan ötürü Rusya’nın acımasız çarlarından Korkunç İvan’la özdeşleştirilmiştir. Rusya’da kurulan Bonapartist rejim, bürokratik diktatörlükten kapitalizme geçişte çivileri sökülen devleti burjuva temellerde örgütlemeyi, ekonomik ve siyasi karmaşaya son vermeyi başarmıştır. Bu rejim burjuva sistemin, geçen 20 yıl içinde gelişen burjuva ve küçük-burjuva sınıfın kökleşmesini de sağlamış bulunuyor. Nitekim burjuva muhalefetin sokağa inmesi, gösterilere katılan insanların sayısının artması, Putin’in reformlardan dem vurması bunun bir yansımasıdır.

Bin Ladin'in Ardındaki Gerçek

Tarihin akışının hızlandığı bir dönemden geçiyoruz. 2011 yılı bu açıdan şimdiden tarihe geçmeye aday. Yılın ilk günlerinden itibaren Arap ülkelerinde birbiri ardına gerçekleşen halk isyanlarına, yıkılan diktatörlere ve iç savaşlara tanık oluyoruz. Bu gelişmeler zincirine en son eklenen ...

Kurtuluş Mikro Kredide Değil Sınıf Mücadelesinde

Mikro kredinin mucidi sayılan Bangladeşli Muhammed Yunus 2006’da Nobel Barış Ödülüne layık görülmüştü. Sözde yoksulluğa çözüm olarak sunulan sisteme göre, verilen düşük meblağlı kredilerle yoksullar kendi işlerini kuracaklar ve yoksulluğa elveda diyeceklerdi. Yoksulluğun kaynağının kapitalizm olduğunu bilenler açısından mikro kredinin yoksulluğa ancak mikro düzeyde bir çözüm bulabileceği, gerisinin makro yalanlardan ibaret olduğu açıktı.

Çin İşçi Sınıfına Selam

Mayıs ayı ortasında Honda ve Foxconn’da başlayan grev dalgasının yayılıp, çeşitli işletmelerde ücret artışlarıyla sonuçlanması, dünya burjuvazisine Çin’deki ucuz emek cenneti döneminin artık sonuna gelinip gelinmediğini sorgulatıyor. Birçok burjuva analist, bu grev dalgasının bir “dönüm noktası” olduğunda hemfikir. Çin işçi sınıfının artık çok düşük ücretlerle, askeri disiplinin hüküm sürdüğü fabrikalarda, günde 16 saate ve haftada 7 güne varan çalışma koşullarında çalışmak istemediği açığa çıkıyor. İşçiler yalnızca burjuvaziyle değil “sendikalarla” da giderek daha çok karşı karşıya geliyorlar. Çin devlet kapitalizmi, bağımsız sendikalara izin vermiyor. Sendikalar devletin ve dolayısıyla da yerlisiyle yabancısıyla burjuvazinin çıkarlarını koruyorlar.

Emperyalist Kavganın Kore Cephesinde Gerginlik Tırmanıyor

Emperyalist savaş sürecinin başlıca gerilim alanlarından biri olan Kore yarımadasında tırmanan bu gerginlik tüm dünyada yankısını buldu ve emperyalist savaşın soğuk rüzgârlarını bir kez daha hissettirdi. ABD’nin, İran’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin uranyum zenginleştirme faaliyetini durdurmasına ilişkin kararına uymadığına istinaden, konseyden İran’a daha fazla yaptırım uygulanması için bir karar çıkarma çabası içerisinde olduğu bir dönemde yaşanan bu gelişme, emperyalist kavganın birçok cephede birlikte yükseldiğini gözler önüne seriyor.

Tayland’da Burjuvazinin İt Dalaşında Emekçiler Eziliyor

Burjuvazi içindeki iktidar kavgasının fiili çatışmalar biçimine bürünmesinin son örneği, geçtiğimiz günlerde, Güneydoğu Asya’da yer alan ülkelerden Tayland’ın başkenti Bangkok’da yaşandı. Eski başbakan Taksin Şinavatra’nın liderliğini yaptığı ve daha çok “Kırmızı Gömlekliler” olarak bilinen “Diktatörlüğe Karşı Ulusal Birleşik Cephe” taraftarlarının, Başbakanın istifa etmesi ve erken seçime gidilmesi talebiyle 3 Nisanda başlattıkları gösterilerde en az 50 kişi öldü, 1600’den fazla kişi ise yaralandı.

