Paraguay’ın Başkanlıkla İmtihanı


Başkanlık sistemiyle yönetilen Paraguay’da devlet başkanı Horacio Cartes’in ikinci kez aday olmasının önünü açacak anayasal değişikliğin senatoda yapılan gizli bir oturumla onaylanmasının ardından başkent Asuncion’da 31 Martta başlayan protesto gösterileri Nisanın ilk haftası boyunca devam etti. Protestolarda yüzlerce kişi gözaltına alındı, bir genç öldürüldü, onlarca gösterici yaralandı. Meclis binasının göstericiler tarafından ateşe verildiği protestoların şiddetlenerek devam etmesi üzerine anayasal değişiklik şimdilik askıya alınmış bulunuyor.


Başkanlık sistemiyle yönetilen Paraguay’da devlet başkanı Horacio Cartes’in ikinci kez aday olmasının önünü açacak anayasal değişikliğin senatoda yapılan gizli bir oturumla onaylanmasının ardından başkent Asuncion’da 31 Martta başlayan protesto gösterileri Nisanın ilk haftası boyunca devam etti. Protestolarda yüzlerce kişi gözaltına alındı, bir genç öldürüldü, onlarca gösterici yaralandı. Meclis binasının göstericiler tarafından ateşe verildiği protestoların şiddetlenerek devam etmesi üzerine anayasal değişiklik şimdilik askıya alınmış bulunuyor. Bir anda patlak veren protesto gösterilerinin bu denli büyümesinin ve Paraguaylı emekçilerin öfkesinin altında yatan nedeni anlamak için Paraguay’ın geçmişine bakmak gerekiyor.

Askeri diktatörlüklerden sivil diktatörlüklere

İşsizlik ve yoksullukla boğuşan Paraguay uzun yıllar askeri diktatörlüklerle yönetildi. Son olarak 1954 yılında bir askeri darbeyle iktidara gelen Alfredo Stroessner, 35 yıllık kanlı ve baskıcı bir faşist diktatörlüğün mimarı oldu. İktidarı süresince iki kere anayasayı değiştiren Stroessner, böylece tam 6 kez kendini yeniden seçtirdi. Kanun hükmünde kararnameler çıkararak ve sürekli sıkıyönetim ilan ederek ülkeyi yönetti. Yasama, yürütme ve yargıyı tek elde toplayarak kontrolü altına aldı. Her türlü muhalefet bastırılarak muhalefet partilerinin liderleri tutuklandı. Aralarında sendikacıların, politikacıların, öğrencilerin olduğu 400’den fazla insan kaybedildi. Yüzlerce insan katledildi. Binlerce kişi işkence gördü ve binlercesi sürgüne gönderildi. Paraguay’ın yerli dili olan Guaranice’nin konuşulması yasaklandı. II. Dünya Savaşından sonra sığınma talebinde bulunan yüzlerce Nazi savaş suçlusu ülkeye kabul edildi. Ülke ekonomisi büyürken halkın yoksulluğu daha da derinleşti. Topraksız köylülerin sayısı 300 bini geçti. Darbeyle iktidara geçen Stroessner 1989 yılında yine bir darbeyle devrildi.

Darbeden üç yıl sonra yeni bir anayasa yapılarak 5 yıllığına seçilen devlet başkanlarının ikinci kez göreve gelmesi yasaklandı. 1993 yılında yapılan seçimlerde ise ilk kez bir sivil başkanlık koltuğuna oturdu. Askeri diktatörlükler dönemiyle karşılaştırıldığında görece daha demokratik bir anayasa yapılmış olmasına rağmen ülke başkanlık sisteminin sancılarını hep yaşadı. Ülkenin en eski sağ muhafazakâr partisi olan Colorado Partisi 1947 yılından 2008 yılına dek iktidar olan tek partiydi. Gerek darbeyle iktidara yerleşen gerekse de seçimle gelen devlet başkanlarının hepsi Colorado Partisindendi. Ancak bu durum 2008 yılında değişecekti. Topraksız köylülerin toprak sorununun çözülmemesi, küçük toprak sahiplerinin giderek mülksüzleşmesi, yolsuzluklar, artan işsizlik, açlık ve yoksulluk kitlelerdeki huzursuzluğu arttırdı ve arayış içinde olan kitleler, 2008 seçimlerinde, bir umut olarak gördükleri, içinde çeşitli sol partilerin ve sendikaların da yer aldığı “Değişim İçin Yurtsever İttifak”ın adayı eski piskopos Fernando Lugo’yu iktidara taşıdılar. Yolsuzlukla ve yoksullukla mücadele, devletleştirme ve en önemlisi toprak reformu vaadiyle iktidara gelen “yoksulların piskoposu” lakaplı Lugo’nun vaatleri sağ kanadı ve büyük toprak sahiplerini yeterince rahatsız etmişti. Solun desteğine karşın kendisini solcu olarak tanımlamayan Lugo sağ kanatla uzlaşmaya dönük bir politika izlemesine ve vaatlerini hayata geçirememesine rağmen görev süresini doldurması dahi beklenmeden bir anlamda bir sivil darbeyle görevinden azledildi.

