Navigation

Eylül 2018 tarihli yazılar

Gençliğin Kurtuluşu Örgütlü Sınıf Mücadelesindedir

Dünyada sermaye sahiplerinin saldırıları, bir yandan gelir dağılımındaki adaletsizlikleri, eğitim olanaklarının eşitsizliğini, savaşları, doğa talanını arttırırken, öte yandan işçi sınıfının içinde örgütlü gençlerin öfkesini de kabartıyor.

Yüreğine Pranga Vurulamayanlardan Biri: Sabahattin Ali

Göremediği o denizden daha engindi yüreğindeki kavga ateşi. Karadeniz gibi hırçın ve kavgayla dolu bir yürek taşıyanlardandı. Hapisten çıktıktan sonra da mücadelesine devam etti. Bulgaristan’a gitmek isterken egemenler tarafından kalleşçe katledildi.

Burjuva Medya İftiharla Sunar: “Havalimanı Komplosu!”

Giderek ağırlaşan ekonomik kriz, milyonlarca emekçinin yaşam ve çalışma koşullarını daha da katlanılamaz kılıyor. Bu durum emekçi kitlelerde yavaş yavaş da olsa hoşnutsuzluğu körükleyecektir. Temel hakları için mücadele eden inşaat işçilerine dönük bu zorbalıkta, mega projelerinin gözden düşmesinden duydukları korku önemli bir rol oynasa da, en büyük korkuları emekçilerin hoşnutsuzluğunun yüksek sesle dillendirilmeye başlamasıdır.

Yeşilin Yağması, Ayder’in Gözyaşları!

Şimdilerde, Ayder Yaylası Kentsel Dönüşüm Projesi üzerine çıkan haberlerden de anlaşıldığı gibi iktidar doğal kaynakları burjuvazinin yağmasına açıyor. Yeşille bezeli Ayder Yaylası bu projeyle tam bir çevre katline uğrayacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “kirlettik, rezil ettik” söyleminden ne olacağı belliydi aslında.

Gerçek Bedel

Gerçek bedel, çürümüş ve yıkılmayı kesinkes hak eden kapitalizmin inkâr ettiği bedeldir. Günlük 2 dolara canları pahasına çalıştırılan insanların ahıdır. Doğanın hunharca ve şuursuzca tükenişe sürüklenmesidir. Üretim tek bir gün durmasın diye hiç umursanmadan çalıştırılan işçilere mezar olan işyerleridir.

Beni Bul Anne!

Sessiz bir çığlık onlarınki, 23 yıldır Galatasaray Meydanında yankılanıyor her Cumartesi. Ellerinde oğullarının resimleriyle her Cumartesi toplanıp oturma eylemi ve basın açıklamasıyla “kayıp” olan çocuklarının hesabını soruyorlar.

Savaş, Kriz ve Maduro’nun Tuvaleti!

Zatı muhterem, filler sultanı gibi haykırır: “Yurtdışında tuvalet temizlemeyi bırakıp vatana dönün” der, aşağılayarak. İnceden inceye de şovenizmin zehirli şerbetini yutturmaya uğraşır. Üstelik bu şoven sözleri söyleyen sözüm ona “sosyalist”tir! Kimi solcular yıllarca Chavez’e selam durdu. Şimdilerde “sosyalist” Chavez’in halefi “sosyalist” Maduro. 

İnşaat İşçileri Köle Değildir!

Egemenlerin her vesileyle yeni bir övünç payı çıkardıkları üçüncü havalimanı, 14 Eylülde bu kez 25 bin işçinin sabah işbaşı yapmamasıyla gündeme oturdu. İnsanlık dışı çalışma koşullarına ve kesintisiz devam eden iş cinayetlerine isyan eden işçiler, daha önce pek çok kez uyardıkları yönetimin umursamaz tavırları üzerine iş bırakarak seslerini duyurmaya çalıştılar.

Giydiklerimizin Gerçek Bedeli

The True Cost (Gerçek Bedel), yönetmenliğini ve senaristliğini Andrew Morgan’ın yaptığı 2015 yapımlı bir belgesel. Bilgi toplamak ve röportaj yapmak için 13 ülkeye giden Morgan, belgesel çekimlerine Ekim 2013’te başlamış. Yani dünyadaki en büyük işçi katliamlarından biri olan ve 1134 işçinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan Bangladeş’teki Rana Plaza’nın çökmesinin hemen ardından.

