Karanlığın İçinde Bir Genç Hikâye


Bazı yıldızlar vardır, kıyıya vurunca birden
Güneşin sıcaklığıyla kurur giderler
Kavruk bir eşya olarak süslerler odaları
Fakat bazıları vardır ki, güneşin gölgesinde kalsalar da
Daima parlamaya devam ederler
Karanlığın ortasında adeta göz kırpar,
Yol gösterirler ezelden beri.
Yeni bir güne başlamadan önce
Karanlık göğe bakıyoruz tereddüt etmeden
Bakıyoruz ve gözlerimizi kapatıp, açıyoruz
Anlıyoruz yani.
İşte günün aydınlanacağını bildiren
Genç bir hikâyeyi buradan okuyoruz.
Okuyoruz, okuyoruz…
Çünkü vurulduk yıldızların ışığına.
Adı, yapıtı yüzyıllar boyunca yaşayacak olanlar
İşte onların gençliğine tutulduk, cesaretine!
Tutulduk ki öylesine
100 yıl evvel dev bir buzu kırdık parçaladık!
Açtık suyun önünü!
“Gençtik o zamanlar” derler ya
Nedense biz hiç yaşlanmadık
Zaman zaman ihtiyarlar çıkarttık içimizden
Düştük peşlerine korkusuz
Vurduk yumruğumuzu çakalların sofrasına
Ve dağıttık birlikte istediğimiz zaman
Canımız da yanmadı değil
Ama hiç ödün vermedik umudumuzdan
Yani gitmedi gençliğimiz, bizden alıp götürmedi
Aksine! Her yeni gün “Asıl şimdi!” dedirtti.
Aynı coşku yine içimizde, aynı sevda, aynı düş
Aynı ışık önümüzde, aynı hedef
Aynı gülümseme dudaklarımızın kıyısında duran
Öfkemiz bileniyor aynı şey için…
Birbirine kenetlenmiş kollar bekliyor, sıkılı yumruklar
Çünkü adımızdan daha iyi biliyoruz hakikati
Ölsek de yok olamayacağımızı
Daima genç ve taze kalacağımızı
Fikirler gibi tıpkı, direnerek ilerleyerek.
Göğsümüzdeki ateşi parmak uçlarımızla üfleyerek
Ayaz gecelerde yıkanarak defalarca.
Yanık bir soluk, kızıl bir su ve gözdeki tuzu,
Tatmayanın anlayamayacağı kadar genciz biz
Şimdinin verdiği bir gençlik değil içimizde yanıp duran
En baştan başlamayı göze alanlara birikmiş bir borç!
İşte bu yüzden toy değildir genç cesaretimiz.
Geçmişin rüzgârını hissederek gökyüzüne bakıyoruz,
Kara göğe inat toplanan bulutların kokusunu duyuyoruz.
Yaşlanan, köhne gidişin karşısında duran 
Hazırlıklar devam ediyor, biliyoruz!
Bakarsın yağmurlar ansızın yağar, ne dersin?
Ve gözlerimizi kapatıyor, açıyoruz çakmak çakmak
Anlıyoruz yani, anlıyorsunuz.