Navigation

Şubat 2017 tarihli yazılar

Demokrasi Güçlerinden Figen Yüksekdağ İçin Ortak Tepki

Barış Bloku, Demokrasi İçin Birlik Platformu, Diyalog Grubu ve Yurttaş Girişimi, 24 Şubatta, İstanbul Point Hotel’de “Hukuk Herkes İçin!” şiarıyla bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Halen tutuklu bulunan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin ardından bir araya gelen dört platform, hukuk dışı uygulamalara, hak gasplarına, baskı ve saldırılara karşı ortak bir açıklama yaparak “demokrasiyi savunma” çağrısı yaptı.

Figen Yüksekdağ’ın Vekilliği Gasp Edildi

Bu saldırıların, siyasi iktidarın niyetlerinin aksine ters tepeceği ve “hayır” çığlığını yükselten emek ve demokrasi cephesini tahkim edeceği açıktır. Zorun, toplumsal muhalefeti yılgınlığa sürüklemek yerine AKP’nin ve Erdoğan’ın oyununu bozacağı eninde sonunda görülecektir.

Dağılan Osmanlı’da Parçalanan İşçi Sınıfı /II

Osmanlı’da 1908’deki işçi hareketi, işçi sınıfı daha ekonomik örgütlerini kurup kökleştirmeden ve bu kapsamda bir sınıf bilinci kazanmadan henüz filiz halindeyken bastırılmıştır. Önce Balkanlar'ın kopmasıyla, ardından Birinci Dünya Savaşının getirdiği yıkımla Osmanlı işçi sınıfı parçalanmış ve yeni kurulan Cumhuriyetin baskı ve yasakları işçi hareketinde uzun bir kopuşa yol açmıştır. Oysa sayıları az da olsa 1908 grevlerinden gelen, geçmiş mücadeleleri hatırlayan, Osmanlı işçi sınıfının kozmopolit yapısından şu ya da bu şekilde etkilenen, 1919-1923 sürecini yaşayan ve sendikalar örgütlemeye çalışan işçiler vardı. Gayrimüslim işçiler tümüyle sahneden çekilmiş değillerdi. İşte tam da bu yüzden Kemalist rejim, baskı ve yasaklarla, 1919’dan sonra gelişip güçlenmeye başlayan sosyalist hareketin işçi sınıfına nüfuz etmesinin önüne geçmiştir. İşçi hareketi ile sosyalist hareketin gerçek anlamda ortaya çıkarak birleşebilmesi için ise 1960’ları beklemek gerekmiştir.

Dünü Bugüne, Bugünü Yarına Bağlamak

Egemenlerin propagandalarına kapılanlar, ezilenlerin başkaldırılarının her zaman aynı nihayete, yenilgiye vardığını düşünüp hayıflanabilirler. Mücadelelerin hep yenilgiye uğrayacağını düşünüp yan çizebilirler. Ama Nâzım’ın işaret ettiği gerçek bambaşkadır. Ezilenlerin bin yıllardır kanla bastırılmış umutlarının verdiği acı derindir ama önemli olan dünü bugüne, bugünü yarına bağlamaktır.

Dolar Üzerine Demagojik Salvolar

Rakamlar ve gerçekler ortada. Fakat işçi sınıfının örgütsüzlüğü nedeniyle egemenlerin demagojik söylemleri şimdilik prim toplayabiliyor. Ama gerçekler direngendir! Günü geldiğinde belirgin bir şekilde su yüzüne çıkar. Gerçekliğin bu direngenliği, sınıf devrimcilerinin azmi ve direngenliğiyle birleştiğinde dünyadaki esirlik son bulacak! Ama önce bilincindeki esaret zincirlerinden kurtulacak olan işçi sınıfı, egemenlerin demagojilerine asla prim vermeyecek!

Savaşa HAYIR!

Bu savaş kimin savaşı? Ne uğruna ölüyor evlatlarımız? Ne uğruna çocuklarımızı ölüme yolluyorlar? Şimdi tüm yetkileri bir tek kişinin ellerine bırakacak bir anayasa değişikliğini onaylamamızı istiyorlar. Hem de savaş ve terör bitsin diye! Evet, evlatlarımız ölmesin diyoruz. Evet, savaş bitsin istiyoruz. Evet, artık gözümüzde yaş, yüreğimizde acı olmasın diyoruz. Tüm bunlara evet! Ve bu yüzdendir ki, başkanlığa HAYIR! Tek adam rejimine HAYIR! Biz kadınlar bu toplumun yarısıyız. Kadınız, anayız, barıştan yanayız! Savaşa HAYIR!

“Hayır De! Herkes Kazansın!”

Emek ve Demokrasi İçin Güç Birliği, 11 Şubatta Taksim Hill Otelde yaptığı basın açıklamasıyla, “Hayır de! Herkes kazansın” başlıklı referandum deklarasyonunu açıkladı. Toplantıya, DİSK, KESK ve TTB’nin yanı sıra, aralarında HDP, EMEP, ESP, Halkevleri, İHD ve PSAKD’nin de olduğu çok sayıda bileşenin temsilcileri katıldı.

