Navigation

Barış Bloku Forumu: İşçiler Barış İstiyor!

Tek başına iktidar olamayan AKP hükümetinin başlattığı kaos, gerilim ve savaş sonucunda adeta 90’lı yıllara geri dönüldü. Her gün cenaze haberleri gelmeye, insanlar ölmeye devam ediyor. Böyle bir dönemde Barış Bloku’nun düzenlediği “İşçiler, Emekçiler Barış İstiyor” forumu pek çok sektörden işçinin katılımıyla gerçekleşti. 23 Ağustosta Galatasaray’daki Cezayir Restaurant toplantı salonunda düzenlenen forumda Ortadoğu’da yürütülen emperyalist savaşın ve Kürt halkına yönelik kirli savaşın en çok işçi ve emekçileri vurduğu ifade edildi, barış talebi dile getirildi.

Toplantının açılışında barış mücadelesinin toplumsal mücadelelerin çok önemli bir ayağı olduğu ve en çok işçiler tarafından sahiplenilmesi gerektiği dile getirildi. Barış Bloku’nun çalışmalarına devam edeceği ve 6 Eylülde İstanbul’da büyük bir miting düzenleyeceği ifade edildi.

Forumda ilk konuşmayı Barış Bloku adına KESK Genel Başkanı Lami Özgen gerçekleştirdi. Özgen, işçi ve emekçilerin kışkırtılan milliyetçilikle savaşın bir sacayağı yapılmak istendiğini ve buna karşı duracaklarını dile getirdi. Özgen’in ardından söz alan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ise savaşın her yerde olduğunu, hepimizin günlük yaşamımızı etkilediğini ifade etti. AKP’nin ve devletin savaş ve yıkım politikaları karşısında işçilerin ve emekçilerin boyun eğmeyeceklerini, birlikte mücadele edeceklerini vurguladı.

Yüksekdağ’ın ardından işçilere ve sendika yöneticilerine söz verildi. Söz alan işçiler savaşa neden karşı olduklarını, barışın en çok işçilerin ihtiyacı olduğunu vurguladılar.

Olgun Ballıkaya: UPS Kargo’da işyeri temsilcisi ve aynı zamanda UİD-DER’li bir işçiyim. Buraya Petrol-İş’ten, SES’ten, Kristal-İş’ten temsilci arkadaşlarla, Çan Ortak, Arçelik-LG direnişinden arkadaşlarla, PTT’den arkadaşlarla birlikte geldik. Böyle bir toplantıya katılmış olmaktan son derece mutluyuz. Seçimlerden sonra yaratılan savaş atmosferinde işçiler arasında milliyetçilik alabildiğine yükseltildi. Kürt ve Türk işçiler arasında tartışmalar çıktı. Oysa bizler AKP’nin iktidar hırsı ve egemenlerin çıkarları için çıkarılan savaşlara alet olmamalıyız. İşçi kardeşlerimize AKP’nin iktidar olamamasının hırsını işçilerden, emekçilerden ve onların evlatlarından çıkardığını anlatıyoruz. Kardeş olmamız gerektiğini anlatıyoruz. Çünkü biz 282 gün süren direnişimizi adını bile bilmediğimiz Hindistanlı, Avusturyalı, Almanyalı, Amerikalı işçiler sayesinde kazandık. Ama bu ülkede polis bizim mücadelemizin önüne dikildi. İşte biz UİD-DER olarak bu nedenle işçi sınıfı içinde enternasyonalizmin sesi olmaya çalışıyoruz. Yaşasın işçilerin birliği, yaşasın halkların kardeşliği!

