Navigation

Gebze'de 1 Mayıs

Gebze Sendikalar Birliğinin düzenlemiş olduğu 1 Mayıs mitingi 16:45'te trafo meydanından yürüyüşle başlayıp 18:30'da Cumhuriyet meydanında bitti. Mitinge yaklaşık 8.000 kişi katıldı.

Mitinge, Petrol-İş, Eğitim-Sen, Teksif, Tez-Koop-İş, Kristal-İş, Çelik-İş, Birleşik Metal İş ve Genel İş'in yanı sıra çeşitli legal sol partiler de küçük kortejlerle katıldılar.

Miting için toplanma saati 16:30 olmasına rağmen vardiyadan 15:00'da çıkan işçiler 15:30 gibi trafo meydanında birikmeye başladılar. Yürüyüşün başlangıç noktası, güzergahı ve miting alanı saatler öncesinden polis tarafından çevrilmişti. Yürüyüşün başlamasından önce alana gelenlerde göze çarpan bir canlılık yoktu. Daha çok fabrikalardan gelen işçiler kendi aralarında kümeleşip dağınık bir şekilde duruyorlardı. Mitinge yaklaşık 1000 kişiyle en büyük katılımı sağlayan Birleşik-Metal işçileri Trafo meydanına yakın bir yerde toplanarak yürüyüşün başlama saati yaklaştığında kortejler halinde meydana girdiler. Burada yürüyüşün başlaması beklenirken Makine Takım İşçileri davullarla canlı bir biçimde yürüyüşün başlangıç noktasına geldiler.

Yürüyüşle birlikte kortejlerden de yavaş yavaş sloganlar yükselmeye başladı. Yürüyüş boyunca (çalışan biziz yöneten de biz olacağız; İş, ekmek, özgürlük; Yaşasın 1 Mayıs; Kölelik yasasına hayır; ABD Ortadoğu'dan defol; Birlik Mücadele Zafer; İşçilerin birliği sermayeyi yenecek; ABD Irak'tan elini çek; Irak'ta özgürlük işçilerle gelecek; Yaşasın sınıf mücadelesi; Susma sustukça sıra sana gelecek) gibi sloganlar sıkça atıldı. Sendika kortejlerinde sendika pankartları ve flamaları taşındı.

Kortejler alana ulaştıktan sonra mitingin başladığı anons edilerek mitinge katılan sendika genel merkez ve konfederasyon yöneticileri duyuruldu. İlk sözü alan Hak-İş genel başkanı Salim Uslu konuşmasında hükümete yüklendi ve ayrıca bugün sadece kalbimiz Gebze'de ve İstanbul'da değil aynı zamanda Bingöl'de atıyor diyerek depremde ölenleri andı.

Ardından konuşma yapan Gebze Sendikalar Birliği dönem sözcüsü Çelik-İş şube başkanı Şerafettin Koç, konuşmasına 1886'dan bu yana 1 Mayıs'larda mücadele ateşinin yandığını söyleyerek ve 1886'da idam edilen işçi önderlerinden August Spies'in "bizi asarak bu mücadeleyi engelleyebileceğinizi düşünüyorsanız asın, ancak yanılıyorsunuz, bizleri asarak sadece bir kıvılcım yok edebilirsiniz, ama içten içe her yanda yanan ateşi söndüremezsiniz, her an yeni kıvılcımlar çakılacaktır" şeklindeki sözlerini aktararak başladı. Koç, işçi sınıfının uluslararası bir sınıf olduğunu ve onun enternasyonal niteliğinin de en açık şekilde işçi sınıfının birlik, mücadele, dayanışma günü olan 1 Mayıs'ta somutlandığını belirtti.

Gebze'de 1 Mayıs bu yılla birlikte ikinci kez kutlanmasına rağmen geçen yıla göre katılımdaki düşüş açıkça göze çarpıyordu. Yine mitingin tamamına bakıldığında 1 Mayıs'ta olması gereken coşku yoktu. Alanda birçok kortejin bekleme süresi 15-20 dakikayı geçmedi. Saygı duruşunun "Mustafa Kemal ve arkadaşları, depremde kaybettiğimiz vatandaşlarımız, iş kazalarında ölen işçi kardeşlerimiz (ve sonuna da utangaç bir biçimde) bu davada ölen işçi kardeşlerimiz için" anonsuyla yapılması da, sınıf hareketinin mevcut durumunu göstermesi bakımından ilginçti.

Bütün olarak bu mitinge baktığımızda 1 Mayıs'a yakışır bir coşkunun olmaması bizleri elbette ki umutsuzluğa, moral bozukluğuna itmemelidir. İşçi sınıfının örgütlülük düzeyi ortadayken, sınıfın öz örgütleri olan sendikaların durumu ortadayken, elbette sendika bürokrasisinden daha iyisini yapmasını beklememeliyiz.

Bugün devrimcilerin ve ileri işçilerin önünde ağır bir sorumluluğun olduğu ortadadır. 2000'lerden bu yana ağır bir krizin içerisinde bocalayan dünya kapitalizmi, son dönemde Afganistan ve Irak'ta iki bölgesel savaşı gündeme getirmiştir. Bunların yanı sıra Filistin'deki çatışmaları körüklemektedir. Şu da açık bir şekilde görülüyor ki kriz her geçen gün derinleşiyor ve emperyalist-kapitalist bloklar arasında her geçen gün hegemonya mücadelesi keskinleşiyor. ABD yeni savaşların sinyalini veriyor, Latin Amerika'da devrimci bir yükseliş var. Bütün dünyada savaş karşıtı gösterilere milyonlarca insan katıldı. Küreselleşme karşıtı gösterilerde, savaş karşıtı mitinglerde işçiler yavaş da olsa öne çıkmaya başladı. Elbette ki bu koşullar altında 1 Mayıs daha büyük bir önem kazanmıştır.

Bugün bir kez daha gördük ki işçi sınıfını mücadeleye sendika bürokrasisi çekmez, önderlik edemez. Bunun için biz devrimci Marksist işçiler, sendikaları yeniden işçi sınıfının mücadele örgütlerine haline getirmek için canla başla çalışmalıyız. Sendikaların bugünkü durumuna bakarak bu örgütlerden yüz çevirmek, geniş işçi kitlelerini sendika bürokrasisinin insafına terk etmek anlamına gelen koca bir yanlıştır. Tüm dünyada yavaş yavaş yükselmeye başlayan mücadele bir kez daha işçi sınıfının uluslararası örgütlülüğünün ne kadar önemli olduğunu açıkça göstermiştir. Bizlere düşen görev işçi sınıfının uluslararası birliğinin ve onun komünist örgütlülüğünün güçlendirilmesidir. Bu perspektifle yarın 1 Mayıs'ların böyle geçmemesi için işe koyulmalıyız. Çünkü işçi sınıfı ya örgütlüdür ve her şeydir ya da örgütsüzdür ve hiçbir şey!