Crises of Capitalism and Revolutionary Situation

Crises Do Not Lead Capitalism to a Spontaneous Collapse

Capitalist economy inherently contains seeds of crisis. However, it would be utterly erroneous to argue that crises will spontaneously lead capitalism to its destruction. Unless it is overthrown through a revolution of the working class, it can continue to exist, going through new periods of booms and crises. Some assert that the ongoing crisis will mark the end of capitalism. This idea was also put forward during previous crises. While it seems very difficult for capitalism to overcome the deep crisis it is currently engulfed in, and moreover that capitalism becomes weaker with time in terms of overcoming its crises, it would be erroneous to link the collapse of capitalism with the prophecy of a final crisis.

AKP Tornasında Eğitim Tesviyesi

Bugün de eğitim müfredatındaki köklü değişiklik girişiminin asıl amacı AKP’nin yeni itaatkâr kadrolarını çekirdekten yetiştirme arzusudur. Hatırlarsak bugüne kadar Kemalizmi toplum mühendisliği ile suçlayan, eğitim müfredatını ideolojik ve tek tipçi olmakla eleştiren AKP’nin kendisiydi. Şimdi nedense kendi uyguladığı ideolojik bombardımanı toplum mühendisliğiyle ilişkilendirmiyor. Ama görünen o ki iktidar mühendislik harikası bir toplum yetiştirme peşinde. Kendisine ait torna tezgâhlarında, çocukların zihinlerini mümkün olduğunca düzleştiriyor, onları kendilerinin yaratacağı hayata hazırlıyor, hükümete, lidere, sermayeye hayırlı birer evlat olarak yetiştirmeyi amaçlıyor. Daha şimdiden idam naralarını küçücük çocukların diline düşürmeyi başardı bile.

Demokrasi İçin Birlik “Hayır” Kampanyasını Başlattı

Demokrasi İçin Birlik (DİB), 9 Şubatta düzenlediği bir basın açıklamasıyla, “hayır” kampanyasının duyurusunu yaptı. Referandumda oylanacak Anayasa değişikliği ile, yasama, yürütme ve yargının tek elde toplanacağı, hukuk devletinin ortadan kalkacağı, Meclis’in devre dışı bırakılacağı, halkın iradesinin tek kişiye teslim edileceği totaliter bir rejimin hedeflendiğinin belirtildiği manifestoda, bu rejime en güçlü şekilde “hayır” deneceği ifade edildi.

Çıkışsızlık ve Belirsizliğin Zirvesi: Davos

1971’den beri aralıksız gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forumu bu yıl da yine İsviçre’nin Davos kasabasında toplandı. Her yıl onlarca ülkeden yüzlerce üst düzey devlet yetkilisini, sermaye grubunu bir araya getiren ve çeşitli konularda toplantıların gerçekleştirildiği zirve, “Davos Zirvesi” adıyla anılıyor. Emperyalizmin has kurumlarından biri haline gelmiş bu forumda dünya ekonomisinin gidişatının yanı sıra bu gidişata yön veren emperyalist-kapitalist devletlerin politikaları da ele alınıyor.

Çürüyen Kapitalizm ve Parlayacak Yıldızlar

Ocak ayında kaybettiğimiz devrimci Marksist önderlerimiz, Lenin, Rosa Luxemburg, Karl Liebknecht, Mustafa Suphi ve 14 yoldaşı birer yıldız gibi yolumuzu aydınlatıyor ve mücadelenin onurlu bir yaşam demek olduğunu tekrar tekrar bilince çıkartmamızı sağlıyor. Burjuvazi onları bedenen aramızdan almış olabilir fakat onların mücadelesine olan inançları ve insanlığın kurtuluşu için verdikleri kavga devam ediyor.

Totaliter Diktatörlüğe HAYIR!

Toplumu bu referandum aşamasında “hayır” için mobilize edecek güçler çeşitlilik arz ediyor ve bu da iyi bir şey. Devrimci çevrelerin, sınıf devrimcilerinin de kendi etkileme kapasiteleri oranında emekçi kitlelerde faşizme karşı bir “hayır” bilinci ve uyanışı yaratabilmeleri son derece gerekli ve kıymetli. Açık ki, bu referandumda “hayır” oylarının yükseltilmesi, kitlelerin yalanlara aldanışlardan, pasif ve bezgin ruh halinden ve bir şey yapılamaz psikolojisinden çıkartılabilmesi bakımından önem taşıyor. Referandumda “hayır” oylarının yükseltilmesi, kitlelere, isterlerse en temel demokratik haklarını kazanabilecekleri ve genişletebilecekleri, emperyalist paylaşım savaşlarına dur diyebilecekleri, Kürt ulusunun hakları için demokratik taleplerini yükseltebilecekleri bir mücadeleye muktedir olduklarını göstermek bakımından önem taşıyor. İşçi-emekçi kitlelerin kendilerine yalanla-dolanla ya da baskılarla dayatılana karşı mücadele azmini ve cesaretini yükseltmek için referandumda HAYIR! Totaliter diktatörlüğe, faşizme karşı mücadeleyi ilerletmek için referandumda HAYIR!