Navigation

Meksika’da Öğrenciler Ayağa Kalktı

Yazıcı içinYazıcı içine-postayla göndere-postayla gönder
26 Eylülde Meksika’nın güneyindeki Guerrero eyaletinde, aralarında Ayotzinapa Öğretmen Okulu öğrencilerinin de bulunduğu binlerce öğrenci ve öğretmenin katıldığı eylemde, öğretmenlerin çalışma koşullarının düzeltilmesi talep edilirken, üniversite harçlarının yükseltilmesi ve hükümetin eğitime dönük saldırıları da protesto edildi. Taleplerini dile getiren öğretmen ve öğrencilere polis azgın bir şekilde saldırdı. Göstericilerin makineli tüfeklerle tarandığı bu saldırı sonucunda 3’ü öğrenci 6 kişi yaşamını yitirdi, 25 kişi ise yaralandı. 43 öğrenciyse gözaltına alındı.

26 Eylülde Meksika’nın güneyindeki Guerrero eyaletinde, aralarında Ayotzinapa Öğretmen Okulu öğrencilerinin de bulunduğu binlerce öğrenci ve öğretmenin katıldığı eylemde, öğretmenlerin çalışma koşullarının düzeltilmesi talep edilirken, üniversite harçlarının yükseltilmesi ve hükümetin eğitime dönük saldırıları da protesto edildi. Taleplerini dile getiren öğretmen ve öğrencilere polis azgın bir şekilde saldırdı. Göstericilerin makineli tüfeklerle tarandığı bu saldırı sonucunda 3’ü öğrenci 6 kişi yaşamını yitirdi, 25 kişi ise yaralandı. 43 öğrenciyse gözaltına alındı. Ancak bu öğrencilerin nerede olduğuna dair haber alınamıyor. Görgü tanıklarına göre kaybolan 43 öğrenci polis tarafından zorla otobüslere doldurulup kaçırıldı. Bu 43 öğrencinin tamamı, solcu bir geçmişe sahip olan Ayotzinapa Öğretmen Okulu öğrencisi. Kentteki işçi ve öğrenciler, kaçırılan öğrencilerin polis ve uyuşturucu çetelerinin işbirliğiyle “kaybedildiğini” belirtiyorlar. Adalet Bakanlığı, saldırı emri verdiği belirtilen belediye başkanı ve polisler için yakalama emri çıkardı. Polislerin bir kısmı tutuklanırken, belediye başkanı ve karısı ise ortalıktan kayboldu.

43 öğrencinin kaçırıldığı Iguala kenti yakınlarında başlatılan aramalar sonucu, çok sayıda toplu mezar tespit edildi ve yapılan kazılarda onlarca yanmış ceset bulundu. Yapılan DNA testleri sonucunda cesetlerin öğrencilere ait olmadığı belirtildi. Kayıp öğrencilerin yakınları, çaresizce, çevrede kapı kapı dolaşarak kaybolan öğrencilerin fotoğraflarını gösterip öğrencileri soruyorlar. Aileler, çevredeki köylerde, boş arazilerde, derelerin çevresinde bir iz bulabilme umuduyla yakınlarını arıyorlar.

Haklarını arayan mücadeleci öğrencilerin hedef seçilerek doğrudan polis tarafından katledilmesi ve günlerdir kayıp olan öğrencilerin bulunamaması işçi ve emekçi kitlelerde büyük bir öfke doğurdu. Ülke genelinde günlerdir, özellikle gençlerin örgütlediği, binlerce işçi ve öğrencinin katıldığı eylemler gerçekleştiriliyor. Olanlardan devleti sorumlu tutan öğrenciler, hükümet binasını da ateşe vererek tepkilerini ortaya koydular. Öğrenci yakınlarının da aralarında bulunduğu on binler, gerçekleştirdikleri eylemlerde, sorumluların yargılanmasını ve uyuşturucu çetelerinin cezalandırılmasını talep ediyorlar. Ayotzinapa öğrencileri ve Demokratik Öğretmenler Sendikası, kaçırılan öğrencilerin kısa süre içerisinde bulunmaması durumunda Guerrero eyaletinde her bir ilçe ve şehirde belediye binalarını işgal edeceklerini ilan ettiler. Guerrero Üniversitesi’nde çalışan işçiler ise greve çıkarak tepkilerini dile getirdiler; öğrenciler de eylemlerle işçilere destek verdiler. Ayrıca öğrenciler, Meksika’daki diğer tüm üniversitelere 22-23 Ekimde ülke çapında gerçekleştirmek üzere 48 saatlik bir grev çağrısı yaptılar ve 22 Ekimde ülke çapında mitingler gerçekleştireceklerini duyurdular. Bu çağrı üzerine üniversitelerde ve okullarda eğitim durdu, ülkenin dört bir yanında yüz binlerce öğrencinin, eğitim emekçisinin ve işçinin katıldığı gösteriler düzenlendi. 22 Ekim, aynı zamanda polis ve askerin 1968’de gerçekleştirdiği öğrenci katliamının da yıldönümü olmasından ötürü farklı bir anlam taşıyor. 22 Ekim 1968’de, Tlatelolco bölgesinde gerçekleştirilen gösterilerde hükümetin öğrencilerin haklarına yönelik saldırı politikalarını protesto eden 300’e yakın öğrenci ve emekçi, polis ve asker tarafından katledilmişti.

