Emperyalist Savaş ve Açlık


Tek başına Bill Gates’in serveti 86 milyar dolar. Milyonlarca Yemenlinin hayatta kalabilmesi için gerekli olan 2,1 milyar dolardan 40 kattan daha fazlası tek kişinin elinde. Kapitalizm işte bu korkunç çelişkiler üzerine kurulu. Aç çocukların dünyaya dargın bakan gözleri, insanlığı mücadeleye çağırıyor, işçi sınıfını göreve çağırıyor.


Geçtiğimiz haftalarda Birleşmiş Milletler, dünyanın 1945’ten, yani İkinci Dünya Savaşından bu yana en büyük insani krizle karşı karşıya olduğunu açıkladı. Açıklamayı yapan BM İnsani Yardım Koordinatörü Stephen O’Brien, Yemen, Somali, Güney Sudan ve Nijerya’da 20 milyondan fazla insanın açlıkla karşı karşıya olduğunu ve felâketin önüne geçmek için Temmuz ayına kadar 4,4 milyar dolar yardımda bulunulması gerektiğini tüm dünyaya duyurdu.

2015 Martından bu yana savaş alanına çevrilen Yemen’de korkunç bir insanlık dramı yaşanıyor. Suudi Arabistan’ın başını çektiği, aralarında diğer Körfez ülkelerinin de olduğu savaş koalisyonu, 2015 Martında Yemen’i bombalamaya başlamıştı. O gün bugündür Yemen’de kentler, köyler, hatta hastaneler ve mülteci kampları bile bombalanıyor, yakılıp yıkılıyor. Kadın, çocuk, yaşlı, genç demeden binlerce insanın bedeni paramparça edildi ve edilmeye de devam ediyor. Bu süreçte sadece hava saldırılarında 8 bine yakın insan yaşamını kaybetti. Emperyalist güçler nüfuz, yatırım ve pazar alanlarını, yeraltı zenginliklerini yeniden paylaşmanın kavgasına tutuşurken, ezilen milyonlarca yoksul emekçi emperyalist savaşla birlikte artık açlık sorunuyla da yüz yüze kalmış durumda. Yemen’de nüfusun üçte ikisi yani 18,8 milyon insan yardıma muhtaç ve 7 milyondan fazlası aç. Yerleşim yerlerinin bombalanması ve harap edilmesi nedeniyle temiz suya, besine ulaşamayan, tedavi imkânı bulamayan çoğunluğu çocuk olmak üzere binlerce insan hayatını kaybetmiş durumda. Sadece son iki ay içerisinde savaştan kaçıp hayatta kalma umuduyla ülkeyi terk edenlerin sayısı 48 bin. 2 milyondan fazla çocuk okula gidemiyor, tüm gelecekleri, hayalleri yok oluyor, sönüp gidiyor. Yemenlilerin hayatını kurtarabilmek ve koruyabilmek için 2,1 milyar dolar yardıma ihtiyaç var.

Doğu Afrika’da yer alan ve Hint Okyanusuna açılan Somali, tıpkı Aden Körfezinin karşı yakasındaki Yemen gibi petrol ticareti başta olmak üzere deniz ticaretinde merkezi bir pozisyona sahip. İki ülkenin toprakları petrol bakımından zengin olmasa da petrol ve enerji nakil koridorlarının denetimi açısından coğrafi konumları jeo-stratejik bir önem taşıyor. Bu iki ülke, Ortadoğu’da İran’ın, Afrika’da ise Çin’in önünü kesmek isteyen ABD’nin ve diğer emperyalist-kapitalist devletlerin türlü oyunlarına sahne oluyor. Bölge çeşitli bahanelerle emperyalist abluka altına alınıyor. Coğrafi konum açısından Yemen’le büyük bir benzerliğe sahip olan Somali’de, yoksulların kaderi de Yemenlilerden farklı değil. Somali’de 2010-2012 arasında 260 bin insan açlıktan hayatını kaybetmişti. Bugün bir kez daha milyonlarca insan açlıkla yüz yüze. İnsanlara yaşam alanı bırakılmıyor, hayvanları, tarlaları, temiz içme suları yok. Çocuklar ve kadınlar yiyecek ve su bulabilmek için haftalarca yürüyor ama nafile… 6,2 milyon insan yardıma ve korunmaya muhtaçken, 3 milyona yakın insan açlıkla karşı karşıya. Milyonlarca açın hayatta kalabilmesi için acil yardıma ihtiyaç var.

