Kitaplarımız

Our books

Kitaplarımız

Nükleer Enerji


Japonya’da Atom Reaktörleri Yeniden İşlemeye Başlıyor

Şinzo Abe başbakanlığındaki hükümet, Japon halkının büyük çoğunluğunun itirazına rağmen, geçtiğimiz yıl nükleer santralleri yeniden devreye sokmaya karar verdi ve bu kararını hayata geçirmeye girişti. Japonya’nın güneybatı sahilinde ve Tokyo’dan bin kilometre uzaklıkta bulunan Sendai nükleer ...

AKP’nin Nükleer Sevdası

AKP hükümeti ile Japon hükümeti arasındaki Sinop’ta nükleer santral yapımını öngören anlaşmayı onaylayan yasa, Nisan ayı başında Meclis’te kabul edildi. Cumhurbaşkanı da yasayı hemen onayladı. Aynı günlerde Mersin’e yaptırılması planlanan Akkuyu nükleer santralinin deniz hidroteknik yapılarının ...

Nükleerden “Güzel Ölümleri” Beklerken /2

Apaçık ki, burjuvaziye hiçbir şekilde güvenilemez. İnsanlığın geleceği ve kaderi asla burjuvaziye bırakılamaz. Nükleer enerji santrallerine karşı mücadeleyi büyütmek, bunun nükleer silahlanmaya bağını sürekli olarak teşhir etmek, temiz, yaşanabilir bir doğa kavgasını yürütmek işçi sınıfının kapitalizme karşı mücadelesinin kopmaz bir parçasıdır. Nükleer santralleri engelleyebiliriz. Unutmayalım ki, her şey gibi, onları da inşa edecek olan işçi sınıfıdır. Bu noktada işçi hareketinin duyarlılığını sağlama, göstermelik olarak değil gerçek bir mücadele başlığı olarak nükleer karşıtlığını sendikaların gündemine sokma görevi devrimci işçilerin önünde duruyor.

Nükleerden “Güzel Ölümleri” Beklerken

AKP hükümetinin nükleer iştahı doymak bilmiyor. Geçtiğimiz ay Japonya’yla, Sinop’a kurulmak üzere yeni bir nükleer enerji santrali anlaşması imzalandı. Bu anlaşma vesilesiyle nükleer tartışmaları yeniden kızıştı. Büyük burjuvazinin temsilcileri, AKP ve elbetteki nükleer lobi hararetle bu adımı ...

Fukuşima Felâketinin İkinci Yılı

Radyoaktif kirlenmeye maruz kalan bölgelerden 160 bin insan tahliye edildi. Ancak onlara gittikleri yerde hayatlarını yeniden kurabilmeleri için tazminat ya verilmedi ya da günlük ihtiyaçlarını bile karşılayamayacak düzeyde bir tazminat ödendi. Ancak nükleer felâketin yaşanmasına sebep olan TEPCO firmasına her türlü yardım yapıldı. 2012 Haziran ayında ise firma kamulaştırılarak devletin himayesine alındı ve böylece patronları büyük bir zarardan kurtarılmış oldu.

Fukuşima’da Nükleer Felâketin Etkileri Devam Ediyor

Akkuyu’dan başlayarak bir nükleer santraller kurma atağına kalkacak olan Türkiye burjuvazisinin de niyetleri ve algılayışı Japonya’daki sınıfdaşlarından farklı değildir. Başbakan Erdoğan’ın “son teknoloji ürünü bir santral kurduracağız” laflarının, TEPCO’nun “santrallerimiz yüzde yüz güvenli” şeklindeki boş böbürlenmesinden bir farkı yoktur. Kapitalistler sermayelerini büyütmek hırsıyla büyük felâketlerin yolunu döşemekte, işçi sınıfı ise bunun bedellerini ödemektedir. Bu yüzden Türkiye işçi sınıfı hem kendi burjuvalarının heveslerini kursaklarında bırakmak hem de Japonya’daki sınıf kardeşleri ile dayanışmak için sınıf örgütlerini harekete geçirmelidir.

Nükleer Santrallere Geçit Vermeyelim

Devrimci işçi sınıfı sosyalist bir gelecek için yaşanabilir bir dünyaya ihtiyaç olduğunun bilincindedir. Çevre sorunu anti-kapitalist bir perspektifle ele alınıp işçi sınıfının kapitalist sistemi yıkacak devrimci mücadelesinin bir parçası haline getirilmek zorundadır. Bu doğrultuda komünistler, ...

Kapitalist Cinayet: Nükleer Santraller

Marksistler olarak nükleer fisyon santrallerine karşı çıkıyoruz. Ama bu itirazımızı, dışa bağımlılık, yabancı sermaye vb. gibi milliyetçi argümanlar üzerinden şekillendirmiyoruz. Bizim zaten kullanacağımız rüzgârımız, güneşimiz ya da ırmaklarımız var da demiyoruz; çünkü biliyoruz ki dünyanın ...

Nükleer Santraller Yine Gündemde

Kapitalistlerin kendi çıkarları için yaptıkları hesaplar ne olursa olsun, insanlık bugün bu denli yüksek risk içermeyen alternatif enerji kaynaklarına sahiptir ve bunların hayata yaygınlıkla geçmesinin önündeki tek gerçek engel kapitalizmin hâlâ yaşıyor olmasıdır. Başta güneş enerjisine dayalı teknolojiler olmak üzere, nükleer füzyon ve diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı yolların, dünyanın enerji ihtiyacını karşılamak için teknik/potansiyel açıdan yeterli oldukları ortaya çıktığı andan itibaren, hem fosil enerji teknolojileri hem nükleer fisyon enerjisi tarihsel bakımdan gerici nitelik kazanmışlardır.

Radyoaktif Kapitalizm

Nükleer Santrallere Karşı Marksist Tutum

Nükleer santraller sorunu, insanlığın üretici güçlerinin tarihsel gelişmesinin, insanlığın bir bütün olarak ihtiyaçlarını gidermeye yeterli bir temel sağlayıp sağlamadığı, insanı ve çevreyi tahrip etmeden insan ihtiyaçlarını gidermenin mümkün olup olmadığı ve bu sorunların toplumsal-politik ...

e-broşürlerimiz

  • Mehmet Sinan
    Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi ...
  • Marksist Tutum
    Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
  • Elif Çağlı
    Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
  • Elif Çağlı
    Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
  • Elif Çağlı
    Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine ...
  • Mary Harris Jones
    İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını ...
  • Elif Çağlı
    Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
  • Elif Çağlı
    Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Örneğin günümüzde anarşizm daha ziyade burjuva karakterli unsurlar tarafından gelgeç bir radikalizm türü olarak benimsenip öğrenci hareketine yansıtılıyor. Özünde milliyetçi olan sözde bir anti-emperyalizmin çıkmaz ...
  • Marksist Tutum
    Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.

Kısa Okur Mektupları

Takip et

Kategoridekiler