Kitaplarımız

Our books

Kitaplarımız

Kitap Dünyası


“Fırtına Kuşunun Türküsü”

Sanat, insan yaratıcılığının bir yansıması olarak ortaya çıkar. Sanatçının eseri kafasında tasarladığı andan çeşitli araç-gereçle ortaya koyduğu ve son şeklini verdiği ana kadar süregelen bir yaratım sürecidir. Bu sürecin sonucunda ortaya çıkan ürün, insan ruhunu besler, güzellikle donatır ve onu inceltir. Egemen anlayış sanatı gerçeklikten ...

Mücadeleye Adanmış Bir Ömür: Clara Zetkin

İşçi sınıfı devrimcilerinin verdikleri zorlu mücadeleleri, inandıkları dava uğruna fedakârlıklarını anlatan pek çok kitap bulunmaktadır. Luise Dornemann’ın “Adanmış Bir Ömür” adlı kitabı da bunlardan biridir. Dornemann bu kitabında, tarihe adını yazdırmış, işçi sınıfının unutulmaz devrimci kadın önderlerinden Clara Zetkin’in hayatını ...

Amele Taburunda Bir Asker: Manoli Aksiyotis’in Öyküsü

Benden Selam Söyle Anadolu’ya adlı romanında Dido Sotiriyu, bir Anadolu Rum köylüsü olan Manoli’nin öyküsünü aktarır bizlere. Manoli’nin öyküsü Kırkıca’da (şimdiki adıyla Şirince) başlar. Ona göre Kırkıca yeryüzü cennetinin bir parçasıdır. Nitekim 1914’e gelinceye kadar köyde adam öldürüldüğü işitilmiş şey değildir. Savaş ...

“Baldırı Çıplak Hayırseverler”

Robert Tressell, “Baldırı Çıplak Hayırseverler” romanını yazmaktaki amacını açıklarken kapitalizm altında işçi sınıfının nasıl yaşadığını ve sosyalizmin mümkün ve yaşanabilir tek sistem olduğunu göstermek istediğini söyler. Kapitalizmin ustalıklı teşhiri, Engels’in İngiltere’de Emekçi Sınıfların Durumu kitabı ile büyük paralellikler ...

Ehrenburg’un “Fırtına”sı: Faşist Barbarlığın, Körleşmenin, Savaşın ve Direnişin Öyküsü

İlya Ehrenburg, “Fırtına” adlı romanında, faşizm ve savaş dönemini pek çok yönüyle, farklı karakterlerin yaşamı üzerinden sürükleyici anlatımıyla konu edinir. II. Dünya Savaşına giden süreçte fırtına öncesi sessizliği andıran kitlelerdeki ruh halini ve savaş sürecindeki değişimi çarpıcı bir şekilde gözler önüne serer. Muazzam bir belgesel ...

"Ölümün Ağzı"

İrfan Yalçın’ın “Ölümün Ağzı” romanında anlattığı dönemin üzerinden 70 yılı aşkın bir süre geçti. Bu süre zarfında teknolojide çok büyük ilerlemeler gerçekleşti. Ama gerek Zonguldak’ta, gerek Soma’da, gerekse diğer maden ocaklarında çalışan işçilerin hayatında neredeyse hiçbir şey değişmedi. Madenciler o günlerde ayaklarında çarıkla köle gibi zorla madene sokuluyordu. Şimdi ise ayaklarında pazarda 10-15 liraya satılan lastik çizmelerle, üç kuruşluk ücret karşılığında, yerin binlerce metre altında hiçbir can güvenlikleri olmadan çalışıyorlar.

“Bereketli Topraklar Üzerinde”

Bazı kitapların çevirdiğimiz her sayfasında “işçilerin işçilere anlattığı” duygusunu yaşarız. Bazı kitaplardaysa şunlar geçer zihnimizden: “İşçileri, işçilerin içinden anlatıyor.” İşte Orhan Kemal’in Çukurova’da işçilerin acılarını, sevinçlerini, çaresizliklerini, birbirlerini gammazlamalarını, isyanlarını, ekmek kavgalarını anlattığı Bereketli Topraklar Üzerinde isimli romanı da böyle bir romandır.

Benden Selam Söyle Anadolu’ya!

Ağızlarından salya akıta akıta sokaklara salınan faşist it sürüleri Kürt halkına karşı bir saldırı kampanyası organize etmeye çalışıyorlar. Gözlerimizin önünde tırmandırılmaya çalışılan bu sahneler ilk değildir. Tarih boyunca halkların arasındaki dostluğa, kardeşliğe balta vurmak isteyen egemen güçler bu saldırıları bizzat organize etmişlerdir.