Açlık sorununun baş gösterdiği ülkelerden biri de on yıllardır çatışmanın eksik olmadığı Güney Sudan’dır. Sudan halkı, 1956’da İngiliz sömürgesi olmaktan kurtulmuştu. Ancak sömürge döneminde ekilen düşmanlık tohumları emperyalist güçlerin kışkırtmalarıyla kısa sürede boy vermiş ve Sudan halkı, on yıllar süren iç savaşın içine yuvarlanmıştı. 1956’dan itibaren Sudan, Güney ve Kuzey olarak ayrışmaya ve çatışmaya başlamıştı. Bu süreç 1972’de son bulsa da 1983’te ikinci bir iç savaş daha başlayacaktı. Bu kez iç savaş tam 22 yıl sürmüş ve 2 milyondan fazla insan yaşamını yitirmişti. 2005’te yapılan anlaşma ve 2011’deki referanduma dayalı ayrılık sonrasında barışa kavuşacaklarını düşünen Sudan halkının umutları kısa sürede solduruldu. Nil sularının ve petrol bölgesi Abye’nin paylaşımı sebebiyle kısa sürede yeniden çatışmalar baş gösterdi ve Güney ve Kuzey yeniden savaşın eşiğine getirildi. Nitekim emperyalist güçlerin cirit attığı topraklarda barış ve huzurun yeşermesi beklenemezdi. Petrolün önemli bir bölümü Güney Sudan’dan çıkarılıyor, fakat rafineriler Kuzey’de olduğundan çıkarılan petroller Kuzey’e taşınıyor. Elmas, petrol gibi yeraltı kaynaklarının zenginliği bakımından emperyalistlerin iştahını kabartan Güney Sudan, bugün açlıkla boğuşuyor. Güney Sudan’da 7,5 milyondan fazla insan yardıma muhtaç. Bir milyondan fazla çocuk yeterli beslenememe sorunuyla karşı karşıya bulunuyor. 270 bin çocuk ise açlıktan ölmek üzere. Haziran 2016’dan bu yana kolera salgını ülkenin pek çok bölgesine yayılmış durumda. 3,4 milyon insan çatışmalar ve besin sıkıntısı sebebiyle yer değiştirirken, sadece Ocak ayından bu yana 200 bin insan ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.

Nijerya da insanların açlıkla yüz yüze kaldığı, kara kıtanın çileli ülkelerinden bir diğeri. Yedi yılı aşkın süredir ülkede Boko Haram’ın saldırıları nedeniyle 20 binden fazla insan yaşamını yitirdi, 2,6 milyon insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bugün Nijerya’da 450 bini çocuk olmak üzere 14 milyon insan açlıkla karşı karşıya. Beş yaş altındaki yüz binlerce çocuk açlıktan can çekişiyor ve bunların %20’si ölümle burun buruna. Ne yaman çelişkidir ki kıtlığın baş gösterdiği Nijerya, Afrika’nın en büyük petrol ve doğalgaz yataklarına sahip ülkelerinden birisi ve ABD’li petrol tekellerinin en çok yatırımlarının bulunduğu ülkedir. Nijerya, aynı zamanda Çin’in Afrika’daki en önemli ticari ortaklarındandır. Bu durum Nijerya’yı ABD’nin askeri faaliyet alanı haline getiriyor. ABD’li Exxon ve Chevron ile İngiltere-Hollanda’ya ait Shell firmalarının faaliyet gösterdiği Nijerya, Çin ile ticari ilişkilerini geliştirdiği ölçüde kaosun, çatışmaların da alanı haline geldi.