1968’deki öğrenci katliamı sonrasında, 1969 ve 1980 öncesinde devletin çeşitli gerilla hareketlerine yönelik yürüttüğü acımasız savaş döneminde binlerce öğrenci, köylü ve sendika aktivisti katledildi, işkencelerden geçirildi, kaybedildi. Guerrero eyaletinde kaçırılan sendikacı, öğrenci ve sosyalistlerin kimisi elleri kolları bağlanıp taşlarla birlikte çuvallara koyularak uçaklardan okyanusa atıldı. Burjuva devlet, vahşice gerçekleştirdiği bu katliamların hesabını hiçbir zaman vermedi. Tarihi bu tür katliamlarla dolu olan Meksika devleti, benzer yöntemleri bugün de kullanıyor.

Bugün Meksika’da uyuşturucu kartelleri büyümüş, ülkenin belli bölümlerini ve ekonomisini kontrolleri altında tutar hale gelmiştir. Fakat uyuşturucu kartellerinin böylesine büyümesi tesadüf olmayıp, kapitalist devletle ve burjuva partilerle fiilen çıkarlarının çakışmasından ve gizli anlaşmalarından kaynaklanmaktadır. Bu uyuşturucu kartelleri pek çok kentte yerel polisi, eyalet savcısını, seçimleri vs. etkileyebiliyor, kontrol edebiliyorlar.

Guerrero, Meksika’nın en yoksul ve son yıllarda toplumsal huzursuzluğun yoğun olduğu eyaletlerinden biri. Bu eyalet, 2013’te Meksika’nın en yüksek cinayet oranına sahipti. Devletin palazlandırdığı uyuşturucu çetelerinin iç kapışmaları da ölü sayısını arttırdı. 2006’dan bu yana uyuşturucuyla bağlantılı olarak 100 bin insanın öldürüldüğü ya da kaybedildiği tahmin ediliyor.

Cinayet, adam kaçırma, demokratik kitle örgütleri üyelerinin ve politik aktivistlerin tutuklanması gibi saldırıların yoğun olduğu Guerrero eyaletinde, yakın dönemde pek çok önemli mücadele de gerçekleşmeye başladı. 2013 baharında Demokratik Öğretmenler Sendikası’nın Guerrero’daki yerel örgütü CETEG, eğitimde gerçekleştirilmek istenen “reformlara” karşı mücadeleye girişmiş ve baskı görmüştü. Bazı öncüleri ise tutuklanmıştı. Daha sonra ise öğretmenler, eyalet başkenti Chilpancingo’da eylemler gerçekleştirerek tutuklanan arkadaşlarının serbest bırakılmasını talep etmişlerdi.

Gençlik hareketinin güçlenmesinden ve işçi hareketiyle birleşip kendi düzenlerini sarsmasından korkan burjuvazi, polisini ve uyuşturucu çetelerini devreye sokarak geçmişte yaptığı gibi bugün de mücadelenin önüne geçmeye çalışmaktadır. Lakin kayıplar, katliamlar genç kuşağın gözünü korkutmak bir yana çürüyen düzene olan öfkesini daha da biliyor. Binlerce gencin paramiliter gruplara ve polise rağmen büyük bir cesaretle ve kararlılıkla mücadeleye giriştiklerini görüyoruz. Ancak şu çok iyi bilinmeli ki, bu öfke kapitalist düzene ve burjuva devletin kendisine yönelmediği sürece toplum şiddetten, uyuşturucu kartellerinden ve çetelerinden kurtulamayacaktır.