Lugo iktidara geldiğinde en can yakıcı sorunların başında toprak sorunu geliyordu. Bu sorunun bir an önce çözülmesini isteyen topraksız köylüler kooperatifler oluşturarak verimli arazileri işgal etmeye başladılar. Beklentileri “yoksulların piskoposu” tarafından desteklenecekleri yönündeydi. Fakat büyük toprak sahipleri ve sağ kanadın basıncı altında kalan Lugo bu işgallere karşı güç kullanacak askeri birlikler oluşturmayı tercih etti. 2012 yılında Colorado Partisinden eski bir senatörün toprağını işgal eden topraksız köylüler ile polis arasında çıkan çatışmada 17 köylü öldürüldü. Lugo’yu devirmek için fırsat kollayan sağ kanat bu katliamın sorumlusu olarak Lugo’yu göstererek çok hızlı bir yargılama ve oylama sürecinin ardından Lugo’yu görevinden azletti. Bir yıl sonra yapılan seçimlerde ise sol ittifakın dağılarak yeterli bir güç birliği oluşturamaması üzerine Colorado Partisi yeniden iktidara geldi. Yeni devlet başkanı ise ülkesindeki “6 milyon Paraguaylının başkanı olarak çalışacağı ve yoksullukla mücadele edeceği” sözü veren, Paraguay’ın en zengin burjuvalarından biri olan milyarder Horacio Cartes oldu. İçinde bir banka, sigara ve içecek fabrikasının da olduğu yirmiden fazla şirketin sahibi olan Cartes’in yolsuzluk ve kara para aklamanın yanı sıra uyuşturucu kaçakçılığı ile ilgili davaları bulunuyor.

Paraguay’da nüfusun yüzde 2’si ekilebilir toprakların yüzde 80’inden fazlasını elinde tutuyor. Nüfusun yarısı yoksulluk çekiyor. Halkın yüzde %28’i ise açlık sınırının altında yaşıyor. Paraguay’da tablo buyken yoksullukla mücadele edeceğini söyleyen Cartes’in 4 yıllık iktidarı boyunca yoksul köylülerin, emekçilerin sorunları katlanarak büyüdü. Yolsuzluklar devam etti. Eğitim dâhil kamu hizmetlerinin özelleştirilmesine hız verildi, sendikal ve siyasal baskı ve yasaklar arttı. Ne var ki işçilerin tepkisi bastırılamadı. 2014 ve 2015 yıllarında ücretlerin arttırılması, örgütlenmenin önündeki engellerin, sendikal baskı ve yasakların kaldırılması talebiyle iki büyük genel grev yapıldı. Genel grevlerin yanı sıra sağlık sisteminde yaşanan sorunlar nedeniyle doktorların grevi, eğitimin özelleştirilmesi ve düşük ücretlere karşı öğretmenlerin grevleri ve öğrencilerin protesto gösterileri yaşandı.

İşte bu koşullarda kitlelerde biriken ve büyüyen öfke, Cartes’in ikinci kez başkan olma isteği ve bu isteğini oldubittiye getirme hamlelerinin ortaya çıkması nedeniyle sokaklara taştı. Emekçiler “Yolsuzluktan bıktık!”, “Yasalara saygı duyulmamasından bıktık!”, “Paraguay halkı artık susmayacak!” diye haykırdılar. Sokaklara taşan bu öfke başkanın anayasa değişikliğini geri çektiğini açıklamasının ardından yatışmış gibi görünse de Paraguay’da önümüzdeki günler sakin geçeceğe benzemiyor.