“Ateşi Çalmak”

Galina Serebryakova’nın kaleme aldığı “Ateşi Çalmak” işte böyle bir kitaptır. Çünkü aslında kitabın anlattığı konu, işçi sınıfının Prometheus’u olan Karl Marx’ın hayatı ve mücadelesidir. Prometheus, tanrılardan ateşi çalıp insanlığa vermiştir. İnsanlık için ateş aydınlık demektir. Karanlıkta önünü görmek ve tüm zorluklara göğüs gerebilmek demektir. Çözümdür ateş. Marx da, tıpkı Prometheus gibi, kurtuluş ateşini işçi sınıfının eline vermiştir. Marx işçi sınıfı için ışık demektir. İşçi sınıfının kurtuluşu Marx’ın öğretisindedir. Marksizmin ışığında yürümektedir.

Direnen İşçilerin Hikâyesi: Direnen Haliç

Nejat Elibol’un 1988 yılında yayınlanan “Direnen Haliç” romanı, işçi sınıfı mücadelesinin yükselişte olduğu bir dönemde, bu yükselişten etkilenmiş işçilerin, 1975’te, Alibeyköy’de, aralarında Sungurlar kazan fabrikasının da olduğu üç fabrikadaki direnişlerinin öyküsünü anlatmaktadır. Romanda, işten atılma, iş bulamama korkusuyla yaşadığı koşullara ses çıkaramayan işçilerin yavaş yavaş iç sesleri duyulur, bunlar dudaklardan dökülen seslere ve sonra da bir fırtınaya dönüşerek, işçilerin kendilerinden ve başkalarından beklemedikleri olağanüstü değişimleri gerçekleştirmesini sağlar.

Gorki’nin ANA’sı

Gorki’nin Ana isimli romanı bundan tam yüz yıl önce, 1907 yılında yayınlandı. O dönemin Rusya’sını pek çok yönüyle çarpıcı bir şekilde anlatan roman, bugünün işçi ve devrimci kuşakları için kesinlikle okunması gereken bir kitap.

Devrim Yılları – 1905

Devrim Yılları - 1905 romanı, 1905 devriminin hemen arifesinde yaşanan deneyimleri, sovyetlere giden yolu ve Bolşeviklerin bu süreçteki rolünü gözler önüne sermeyi başarabilen devrimci romanlardan biri.

Gladkov’un Çimentosu

Yalnız Kalan Devrimin Çelişkileri

Sınıflar kavgası tarihsel bir gerçekliktir; bu gerçeklik Rusya’da proletaryayı kimsenin ummadığı bir süreçte iktidara getirerek çetin bir savaşımın içine sürükledi. Rus devrimi birtakım tarihsel koşulların zorlamasıyla gerçekleşti; herkesin henüz vakti gelmedi dediği bir dönemde Bolşevikler devrime önderlik etmekten geri durmadılar. Karşılaşılan zorluklar ancak dünya arenasında çözülebilirdi; devrimin dünya devrimine genişlemesi, devrim yangınının dünyayı sarması gerekiyordu. Fakat bu gerçekleşmedi. Buna rağmen, Rus proletaryası ve onun Bolşevik önderliği Ekim’i yaşatmaya çalıştı. Yapılması gereken buydu ve şimdi bizler tarihte ilk muzaffer proleter devrimden dersler çıkartarak geleceğe hazırlanıyoruz.

Kapitalizmin Karanlığını Yırtacak Kızıl Tomurcuklarız

Elif Çağlı’nın Eylül Günlüğü

Elif Çağlı’nın 12 Eylül faşizminin karanlık yıllarında kaleme alınmış ve o döneme tanıklık eden şiirleri Eylül Günlüğü adıyla yayınlandı. Çok katmanlı şiirler içeren bir kitap hakkında yazmak esasında tehlikelidir; zira şiirlerin içeriği ve taşıdığı duygu yoğunluğu düzyazıda yeterli düzeyde açıklanamayacağı gibi, okuru şiirle baş başa bırakmaktan alıkoyabilir. Fakat, anılar âleminden çıkartılarak kitaplaştırılan bu şiirler, geçmişte yaşananlara tanıklık ediyorlar ve aslında o dönemi yaşayanlardan ziyade bugünün genç kuşak devrimcilerini ilgilendiriyorlar. Çağlı’nın da vurguladığı üzere “geçmişini bilmeyen ya da unutan devrimcinin geleceği de olamaz”. Bundan ötürüdür ki, geçmişimize ve bırakılan mirasa sahip çıkmalı, daha ileriye taşımaya çalışmalıyız. Bu durum, sözünü ettiğimiz ...