Venezuela Ekonomik Yıkımın Pençesinde

IMF verilerine göre daha önce ihracat gelirinin yüzde 96’sını petrolün oluşturduğu Venezuela’nın ekonomisi 2013-2017 yıllarında arasında %30 küçülmüş durumda. 20 yıldır iktidarda olan Bolivarcı hükümet, oyalama politikalarıyla değişim isteyen kitlelerin derdine çare bulamadı. İlk dönemler yoksul kitlelerin yaşam standartlarında iyileştirmeler sağlamış olan Chavez’in son yıllarında başlayan sorunlar devlet başkanı Silvio Maduro döneminde daha da derinleşti, emekçi kitleler daha önce yaşadıkları sefalet günlerine geri döndüler.

Tarihe Düşülen Bir “Son Not”

“Son Not” isimli film de Haydari kampında yaşanmış olayları ele alıyor. 2017 yapımı olan bu filmin yönetmeni Pantelis Voulgaris’tir. “Son Not” filmi 1944 yılında dört Alman generalin öldürülmesine misilleme olarak Haydari kampında esir tutulan 200 sosyalistin 1 Mayıs günü kurşuna dizilerek katledilişini anlatıyor.

Kapitalizmin Tarihsel Çıkmazında Ticaret Savaşları /2

Ulus-devlet ve dünya pazarı çelişkili bir bütündür. Gelinen aşama itibariyle küreselleşme geri döndürülemez bir olgudur. Ancak sermaye her adımında çelişkileri büyütür ve kendi engelini kendisi yaratır. Sermayenin hareket tarzı dünya ekonomisinin uluslararası bütünleşmesini ve iç kaynaşmasını üst düzeylere çıkartırken, aynı zamanda kapitalist krizin etkisini de küreselleştirir ve alabildiğine yıkıcı boyutlara taşır.

12 Eylül Darbesi 38. Yıldönümünde Protesto Edildi

12 Eylül askeri faşist darbesi 78’liler Girişimi ve çeşitli demokratik kitle örgütlerinin çağrısıyla gerçekleştirilen bir eylemle protesto edildi. Faşist darbenin 38. yıldönümünde, 1 Mayıs 1977’de onlarca insanın katledildiği Kazancı Yokuşu’nda gerçekleştirilen eylemde “Darbeciliğe Karşı Demokrasi İçin Mücadele!” şiarı öne çıktı.

Ortadoğu’da Kimin Silahları Konuşuyor?

Ortadoğu’daki savaş süreci boyunca IŞİD’e giden silahların büyük bir bölümünün NATO ve AB ülkeleri orijinli olduğu, silah ve cephane sevkiyatının ABD ve Suudi Arabistan üzerinden yapıldığı, bir araştırma kuruluşu olan Çatışma ve Silahlanma Araştırmaları (CAR) tarafından belgelenmiş durumda. 2014-2017 yılları arasını kapsayan bu araştırma sonuçları, IŞİD’e silah ve cephane akışını gözler önüne sererek, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün üzerinden de yoğun bir silah hareketi olduğunu gösteriyor.

Kinimiz Patronlara

Bizim oturduğumuz evin birinci katında oturan Jorjet teyze o yıllarda 8-9 yaşlarında bir kız çocuğuymuş. Evleri portakal bahçesinin içerisinde küçük bir evmiş. Ailesi geçimini narenciye ile sağlıyormuş. O gün, 6 Eylülde İstanbul’da olan olayları radyoda dinlediklerinde ailesinin ne kadar korktuğunu, üzüldüğünü anlattı.

Devrimci Mücadele Kaçkınlarının Safsataları

BBC’nin web sitesinde yer alan bir makalede, dünya çapında düzenlenen çeşitli protesto gösterileri üzerinden, kitle hareketlerinin, bir anlamda toplumsal mücadelelerin işe yarayıp yaramadığı sorgulanıyor. Makale her ne kadar tarafsız gibi görünmeye çalışsa da ve güya her türlü görüşe yer verse de, sonuç olarak kitlelerin mücadelesinin aslında pek de bir işe yaramadığı düşüncesini inceden inceye işlemiş oluyor.

“Nâzım’ın Çilesi”

Fiş, Nâzım’la dost olduğu yıllar boyunca onunla her konuda uzun uzun sohbet etme, onunla yolculuklara çıkma, anılarını dinleme, düşüncelerini, duygularını öğrenme fırsatı bulmuştur. Bu nedenle romanda sık sık iç monologlara başvurur, büyük şairin duygularını, düşüncelerini onu konuşturarak, şiirlerinden, kitaplarından alıntılar yaparak kendi ağzından aktarır. Nâzım’ın dizelerinden önce o dizeleri ortaya çıkaran mekân ve anları tasavvur etmeye çalışır. Kısacası Nâzım’ın Çilesi, komünist bir şairi, o şairi var eden dönemi anlama çabasıdır.

