Navigation

Haziran 2018 tarihli yazılar

Kapitalizm, Savaş ve Devrim

İçinden geçtiğimiz Üçüncü Dünya Savaşı döneminde, bu savaşın emperyalist mahiyetini, kapitalizmin neden barışçıl bir dünya kuramayacağını, haksız savaşların kapitalizmin kaçınılmaz ürünleri olduğunu ve savaşların aynı zamanda devrimler için bir katalizör görevi gördüğünü kavramak büyük önem taşıyor. Savaş ve devrim arasındaki ilişkiye Marksistler her zaman dikkat çekmişlerdir.

Hiçbir Zorbalık Sonsuza Kadar Hüküm Süremez

İnsanlık tarihte pek çok kereler Prokrustlarla karşılaştı. Onları tanıdı ve yöntemlerini gördü. Çeşitli kereler bu türden baskıcı rejimler eliyle yaratılan toplumsal düzene pek çok kuşağını kurban verdi. Türkiye de bulunduğu coğrafyada bu konuda yeterince örnek biriktirmiş bir ülke.

24 Haziran Seçimlerinin Gösterdikleri

Tüm seçim öncesi süreç, geniş kitlelerde tek adam rejimine karşı önemli bir mücadele potansiyeli olduğunu ortaya koymaktadır. Sınıf devrimcileri, ilan edilen sandık sonuçlarının muhalefet cephesinde yaratabileceği moral bozukluğuna en ufak bir prim vermeden, işçilere, emekçilere ve mücadele saflarına çekilebilecek gençlere gerçekleri göstermeye ve onları totaliter rejime ve kapitalizme karşı örgütlü mücadeleye çekme doğrultusundaki çabalarına kararlılıkla devam edeceklerdir.

Bağıra Bağıra Gelen Kriz

Türkiye son üç ayda doların dizginlenemeyen yükselişi karşısında yıkıcı bir devalüasyon ve enflasyon sarmalına girmiş durumda.

Ağır Siyasi Tablonun Gölgesinde Tırmanan İşsizlik

Türkiye, 24 Haziranda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararı doğrultusunda seçime giderken, işçi sınıfının en temel sorunlarından biri olan işsizlik, ağır siyasi tablonun gölgesinde tırmanmaya devam ediyor. Sermayenin büyümesi ile karakterize olan ekonomik büyümenin işçi sınıfına yansıması tırmanan işsizlik, artan yoksulluk ve yaşam koşullarının daha da ağırlaşması oluyor. Dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasında olan Türkiye’de işsizlik kangrenleşen bir sorun olarak tırmanışını sürdürüyor.

“Ben Zaten Elli Liralık Alıyorum”

“Ben zaten 50 liralık alıyorum” dedi bir arkadaş benzin istasyonunda. Akaryakıt zam şampiyonu olduğundan bu yana, AKP’yi ve Erdoğan’ı desteklemiş olan insanlardan bazıları böyle diyorlar. Sanki 50 liralık yakıt alan insanların arabalarının deposuna giren yakıt azalmıyormuş gibi davranıyorlar.

Deneme Tahtasına Çevrilen Eğitim Sistemi

Türkiye’de AKP hükümetinin özellikle son yıllarda eğitim sisteminde sık sık yaptığı tutarsız değişiklikler, sistemi adeta bir deneme tahtasına çevirdi. Öğrenci ve velilerde çok büyük bir kaygı oluşturdu. Çocuk- ebeveyn çoğu insanın psikolojisini kötü yönde etkiledi. Ezbere dayalı, dinci ve milliyetçi yanı ağır basan, kindarlığı ve itaatkârlığı aşılayan derslerle dolu bir eğitim müfredatı oluşturarak sorgulamayan nesiller yetiştirme hedefindeler.

Çevrenin Katili Çarkı Bozuk Düzene Hayır!

Yaşanan dev çevre sorunlarının tek sorumlusu, kâra ve sermayenin büyümesine dayanan bu bozuk düzendir, kapitalizmdir. Patronlar daha fazla kâr edebilmek için doğayı ve çevreyi talan etmekten, tahrip etmekten geri durmazlar. İşçilerin sömürüsünde sınır tanımayan patronlar, doğanın talan edilmesinde de sınır tanımazlar.

Seçimler ve İktidarın Matematik Hesapları

Eğer tek adam rejimine dur demezsek ve mücadeleyi yükseltemezsek, emekçiler ve gençler olarak bizleri çok daha zorlu süreçler bekliyor. Ama umut rüzgârları esmeye başladı bile.

Kördüğüm

Hadi çık işin içinden / Attığın adımlar getirdi seni buraya / Çıkmaz sokağa… / Neden ağlarsın şaşkın? / Hadi kalk ayağa, / Kalkabilecek misin? / Doğrulabilecek misin? / Dur dinlen, biraz düşün / Nedir bu telaşın?

AKP’nin Kadın Politikasında Yalanlar ve Gerçekler

AKP iktidarı, uyguladığı kadın politikası bütün olumsuz sonuçlarıyla ortadayken bir kez daha emekçi kadınlardan kendisine oy vermesini yani tek adam rejimini kabul etmesini istiyor. Oysa hatırlayacağımız gibi 16 Nisan referandumunda, çalışan kadınların yarıdan fazlası tek adam rejimine hayır demişti.

Herkes Bize Düşmanmış!

Peki, “dünya bize düşman” derken “biz” diye tanımladıkları topluluk kimlerden oluşuyor? Biz emekçiler, biz sefalet ücretiyle geçinmeye çalışanlar, bin bir zorluk içinde zar zor okuyabilen biz öğrenciler, biz işsizler, biz ezilenler, biz sömürülenler, zenginliği üreten ama ondan yoksun bırakılan bizler, onların “biz” diye tanımladıkları öznenin içinde miyiz? Ya da “onlar” dedikleri kimlerdir?

HDP’den Büyük İstanbul Mitingi

Halkların Demokratik Partisi, 24 Haziran seçimlerine sayılı günler kala İstanbul’da coşkulu bir miting gerçekleştirdi. 17 Haziran Pazar günü Bakırköy Halk Pazarında yapılan “Büyük İstanbul Mitingi”ne on binlerce kişi katıldı, miting alanı dolup taştı.

Metal İşçileri Tek Adam Rejimine Hayır Diyor!

Merhaba işçi arkadaşlar, bizler çeşitli metal fabrikalarında çalışan işçileriz. Türkiye’nin ana gündemi 24 Haziran seçimleri. Bizlerin bulunduğu bölge büyük bir sanayi havzası ve haliyle bu bölgedeki işçilerin gündeminde de seçimler var. Bizler bu seçimi her açıdan önemsiyoruz.

Tam Zamanıdır

Yola çıkmışsın /Bakmışsın ki yol uzun, / meşakkatli. / Yol uzun muzun amma, / sonu nereye varır bu yolların hiç düşündün mü? / Hiç düşündün mü gül bahçelerini? / Adım bile atmadan / ve düşünmeden ulaşacağın yeri / Dağlara, kayalıklara, / dikenli yollara aldanıp / daha da ayakların gerisin geri gidiyorsa / Bir dön, bir bak şu yaşadığın dünyaya / Hani şöyle doyasıya yaşadın mı?

Hegemonya Krizi G7’de

Dünya uzunca bir süredir dikkat çektiğimiz üzere bir kriz, savaş ve toplumsal isyanlar dönemine girmiştir. Birleşmiş Milletlerinden, Dünya Ticaret Örgütüne, NATO’ya, hatta AB’ye varıncaya kadar bu eğilimler kendisini göstermektedir. G7 zirvesinde yaşananlar bunun sadece son bir örneğidir.

İşçiler Tek Adam Rejimine Karşı Çıkmalıdır!

Hükümete ve Erdoğan’a özellikle büyük kentlerde işçilerin desteğinin azalma eğiliminde olduğu gerçeği, 16 Nisan referandumundan bu yana kendisini gösteriyor. Rejim esas gücünü elinde bulundurduğu devlet aygıtından alıyor ve medya gücü ile yanılsama yaratıyor.

Sorun Dış Güçler mi, Tek Adam mı?

Son günlerde doların önlenemez yükselişinin faturasını “tek adam” yine dış güçlere kesti. 16 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarı ülkede ekonomi ne zaman kötüye gitse, ne zaman siyasal krizler yaşansa hemen dış güçlerden, faiz lobisinden bahsetmeye başlıyor.

50. Yılında 68 Ruhuyla Mücadeleye!

Çıkmaza giren kapitalizmin büyüyen çelişkileri gençliğin bu tepkisini daha da derinleştirecek ve arttıracaktır. Asıl soru bu tepkilerin nereye akması gerektiğidir.

Go on Your Own Way!..

The principles marking the Bolshevik political organisation (an organised and disciplined functioning on every level, based on democratic centralism) are cornerstones of the Leninist conception of party. The goal of such a party is essentially to arm vanguard workers with communist consciousness, and try to drive the working class into struggle. Building revolutionary kernels within the working class that able to adapt to any circumstances, organising workers’ circles with various functions under the leadership of vanguard workers, making the revolutionary workers movement organised even at the level of sympathizers… all constitute the essence of the Bolshevik way.

Almanya’da Polisin Yetkileri Arttırılıyor

Polisin yetkilerini arttıran “Polis Görev Yasası”nda (PAG) yapılan değişiklik hem ülke çapında tartışmalara, hem de on binlerce insanın katıldığı protesto gösterilerine yol açtı. Yapılan ırkçı propagandalara, göçmenler potansiyel tehdit olarak gösterilerek korku yaratılmak istenmesine rağmen on binlerce işçi ve emekçi bu pervasızlığa karşı sokağa döküldü ve bu saldırıyı öyle kolayına kabul etmeyeceğini gösterdi.