Kırgızistan’da Halk Ayaklanması

Geçtiğimiz haftalarda (6-8 Nisan) Kırgızistan’da gerçekleşen kitlesel protestolar hükümetin devrilmesiyle sonuçlanan bir halk ayaklanmasına dönüştü. Hükümetin birkaç gün içinde hızla gelişen protesto gösterilerini kanla bastırmaya kalkışması, bir yandan 100 kadar kişinin ölmesine ve 1000 kadar kişinin de yaralanmasına yol açarken, diğer yandan kitle hareketini kamçılayarak hükümetin yıkılışını ve devlet binalarının kitlelerce işgalini beraberinde getirdi.

Emperyalist Planlar Kafkasya’ya Barış Getiremez

Emperyalist planların hayata geçmesi, zaten varolan sorunlara yeni sorunlar ekleyecektir. Bu planlar, halkların kendi kaderlerini tayin etmesine dayalı çözümler içermediklerinden, getirilen her çözüm son tahlilde suni ve tepeden kalmaya mahkûmdur ve geçici olacaktır. Ayrıca emperyalist-kapitalistlerin arasındaki çıkar çatışmalarının sonu da olmadığından, her daim yeni sorunlar kışkırtılacak ve halklar birbirine düşürülmeye çalışılacaktır. Yıllarca özerk olarak varolmuş ve sonra da bağımsızlığını ilan etmiş Dağlık Karabağ’ın, Ermenistan dâhil hiçbir ülke tarafından tanınmamış olması buna örnektir. Güya sorunun çözümü amacıyla taraflar bir araya gelmekte, ABD, Rusya, Fransa gibi emperyalist güçler işin içine burunlarını sokmakta, ama halkların talepleri kaale alınmamaktadır.

Sefalet ve Çelişkiler Ummanı Hindistan

Hindistan, kapitalizmin bir avuç azınlık için akıl almaz bir zenginlik, yüz milyonlarca insan içinse korkunç bir sefalet ürettiğinin en çarpıcı örneklerinden biridir. Uzay teknolojisine sahip bir ülkede bin yıllık kast sistemi halen mevcudiyetini sürdürebiliyorsa, çileciliği ve sefaleti kutsayan ilkel bir din halen güçlü bir şekilde varlığını korumaya devam ediyorsa bunun temel nedeni kapitalizmdir. Bir tarafta dünyanın en karmaşık bilgisayar yazılımları üretilirken, hemen yanı başında 800 bin insan açıktan akan lağımları temizlemek için tuvalet temizleyiciliğiyle geçimini sağlıyorsa bunun nedeni kapitalizmdir.

Diller Dağından Emperyalist Paylaşım Alanına

Dünyanın en çeşitli etnik bileşimine sahip coğrafyalarından birisidir Kafkaslar. Farklı dillere, dinlere ve etnik kökenlere sahip çok sayıda halk, bin yıllardır bu coğrafyada iç içe geçmiş bir şekilde yaşamaktadır. Ne var ki, halkların gönüllü birlikteliği temelinde muazzam bir kültürel zenginliğin ifadesi olacak ulusal çeşitlilik, kapitalist-emperyalist sistemde, en azgın çatışmaların, boğazlaşmaların ve düşmanlıkların kanlı yatağına dönüştürülmektedir.

Nepal: Maoculuk ve “Sosyalist” Yönelimli Ulusal Kapitalizm!

Avrupalı ve ABD’li seçkinlerin “huzur” ülkesi diye tanımlamayı pek sevdikleri Nepal’de, Kurucu Meclis (Anayasa Meclisi) seçiminin sonuçları, gerçekte ülkede “huzur” sahibi tek kesim olan egemen sınıfı alabildiğine sarstı. Çünkü, 10 Nisan 2008’de yapılan seçimin galibi, monarşinin sona ermesini savunan Nepal Komünist Partisi (Maoist) oldu. NKP(M), 1996 yılında başlattığı “Uzun Erimli Halk Savaşı”nı, Nisan 2006’da gerçekleştirilen ve bir milyon insanın sokaklara döküldüğü 19 günlük ayaklanma ile kitlesel bir seferberliğe dönüştürmüştü.