Yaşayan Marksizm

Yaşadığımız topraklarda enternasyonalist komünist bir damarın açılmasında temel bir rol oynamış olan Elif Çağlı’nın Marksizmin Işığında adlı kitabı ikinci baskısını yapmış bulunuyor. Enternasyonalist komünist çizginin kendi yatağını açarak kararlı biçimde yol aldığını gösteren bu gelişme enternasyonalist komünistler için bir sevinç kaynağıdır. Gün geçtikçe değerinin daha iyi anlaşılacağına emin olduğumuz bu önemli çalışmanın daha nice basımlarla işçi sınıfının bağımsız devrimci siyasetine ışık tutmaya devam edeceğine inanıyoruz.

"Yarın Bizimdir Yoldaşlar"

Yarın Bizimdir Yoldaşlar romanı üzerinde uzun bir süre boyunca devam eden esrar perdesi, Manuel Tiago mahlasını kullanan yazarın, dönemin Portekiz Komünist Partisi genel sekreteri Álvaro Cunhal olduğu anlaşıldıktan sonra kalkmıştı. 1974’teki Karanfil Devriminden sonra bakanlık görevlerinde de bulunan Cunhal (1913–2005), 13 Temmuzda hayata gözlerini yumdu. İki gün sonra Portekiz’in başkenti Lizbon’da gerçekleştirilen cenaze törenine yüz binler katıldı ve Cunhal ve eseri tekrar gündeme geldi.

Son Gülen İyi Güler: Büyüyen İşçi Sınıfı

Sınıftan kopuş eğiliminin farklı tezahürlerinin ortalıkta kol gezdiği bir dönemde, işçi sınıfının ve onun devrimci potansiyelinin bilimsel kavranışı, yeni devrimci kuşaklar açısından bir olmazsa olmazdır. Elif Çağlı, Büyüyen İşçi Sınıfı’nda bizlere bu fırsatı sunuyor. Ve Marksizme içkin tarihsel iyimserlik içerisinde, Lenin’in o çok sevdiği sözle noktalıyor: Son gülen iyi güler!

Emperyalist Savaş ve Kitlelerdeki İç Dönüşümün Öyküsü: 1902 Doğumlular

Ernest Glaeser'in 1902 Doğumlular adlı romanı, savaş ve savaşta alınan tutumları, yığınlardaki değişimleri belgesel bir nitelikte anlatmaktadır. İşçi sınıfının Birinci Dünya Savaşı dönemindeki ruh halini, savaşa dair nasıl bir hazırlıksızlık içinde bulunduğunu ve bunda II. Enternasyonal reformizminin ve şovenizminin nasıl etkili olduğunu çarpıcı bir dille anlatan bu roman, bugünün genç kuşaklarının hafızalarının tazelenmesine katkıda bulunacaktır.

Komünist Manifesto'nun 1997 Baskısına Önsöz

Bir Kitabın Anımsattıkları

Elif Çağlı'nın Marksizmin Işığında adlı kitabı bu yılın başında Tarih Bilinci Yayınları tarafından yayınlandı... Kitapta ele alınan konular ve yürütülen tartışmalar bizi on beş yıl öncesine götürüyor ve o dönemde SSCB ve Doğu Avrupa'da yaşanan fırtınalı olayları, Gorbaçov'un estirdiği değişim rüzgârlarını ve bu gelişmeler üzerine Türk solunda yapılan hummalı tartışmaları yeniden hatırlamamızı sağlıyor.

e-broşürlerimiz

  • Marksist Tutum
    Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
  • Elif Çağlı
    Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
  • Elif Çağlı
    Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
  • Elif Çağlı
    Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine ...
  • Mary Harris Jones
    İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını ...
  • Elif Çağlı
    Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
  • Elif Çağlı
    Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Örneğin günümüzde anarşizm daha ziyade burjuva karakterli unsurlar tarafından gelgeç bir radikalizm türü olarak benimsenip öğrenci hareketine yansıtılıyor. Özünde milliyetçi olan sözde bir anti-emperyalizmin çıkmaz ...
  • Marksist Tutum
    Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.

Kısa Okur Mektupları

Takip et

Kategoridekiler