Ruhi Su İle Türküler Söylemeye Devam Ediyoruz

Ruhi Su'nun sesinde, sözünde, sazında pırıl pırıl bir direnç vardır. Onun sesi fırtınayı derinlerinde mayalayan ve kabarmak için zamanını sabırla bekleyen denizin durgunluğunu taşır. Bugün de, aydınlık düşüncelere, insan sevgisine, emeğe, emekçi sınıflara düşman totaliter rejimin egemenlerine inat “yattığımız yerde güller bitecek/ gün ışıyıp gelir sabret” diyen sesiyle hepimize umut ve cesaret vermeye devam ediyor.

Krizin Sorumlusu Sermaye Düzeni, Mağduru İşçi Sınıfıdır

İktidar ortada bir kriz olduğunu reddedip yaşanılan süreci dış güçlerin Türkiye’nin önünü kesmek için giriştiği ve ekonomik araçlarla yürütülen bir savaş olarak adlandırırken, düzen muhalefeti krizin hükümetin izlediği hatalı iktisadi politikalardan ve tek adam rejimi uygulamalarından kaynaklandığını öne sürüyor. Her iki açıklamada da gerçekliğin bir kısmı abartılıp tek boyutlu olarak öne çıkartılıyor. TC’nin ABD’yle yaşadığı gerilim de, hükümetin kayırdığı sermaye kesimleri lehine aldığı kararlar da, tek adamın keyfi karar ve uygulamaları da gerçektir ve bugünkü krizin seyrinde önemli etkileri vardır. Ancak bunlar ağırlaştırıcı faktörlerdir, mevcut krizin gerçek nedeni değil.

Özgürlüğün ve Devrimci Onurun Sembollerinden Biri: Elektra

Avrupa’da faşizmin yükselişi ve alt edilmesi süreci farklı biçimlerde de olsa, faşist rejimlerle mücadele etmek isteyenler için öğretici deneyimlerle doludur. İtalya’dan Almanya’ya, Bulgaristan’dan Yunanistan’a faşizme direnenlerin deneyimleri ve cesaretleri insanlığa ümit ve ilham veriyor. “Benden Selam Söyle Anadolu’ya” adlı romanıyla tanıdığımız Dido Sotiriu’nun “Elektra” adlı romanı da bu deneyimlerden bir demet aktarıyor.

21. Yüzyılı Doğru Kavramak

SSCB’nin çöküşünden sonra dünyadaki siyasi dengelerin kökten değiştiğini, kapitalizmin tarihsel bir sistem krizi içine girmiş bulunduğunu, buna hegemonya krizinin, 3. Dünya Savaşının ve siyasi gericileşmenin eşlik ettiğini, sonuç olarak dünyanın olağanüstü bir dönemden geçtiğini, önemli altüst oluşların yaşandığını ve daha da yaşanacağını ne zamandır söylüyoruz. Dünyadaki ve Türkiye’deki tüm gelişmeleri de bu çerçeve ve bütünlük içinde değerlendirmek gerektiğini, yoksa hiçbir şeyin anlaşılamayacağını ve açıklanamayacağını belirtiyoruz.

Uyuşturucu Sorununda da Gerçeklik Tersyüz Ediliyor

Türkiye’nin de içinde olduğu kapitalist devletlerin, bu sorunu çözmek gibi bir dertleri yoktur. Egemen sınıf, kendisine isyan eden ve mücadeleye atılan bir gençlik istemez. Sorgulayan, gelecek için mücadele eden, kendisi ve çevresiyle uyumlu bir gençlik yerine, beyinleri uyuşmuş, her an suça itilebilecek, kindar nesilleri tercih eder. Bu sorun baskıcı, yasakçı uygulamalarla çözülemez. Sorunu yaratan, gençliği çürüten kapitalizmdir.

Dış Mihrak Nedir, Kimdir?

Eskimeyen hatta her fırsatta ortaya çıkan dış mihrak söylemi özellikle bu günlerde dillerden düşmüyor. Devlet büyüklerinin ayağı taşa değse onun altından da dış mihraklar çıkıyor. Bunlar ülkelerin düzenini bozmakla kalmıyor, adıyla bile toplumlara korkular salıyorlar. Peki, bu kimliği meçhul dış mihraklar kim ya da kimler?

Asıl Biz Farkındayız!

Totaliter rejim kendi ideolojisini “yerli ve milli kültür” kılığında kitlelere dayatmaktadır. Kitleleri gerçek dışı hayallerle besleyip ruhlarını ele geçirerek kuyruğuna takmaya çalışmaktadır. Savaş ve kahramanlık filmleri, tarihi çarpıtan çeşitli diziler vb. bu kapsamda gündeme getirilmektedir.