Navigation

15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi: Nasırlı Ellerin Yumruğu!

Yazıcı içinYazıcı içine-postayla göndere-postayla gönder



Aşılması Gereken Bir Zirve: 15-16 Haziran Direnişi

Jandarma_kordonu_catisma_1.jpg

15-16 Haziran, Türkiye işçi sınıfının gücünün boyutlarını göstermiştir. Ne var ki bu apaçık göstergeye rağmen, 15-16 Haziran, solun geniş kesimleri nezdinde, devrimin önder gücü ve lokomotifinin ancak işçi sınıfı olabileceği ve sınıfın devrimci siyasal bir temelde örgütlenmesi gerektiği sonucunun çıkartılmasına ve genel kabul görmesine vesile ...




15-16 Haziran Genel Direnişi

Topkapida_catisma.jpg

Bu büyük direnişin kanıtladığı gerçeklerin en başında şüphesiz işçi sınıfına önderlik edecek devrimci bir siyasal parti olmadıkça işçi sınıfının bu tür patlamalarının düzen tarafından her zaman savuşturulabileceği gerçeği gelmektedir. Lenin emperyalizm çağını proleter devrimler çağı olarak adlandırmıştı. Bu çağda işçi sınıfının kendiliğinden ...




1960’lar; Türkiye’nin hızla sanayileştiği, köyden kente göçün arttığı, toplumun işçileştiği bir dönemdi. Ağır çalışma koşulları altında ezilen Türkiye işçi sınıfı, 1963 Kavel Direnişiyle bu gidişe dur demeye başladı. Bu dönemde hızla gelişip yayılan işçi mücadelesi, DİSK’in kurulmasıyla daha da ivme kazandı. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’e metal işçilerinin sendikası Maden-İş öncülük ediyordu.

Kemal Türkler’in başında bulunduğu Maden-İş ve DİSK, işbirlikçi sendikal anlayışa karşı çıkıyor ve mücadeleci sınıf sendikacılığı anlayışını savunuyordu. Bu yıllarda işçiler uyanıyor, bir sınıf olduklarının farkına varıyor ve hakları için örgütleniyorlardı. DİSK’in her geçen gün büyümesi sermaye sınıfını, o dönemin hükümetini ve işbirlikçi sendikacılığı savunan Türk-İş bürokratlarını korkutuyordu.

O dönem iktidarda olan Adalet Partisi, DİSK’i yok etmek ve işçi sınıfının sendikal birliğini ezmek için Meclis’e bir yasa tasarısı sundu. 14 Haziran 1970’te işçi temsilcileriyle toplanan DİSK yönetimi, direnme kararı aldı. İşçiler öfkeliydiler ve sendikalarını ezdirmemeye kararlıydılar. 15 Haziran sabahı yüzlerce fabrikada üretim durdu ve bacalar tütmez oldu. Değişik kollardan kent meydanlarına ve Valiliğe doğru yürüyüşe geçen 75 bin işçi, DİSK’i kapattırmayacağını haykırıyordu.

16 Haziranda direniş daha da büyüdü. Bu kez tam 168 fabrikada üretim durmuş, işçiler, İstanbul, Gebze ve Kocaeli’de sokaklara dökülmüşlerdi. Yollar asker ve polis barikatlarıyla kapatılmıştı ama işçiler tankları görecek durumda değillerdi. İşçiler yükleniyor ve barikatlar birer birer aşılıyordu. İşçi devriminden korkan patronlar İstanbul’u terk ettiler. Adalet Partisi hükümeti, işçileri durdurmak için sıkıyönetim ilan etti ve DİSK yöneticilerini gözaltına aldırmaya başladı. Ancak devam eden günlerde, DİSK’i hedef alan yasayı geri çekmek zorunda kaldı. Böylece bir kez daha kazanan örgütlü, bilinçli ve mücadeleci işçiler oldu.

15-16 Haziran direnişi işçi sınıfının tarihine altın harflerle kazındı. O günden beri de bu direniş işçilere yol göstermeye devam ediyor.

Yaşasın 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi!