Navigation

Mayıs 2017 tarihli yazılar

1000 Aydından Açıklama: “Yan Yanayız, Bir Aradayız”

Ülke içinde ve Ortadoğu’da haksız savaşın kızıştırıldığı, OHAL düzeninin kalıcılaştırılarak totaliter bir rejimin her geçen gün pekiştirildiği bir süreçte yapılan bu çağrıda, yapay ayrımlarla toplumun bölünüp ayrıştırılmasına ve birbirine düşmanlaştırılmasına karşı olunduğu vurgulandı. Nefret dilinin ve toplumsal duyarsızlığın endişe verici boyutlara tırmandığı dile getirildi.

Hamas’ın Yeni Siyaset Belgesi ve Filistin Sorunu

Filistin burjuvazisi, kendi iktidar çıkarları doğrultusunda ne kadar uzlaşmacı bir çizgiye gelirse gelsin, emperyalist-kapitalist güçler Ortadoğu’da kozlarını paylaşıp yeni dengeler kurulmadan Filistin sorunu yüzeysel anlamda bile çözülemez. Filistin meselesi Filistin’le sınırlı bir sorun değildir. Tarih bize Filistin topraklarının Ortadoğu’nun özgünlüğünden dolayı emperyalistlerin kapışma alanı olmaktan çıkmayacağını göstermektedir. Emperyalist dengelerle bir Filistin devleti kurulsa bile dengeler bozulduğunda yeniden sorun olmaya devam edeceğinden, asla kalıcı ve adil bir çözüm sağlanamayacaktır.

Sahi Ne Zaman Büyüdük Biz?

Ne ara büyüdük biz sahi? / On sekiz yaşın deli kanında mı büyüdük / Yoksa, / Öpülünce acıyan yerimizin iyileşmeyeceğini öğrenerek / Kaybettiğimiz masumiyetimizde mi? / Ya da / Bedenimizden ağır bir yükü taşırken mi büyüdük, / Bir kapitalisti zengin ederken? / Sahi ne zaman büyüdük biz? / Akşam yemeği telaşında, / eve ekmek götürürken / yolda vurulup öldüğümüzde mi büyüdük.

AKP’nin Saldırıları ve İşçi Sınıfının Durumu

Tüm baskı aygıtlarını ve medyayı elinde tutan AKP elde ettiği güçle işçi sınıfının haklarına bundan sonra da acımasızca saldıracağını ortaya koymuştur. 2015-2017 arasında gerçekleşen grev ve direnişlerin yasaklanması (ki son örneği yasaklanan cam grevidir) bunun en büyük göstergesidir. Şimdi ise AKP oy kaybı olmasın diye referandum sonrasına bıraktığı planını işletmekte, kıdem tazminatını işçi sınıfının elinden almak istemektedir. İşçi sınıfı, AKP’nin ve emrinde olduğu sermayenin çok yönlü saldırısıyla karşı karşıyadır.

Bursa’nın Yeşili Griye Çalıyor

Bursa, yeşiliyle, tarihiyle, medeniyetlere ev sahipliği yapmasıyla, iklimiyle dünya mirası olmuş bir şehir. Bir araştırmaya göre, dünyada yaşanabilir şehirler listesinde 28’inci, Türkiye’de ise birinci sırada yer alıyor. Fakat ne yazık ki Bursa günden güne bu özelliklerini kaybediyor. Yeşilini kaybediyor, doğal iklimi bozuluyor, nefes alınamaz bir şehre dönüşüyor.

İtaat Etmeyen Gençlik Lazımmış!

Bugün sürekli nasıl davranılması gerektiğinin söylendiği, eğitim sisteminin kıskacı altında pek de çizilen sınırlar dışına çıkamadığı, ne giyeceğine, neye inanacağına, hangi dili konuşacağına yönetenlerin karar verdiği, uyuşturucuyla, medyayla zihinlerin zehirlendiği bir sistemin içinde yaşıyor gençlik. Adeta kümes hayvanları gibi yaşamamız istenirken lafa gelince “itaat etmeyin, sorgulayın” oluveriyor.

Açlık Grevine Bile Tahammül Yok!

Akademisyen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın evleri, 22 Mayısta, açlık grevlerinin 75’inci gününde polis tarafından basıldı. Günün ilk saatlerinde, gece 01.00 sularında siyasi şube polislerinin düzenlediği baskında evlerinin kapıları kırılan Gülmen ve Özakça gözaltına alındı. Baskını daha ilk dakikada sosyal medya hesaplarından duyuran Gülmen ve Özakça’ya destek verenler ve aileleri de gözaltına alındı. İnsan Hakları Anıtının çevresi polis bariyerleri ile çevrildi. İstanbul ve Ankara’da Gülmen ve Özakça’nın gözaltına alınmasını protesto edenlere polis saldırdı, gözaltına aldı.

Kuzey Kore Bahanesiyle Pasifik’e ABD Yığınağı

İçinden geçtiğimiz dönem, ABD’ye de, Rusya ve Çin gibi emperyalist rakiplerine de homojen ittifaklar kurma, dört başı mamur planlar yapma ve tıkır tıkır işleyen bu planlarla hedefe ilerleme lüksü tanımamaktadır. Burjuva politika sahnesinde Bushların, Trumpların, Putinlerin, Erdoğanların zuhur etmesi boşuna değildir. Burjuvazi bu gibi dönemlerde, pek çoklarına manyaklık gibi görünse de, uzun erimli ve garantici düşünmekle vakit kaybetmeksizin atak ve cesur davranarak ön almaya çalışan liderlere ihtiyaç duymaktadır. Zira aksi halde kaybedeceği şeylerin çok büyük olduğunu bilmektedir.

Artan Yoksulluk ve AKP’nin Sosyal Yardım Politikaları

İşsizliği düşük göstermek için türlü hilelere başvuran iktidar, yoksulluğu gizlemek için de “sosyal” yardımların arkasına saklanmakta ve kitleleri yapılan duble yollarla, köprülerle, havaalanlarıyla, büyüyen ve istikrar içinde olduğu söylenen ekonomiyle oyalamakta. Evet, AKP iktidarıyla birlikte büyüyen bir şeyler var. Bir tarafta büyüyen sermaye diğer tarafta büyüyen yoksulluk. Seçim dönemlerinde iktidar, yapılan “sosyal” yardımların büyüdüğünden, “sosyal” yardım alan insanların arttığından övünçle bahsediyor.

Açlık Grevindeki Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın Çığlığı Dayanışmayla Büyüyor

OHAL’e dayanarak keyfi biçimde ilan edilen kanun hükmünde kararnamelerle atıldıkları işlerine geri dönmek için 9 Marttan bu yana açlık grevinde olan araştırma görevlisi Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça, eylemlerini Ankara Yüksel Caddesinde devam ettiriyorlar. Aydınların, sanatçıların hükümete çağrıda bulunarak seslerine kulak vermelerini istedikleri Gülmen ve Özakça’yı, sosyalistler, demokratik kitle örgütleri ve sendikaları Eğitim-Sen ve KESK yalnız bırakmıyor.

Yüreğinde 33 Kurşun Taşıyan Şair

Ahmed Arif yaşadığı topraklardan, mücadelesinden hep gurur duymuştur. Bunu tüm yaşamı boyunca da dile getirmiştir.  Yaşamı boyunca hakkını aramış; ezilenin ve güçsüzün yanında durmuştur, kâh ozan kâh komünist kimliğiyle... Emekçiler sömürülmesin, insanlar ezilmesin, ölmesin diye yaşamının sonuna kadar mücadelenin içinde yer almıştır Ahmed Arif.

Cezaevlerinde Artan Saldırılar ve Burjuvazinin Kirli Yüzü

Suçu ve suçluyu yaratan ve üstelik onun üzerinden kâr elde eden kapitalist sistemin geldiği son nokta budur. Cezaevlerindeki baskılar, saldırılar ve dayatılan kölelik koşulları bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Dışarıda ne ise içeride de aynı tablo sergilenmektedir. Burjuvazi kirli yüzünü en çok cezaevlerinde gösterse de cezaevlerindeki bu durum, içinde bulunduğumuz burjuva toplumdan ayrı düşünülemez.

Gözlerim Görkemi Gördü

Ünlü sosyalist işçi örgütçü Elizabeth Gurley Flynn, Amerika’da tanık olduğu otuz üç 1 Mayıs’ın anılarını tazelediği 2 Mayıs 1939 tarihli bu yazısında, aynı zamanda Amerikan işçi sınıfının güzel dayanışma örneklerini de yeniden hatırlatıyor.

Fransa’da Seçimler ve Gençliğin Mücadelesi

Burjuvazi tüm dünyada işçi sınıfını ve gençliği düzen içi seçeneklere hapsetmeye çalışıyor. Oysa bizler çaresiz ve seçeneksiz değiliz! İşçi sınıfının devrimci mücadelesini harlama seçeneği, kapkaranlık bir gecede gümüş bir ay gibi parıldıyor. Sınıflar mücadelesi sertleşiyor, saflar sıklaşıyor! 100. yılında Ekim Devrimi yol gösteriyor!

Kalem

Ses ver tüm yol ayrımlarında / Hiç bir yol ayrımında / SUSMA / Çürüme işin kolayına kaçıp, / Her zaman doğruyu ara, / Her zaman! / Bulunmamış olanın düş peşine / Buldum diye aldanma / Aldatma sakın! / Ara... / Doğruyu bulana kadar ara!

Avrupa Birliği Nereye Gidiyor?

Lordlar Kamarasının da onay vermesinin ardından İngiltere’nin 44 yıllık AB üyeliğini sonlandıracak olan Brexit sürecini resmen açması, 9 ay önce başlamış olan “AB dağılıyor mu” tartışmasını yeniden alevlendirdi. Burjuva siyaset arenasında cereyan eden bu tartışmalara ve gelişmelere bir göz atmak, Hollanda seçimleri ve benzeri gelişmeleri bu kapsamda değerlendirmek ve AB meselesine Marksistlerin nasıl bakması gerektiğine dair hatırlatmalar yapmak; tarihsel bir sistem krizi içindeki kapitalizmin barındırdığı çelişkilerin kavranması ve AB’nin dağılması gibi küresel dengeleri altüst edecek önemde bir gelişmenin ne ölçüde olası olduğunun ve sonuçlarının neler olabileceğinin yorumlanabilmesi bakımından işlevli olacaktır.

Birleşmiş Milletler’den Suudi Arabistan’a Kadın Komisyonu Kıyağı!

Kadın hakları konusunda dünyanın en geri kalmış ülkelerinden biri olan Suudi Arabistan, yapılan gizli oylama sonucu 54 ülkenin 47’sinin oyunu alarak Komisyon üyeliğine seçildi. Bu kararla birlikte Suudi Arabistan, 2018-2022 yılları arasında kadınların haklarını “korumak” amacıyla komisyonda görev alacak! Komisyonun çiçeği burnunda üyesi Suudi Arabistan, “Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi”ni 2000 yılında kabul etti. Ancak Suudi Arabistan’da kadınların toplumdaki yeri içler acısı!

Yeni Sözleşme Dönemine “Metal Fırtına”nın Dersleriyle Girilmeli

Baskı ne denli kuvvetli olursa olsun, derinleşen sorunlar işçilerin öfkesinin yeniden ve daha güçlü bir biçimde açığa çıkmasını sağlayacaktır. Yeni metal fırtınalar sökün edecektir. 2017 başında gündeme gelen BMİS grevinin bir kez daha yasaklanmasına duyulan öfke, elde edilen kazanımın greve bağlanması ve bunun yarattığı moral, yeni mücadelelerin geleceğinin kanıtıdır. İşçilerin yoğun olarak yaşadığı sanayi merkezlerinin büyük çoğunluğunda referandum sandıklarından “Hayır” çıkması büyük bir öfkenin mayalandığının işaretidir. İçinden geçtiğimiz karanlık döneme rağmen bu örnekler işçi sınıfının saflarında yanan mücadele ateşinin sonsuza dek söndürülemeyeceğini ortaya koyuyor.

Kaçın da Nereye Kadar Kaçacaksınız?

Bu yıl 1 Mayıs’ı Hak-İş Erzurum’da, Türk-İş de Ankara’da kutladı. Hak-İş, Erzurum’da karar kılarken çok düşünmüş olmalı! Demek ki bugüne kadar hiçbir sendika  “sanayinin kalbinin” Erzurum olduğunu fark etmemiş! Mehterli, ciritli mitingde hükümet yetkilileri de kürsüde yerini almış. Öyle ya kendileri de sonuçta o hükümetin destekçisi, hükümet yanlısı sendika bürokratları olunca, Sağlık Bakanı ve 1 Mayıs bir arada olabiliyor! Türk-İş de Hak-İş’ten aşağı kalır bir 1 Mayıs organizasyonu yapmadı. O da işçileri sanayi kentlerinden uzak, devlete yakın olan Ankara’ya çağırarak 1 Mayıs’ı Ankara’da kutladı.

2017 1 Mayıs’ı: İşçi Sınıfı Geleneğine Sahip Çıkıyor!

1 Mayıs’ın gündemini oluşturan mücadele başlıkları, sınıfın mücadelesi bakımından hiç kuşkusuz önümüzdeki günlerin de bazı önemli mücadele güzergâhlarına işaret ediyor. Yeni saldırılar ve krizin daha da derinleşmesiyle birlikte hızla artacak olan işsizlik gibi sorunlar, yanısıra Ortadoğu’da girişilen yayılmacı savaş politikalarının gitgide artacak toplumsal faturası, işçi sınıfına mücadeleden başka seçenek bırakmıyor. İstikrar adına getirilen yeni rejim, tam aksine türlü türlü istikrarsızlık getirecek ve sınıf mücadelesi için yeni yükseliş noktaları oluşturacaktır. Sınıfın öncülerine düşen görev, hoşnutsuzluğu artan ve kendi sancılı deneyimlerini yaşayan işçilere, gidişatın karakterini sabırla açıklamak ve 1 Mayısları hadım etmeye çalışan sendika bürokrasilerinden kurtulmayı da içeren bir hat üzerinde örgütlü mücadeleyi büyütmektir.

Sorun Hele

Sorun hele / Yağlı ilmiklerinizden / Sorun / Gerisin geri gitmiş mi hiç adımlarımız / Eğilmiş mi zulmün karşısında / Sevgilinin kollarına uzatır gibi uzattığımız boyunlarımız? / Olsa olsa / Yağlı urganlarınız / Hasretle boynumuza sarılan yoldaşlarımızın / Kolları olur

Referendum Result is Illegitimate! Keep on Fighting!

The referendum on 16 April about changing the system of government in Turkey toward a totalitarian one-man regime was officially declared to be won by Erdogan, with the result being 51% yes and 49% no. This result came after extremely unfair conditions of political campaigning. There was a horror of intimidation, blackmail, smear, blackening, manipulation, lies, a reign of terror, mainly by the state forces, applied under a regime of state of emergency which allows the government (practically Erdogan) to rule by decrees. The opposition camp was not allowed to carry on a proper campaign, with almost no space given to them in TV channels, other media outlets, etc.