“Kendi planlarını hayata geçirmek ve nüfuz alanlarını genişletmek için emperyalistlerin on yıllardır uyguladıkları politikaların başında «böl ve yönet» politikası gelmektedir. Bu amaçla etnik veya ulusal ayrımlar kaşınır, çatışmalar tırmandırılmaya çalışılır ve sonra da «barış gücü» yahut «hakem-garantör» olarak bölgeye yerleşilir. Kârlı petrol, doğalgaz, maden anlaşmaları yapılır. Doğal kaynaklar ve ucuz işgücü sonuna kadar sömürülür. Halkların birleşmesini ve başkaldırmasını önlemek için de çatışma hali kronikleştirilir. Bu amaçla kabileler, aşiretler veya yerel egemenler birbirine karşı kışkırtılır, silahlandırılır (ve bu arada silah satışlarından elde edilen tatlı kârlar cebe indirilir), «düşük yoğunluklu» savaşlarla birbirlerine girmeleri sağlanır. Filler tepişir, çimenler ezilir…” (Kerem Dağlı, Afrika’nın Kara Bahtı Değişmiyor, MT, Haziran 2012)

Emperyalist müdahalelerin halklar açısından anlamı açıktır: açlık, sefalet, tecavüzler, katliamlar… Güney Sudan, Nijerya, Yemen ve Somali’de milyonlarca çocuk açlık nedeniyle ölümle karşı karşıya. Gün be gün küçücük bedenler analarının cılız kollarında eriyip giderken, bu insanlık ayıbının mimarı, bölgeyi kana bulayan aç gözlü emperyalistler milyonların ölümünü seyrediyor. Ortadoğu’da, Afrika’da savaşı, iç savaşı, karışıklıkları bizzat kışkırtan, taraf olan emperyalist kapitalist devletler, tam bir ikiyüzlülükle dünya kamuoyuna BM yardım fonuna yapacakları yardım miktarlarının duyurusunu yapıyor, kara kıtada açlığa mahkûm olan sefil insanlara yardımseverlik pozları kesiyorlar. Ama hükümetler, devlet başkanları günler geçmesine rağmen yardımda bulunmuyor ya da çok düşük miktarlarda ve kendi çıkarlarının olduğu ülkelere yardımda bulunuyorlar. Kadın çocuk milyonlarca insan adeta ölüme terk edilmiş durumda. Somali’de sadece iki günde 110 kişinin açlıktan ölmesi çürüyen kapitalizmin insanlığa yaşattığı dehşeti, insanın iliklerine kadar hissettiriyor.

BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) açlık oranı düşse bile 2030 yılında dünyada 650 milyon insanın ya da başka bir deyişle dünya nüfusunun %8’inden fazlasının besin bulamaz hâle geleceği öngörüsünde bulunuyor. Kapitalizm var oldukça açlığın, sefaletin ortadan kalkması mümkün değildir. Bu gerçek her geçen gün daha da yakıcılaşıyor. Dünyanın en zengin 8 kişisinin elinde tuttuğu zenginlik 3 milyar 600 milyon insanın sahip olduklarının toplamına eşitken, açlığın, sefaletin yeryüzünden kalkması beklenebilir mi? Tek başına Bill Gates’in serveti 86 milyar dolar. Milyonlarca Yemenlinin hayatta kalabilmesi için gerekli olan 2,1 milyar dolardan 40 kattan daha fazlası tek kişinin elinde. Kapitalizm işte bu korkunç çelişkiler üzerine kurulu. Aç çocukların dünyaya dargın bakan gözleri, insanlığı mücadeleye çağırıyor, işçi sınıfını göreve çağırıyor. Yeter artık diyor bu sefalet, bu açlık! Yıkılsın bu zulüm ve sömürü düzeni!


Etiketler