Butto Suikastıyla Derinleşen Kriz

Kısa bir süre önce, “seçimlere kadar geçecek sürede Pakistan’da sular durulacağa benzemiyor. Bir yandan Navaz Şerif diğer yandan İslamcı örgütler ‘ittifak’ arabasının yoluna taş koymak için ellerinden geleni yapacaklar gibi görünüyor. Zaten emperyalist paylaşım kavgasının kızıştığı koşullarda bu bölgede kalıcı bir sükûnet beklemek abes olurdu” değerlendirmesinde bulunmuştuk. Benazir Butto’nun öldürülmesiyle Pakistan’da var olan siyasal kriz ortamı daha da derinleşti.

Kapitalizmin Bataklığında Pakistan

Emperyalist müdahalelerin ve bunlara bağlı olarak egemen sınıf içerisindeki çatışmaların yarattığı kanlı tabloların hiç de yabancısı olmayan Pakistan, uzunca bir süredir çalkantılı bir politik süreç yaşıyor.

Çin’de İşçi Hakları

Yeni yeni uyanmakta olan Çinli işçilerin son yıllarda yoğunlaşan mücadeleleri tüm dünya işçi sınıfı açısından büyük önem taşıyor. Çünkü Çin işçi sınıfı dünya işçi sınıfının en büyük parçası ve dünyanın her yerindeki patronların gözdesi konumunda. Dünyadaki üretimin büyük bir hızla Çin’e kayması nedeniyle Çinli işçilerin mücadelesi tüm dünyadaki işçiler için özel bir önem kazanmaktadır ve bu mücadele yaygın, militan ve etkili bir yükseliş halini aldığı ölçüde tüm dünya işçileri için yeni bir ilham kaynağı olacaktır.

Emperyalist Savaşın Yeni Halkası: Kırgızistan

Dünya basını durmaksızın haber geçiyor ve Kırgızistan’da bir halk “devrimi” yaşandığını duyuruyor. Gürcistan ve Ukrayna’da başlayan sözümona “devrim” Kırgızistan’a ulaşmış! Sırada kimin olduğunu soruyor büyük Amerikan ve Avrupa gazeteleri. ABD emperyalizminin sözcüleri ve tekelci finans-kapitalin elindeki medya, Kırgızistan’daki “Lale Devriminin” ülkeye demokrasi getireceğini vaaz ediyor.

Sendikalarda Kadınların Rolü ve PTUDC'nin Mücadelesi

Çalışan kadınlar, aşırı sömürünün, şiddetin, hırs, cehalet ve yoksulluğun boğucu basıncı altında inliyorlar. Onlar değişimi ve bu sömürü sistemine son vermeyi istiyorlar. Doğru bir devrimci program, strateji ve bunların hepsini taçlandıran devrimci bir parti, kadınları toplumun diğer kesimleriyle birleştirerek harekete geçirebilir. Kadınların kurtuluşu, sadece işçi sınıfını cinsiyet temelinde bölmeye hizmet eden feminizm aracılığıyla değil, erkek yoldaşlarıyla birlikte yürütecekleri sınıf mücadelesi sayesinde mümkündür. Tarih bu görevi bizim omuzlarımıza yüklemiştir.

Afganistan: Tarihsel Bir Bakış

Afganistan'da devam eden mevcut savaşı anlamak için, bu trajik toprakların tarihini şekillendiren faktörleri göz önünde bulundurmak gerekir. Afgan tarihi, Afganistan'ı art arda zapteden istilâcılar sayesinde pek çok iniş çıkıştan geçmiştir...

e-broşürlerimiz

  • Mehmet Sinan
    Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi ...
  • Marksist Tutum
    Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
  • Elif Çağlı
    Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
  • Elif Çağlı
    Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
  • Elif Çağlı
    Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine ...
  • Mary Harris Jones
    İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını ...
  • Elif Çağlı
    Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
  • Elif Çağlı
    Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Örneğin günümüzde anarşizm daha ziyade burjuva karakterli unsurlar tarafından gelgeç bir radikalizm türü olarak benimsenip öğrenci hareketine yansıtılıyor. Özünde milliyetçi olan sözde bir anti-emperyalizmin çıkmaz ...
  • Marksist Tutum
    Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.

Kısa Okur Mektupları

Takip et

Kategoridekiler