“Fakir Ziyareti Geleneği”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz günlerde bir TV programında yaptığı açıklamada belediye başkanlığı döneminden beri fakir aile ziyaretlerini gelenek olarak gerçekleştirdiğini söylüyor. Cumhurbaşkanlığı bütçesinin yüz milyarlarca lirayı bulduğunu düşünürsek, 1150 odalı sarayından halkın arasına inerek gelenek haline getirdikleri fakir aile ziyaretleri doğrusu yürek parçalıyor!

1943 FIAT Grevi: İtalyan Faşizminin Ölüm Çanı

75 yıl önce, 5 Mart 1943’te, İtalya’nın kuzeyindeki bir sanayi kenti olan Torino’da, FIAT’ın Mirafiori otomobil fabrikasında çakılan kıvılcımla ateşlenen grev dalgası, Mussolini ve İtalyan faşizmi için sonun başlangıcı olmuştu. İşçiler başlangıçta ücret artışı gibi ekonomik taleplerle mücadeleye atılmış olsalar da, kısa süre sonra, eylemlerin kitleselleşmesiyle birlikte, talepler daha siyasi ve anti-faşist, savaş karşıtı bir nitelik aldı.

Medyada Nefret Söylemi ve Ayrımcı Dil

Ulusal, etnik ve dini anlamda en çok ayrımcılığa, nefret söylemine uğrayan kesimlere bakıldığında ilk sıralarda Yahudiler, Suriyeliler, Ermeniler, Yunanlar, Hıristiyanlar, Rumlar, Budistler, Kürtler gelmektedir. Metinlerde 79 farklı grup hakkında 6 bin 782 adet nefret söylemi içeriği tespit edilmiş. Bu tür içeriklere sahip ilk sıralarda yer alan yayınlardan birkaçı ise şöyle: Yeni Akit, Milli Gazete, Yeni Mesaj, Yeni Çağ, Önce Vatan, Yeni Şafak…

İşçi Sınıfının Penceresinden AKP’li Yıllar

AKP iktidarı, dolaylı vergilerin arttırılması, ulaşım, sağlık ve eğitimin daha da pahalı hale getirilmesi, niteliksizleşmesi, artan hayat pahalılığı, işyerlerinde baskı ve mobingin artması, özel istihdam bürolarının yaygınlaştırılması, kentsel dönüşüm adı altında yaşam alanlarının yok edilmesi, kaotik bir şehircilik anlayışı ile insanların canından bezdirilmesi gibi icraatların da sahibidir. Açıktır ki AKP iktidarının ve tek adam rejiminin işçiler için anlamı kölelik ve yıkımdır. Bu nedenle işçiler hem bu iktidara hem tek adam rejimine hem de kapitalizme karşı mücadelede yerini almalıdır.

Venezuela’da Seçimler ve Maduro’nun “Zaferi”

Kimilerinin şahsına çeşitli methiyeler dizip “21. yüzyıl sosyalizmi”nin mimarı olarak gösterdiği Chavez’in, ölmeden halefi ilan ettiği Maduro, Venezuela’da ikinci kez başkanlık koltuğuna oturdu. Giderek güçlenen burjuva sağ muhalefet, seçimlerin gayri meşru olduğunu ve sonucu kabul etmediğini ilan etti.

Devrimin ve İşçi Sınıfının Şairi: Nazım Hikmet

Tepeden tırnağa insan, tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibaret bir devrim ozanıydı Nazım Hikmet. O sınıfsız bir dünya özlemiyle kavgaya atılmış, bu uğurda ömrünün en güzel, en verimli yıllarını hapishanelerde geçirmiş bir komünist şairdi.

Yılgınlık Yok! Bozuk Düzeni Yıkacağız!

Kapitalist sistem köhnedi ve dibine kadar çürüdü. Kapitalist bataklık ve kriz, sonuçlarını, en çarpıcı biçimde toplumsal alandaki çürümeyle, milyonlarca insanı ölüme sürükleyen emperyalist savaşlarla, faşizmle, otoriterleşmeyle, insanın ve doğanın tahammül edilemez boyutlardaki tahribiyle ortaya koyuyor.

Bu Dünyaya Marx Geldi! /2

Manifesto yıllara meydan okuyan o denli önemli ve ufuk açıcı bir eserdi ki, Lenin bu tarihsel eserin o güne kadar yazılmış ciltler dolusu kitabın tümüne bedel olduğunu belirtmişti. Lenin’in ifadesiyle, Manifesto’nun ruhu uygar dünyanın bütün örgütlü ve mücadeleci proletaryasına ilham kaynağı olacak ve kılavuzluk edecekti ve öyle de oldu.

Eleğin Çemberi

Bir parça ölüm gerekir, / bizim yaşamamız için. / Bir parça yoksulluk olmalı, / kuş sütüyle donatılan sofralarımız için. / Bir kesim ölürcesine çalışmalı, / bizim bu zenginliğin tepesindeki bölünmez uykumuz için. / Bir miktar da vicdan eksik olmalı, kaldırabilmek için bu vebali. / Kuralım eleğin çemberini, kuralım da yaşayalım / dedi, birileri.