Deriteks Sendikası Genel Başkanı Musa Servi: İşçiler, emekçiler barışı savunurken Ahmet Davutoğlu kendi çıkarlarına, kendi savaşlarına alet etmek için meslek odaları ile toplantılar yapıyor. Savaş kışkırtıcılığı yapıyor. Biz Türk-İş içindeki muhalif bir sendika olarak Barış Bloku’nun içerisinde mücadele edeceğiz. Yetkimiz düşürüldü. Ama örgütlenmeye devam ediyoruz. Onlara savaş istemiyoruz diyoruz. Savaşa karşı bize düşen görev daha fazla mücadele etmektir.

Arçelik LG direnişçisi Alparslan Ateş: 173 işçi çadırda yatıp kalkıyoruz. Bizi kapının önüne koyan güçle birbirimizin kanını akıtmamızı isteyen güçlerin aynı olduğunu biliyorum. Biz birbirimizin canını yakarken onlar kovalarını kan çeşmelerinden dolduruyorlar. Biz ona 400’ü vermedik ve eline kova alıp kan çeşmesinin önüne geçti. Ama biz o kovaları başlarına geçireceğiz

Çan Ortak/Norm direnişçisi Fikriye Akgül: Patronlar barış istemiyorlar savaştan kâr ediyorlar. Bugün Kürt halkına sahip çıkmayan bir işçi kendisine de sahip çıkamaz. İşçilerin tek başına kurtuluşu yok. Ben oğlumu asla askere göndermek istemiyorum ama gerilla da olmasını istemiyorum. Çünkü barış istiyorum.

Atanamayan öğretmen Adile Yetkin: Dersaneleri kapattılar ve bizi işsiz bıraktılar. Çok kötü şartlarda çalıştırıldık. Atama yapılacağı söylendi ama yapılmadı. Şimdi savaşta kurban olmamızı istiyorlar. Savaş istemiyoruz.

Öğretmen Sevgi Yılmaz: Direnişçi işçiler kendilerine “terörist” dendiğini ifade ettiler. Çok da zorunuza gitmesin terörist olmak. Ben doğduğumdan beri öyle görülüyorum. Çünkü bu memlekette hakkınızı ararsanız terörist oluyorsunuz. Artık yalnız olmadığımızı gördüm burada. Herkesin inancı, fikri başka. Ama barış isteyenlerin sesi çoğalmış. Bu umut verici.

Torunlar İnşaat’tan işten atılan Ercan Karaguz: Torunlar’da yaşanan iş cinayetinde arkadaşlarımı kaybettim. İş cinayetlerinde işçileri öldürenle Kürtleri öldüren aynı sistemdir. 5 Eylül’de Torunlar Center’ın önünde bir basın açıklaması yaparak arkadaşlarımızı anacağız. Aileler orada olacak. Bizi yalnız bırakmayın.

PTT işçisi Erdinç Mehmetoğlu: Trabzonlu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim. 22 yaşıma kadar Ülkü Ocakları’nda faaliyet yürüttüm. 2005’te Serna-Seral grevini yaşadım. Orada UİD-DER’li sosyalist işçilerle tanışmasaydım belki de Türk İntikam Tugayları’nda silahlanacaktım. UİD-DER’e nasıl teşekkür edilir bilmiyorum. Şimdi milliyetçiliğe karşı, savaşa karşı mücadele ediyorum. İşçi sınıfının mücadelesi içinde yer alıyorum. Barış istiyoruz, Kürt halkının demokratik talepleri karşılansın istiyoruz.

Petrol-İş işyeri temsilcisi Erdem Çağlın: İşyerimde ve sendikamda her zaman şunu anlatıyorum: AKP tek başına iktidara gelseydi, Erdoğan başkan olsaydı bu savaş olmayacaktı. Çözüm süreci sekteye uğramayacaktı. Cenazeler gelmeyecekti. Anlatmaktan vazgeçmezsek işçiler bunu anlıyor, görüyor. AKP işte böyle kan kaybediyor. Kürt kardeşlerimizin demokratik hakları verilmeden bizim için de demokrasi olmaz. Biz kardeşiz. İşyerlerimizde bunu anlatmaya devam edeceğiz.