Navigation

Eylül 2014 tarihli yazılar

İskoçya’da Bağımsızlık Referandumu

Emekçilerin toplumsal değişim ve statükonun kırılması doğrultusundaki arzusunun hayata geçirilmesinin yolu, İskoçya örneğinde küçük-burjuva milliyetçiliğinin peşine takılarak anlamsız parçalara ayrılmaktan değil, enternasyonalist bir bilinçle devrimci mücadeleye atılmaktan geçiyor; hem Britanya’nın diğer parçalarının işçileriyle, hem Avrupa’nın işçileriyle hem de dünyanın tüm emekçileriyle birlikte…

Kuraklık, Aşırı Yağış ve Hortumlar Neyin Alâmetleri?

Küresel iklim değişikliğinin sonuçları son aylarda İstanbul’da da etkisini göstermeye başladı. İstanbul ve Marmara’da çıkan fırtınalarda hortumlar oluştu. 2 Ağustosta İstanbul’da ortaya çıkan hortumlar herkesi şaşırttı. Bir yandan sağanak yağışlar sellere neden olurken, öte yandan İstanbul’un su kaynaklarının azalması ve kuraklık söz konusu. Çelişkili gibi gözüken bu meteorolojik olaylara biraz daha ayrıntılı bakmak gerekiyor.

NATO Zirvesinde Yeni Savaş Hazırlıkları

Batılı emperyalistlerin vurucu gücü NATO’nun yıllık toplantısı 4-5 Eylül tarihlerinde Galler’de yapıldı. Beklendiği üzere bu zirveden emperyalist savaşı daha da kızıştıracak, hegemonya yarışında tansiyonu daha da yükseltecek kararlar çıktı. Bu kararlar, tam da I. Emperyalist Paylaşım Savaşının yüzüncü yıldönümünde, dünyanın pek çok bölgesinde yeni bir emperyalist paylaşım savaşının nasıl da büyük bir hızla yayılmakta olduğunu doğrulamaktadır.

Dünya Nüfusunun Yüzde 70’i Sosyal Güvenceden Yoksun

Kapitalizmin içine düştüğü küresel krizin, dünya işçi sınıfı açısından sonuçları katlanılmaz boyutlara ulaştı. Burjuvazinin azgın bir şekilde hayata geçirdiği neo-liberal politikalarla sosyal haklar tırpanlandı, iş güvencesi ortadan kaldırıldı, işsizlik arttı, işsizlik ödeneği ve emeklilik gibi temel sosyal güvencelerden yararlanma koşulları ağırlaştırıldı, yoksulluk ve sefalet daha da derinleşti.

Burjuvazinin Torba Yasa Saldırısı Onaylandı

Farklı tipte konulara dair yasal düzenlemeleri içeren bir “torba yasa” daha 11 Eylül 2014 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi. Yeni torba yasa başta İş Kanunu olmak üzere, Katma Değer Vergisi Kanunundan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa, Devlet Memurları Kanunundan Yüksek Öğrenim Kurumu Kanununa kadar sayısız kanuna dair düzenlemeler içeriyor. Bu niteliğiyle torba değil çuval deyimini daha fazla hak ediyor.

“Afedersin” Irkçılık!

Öncü işçiler Erdoğan gibilerin ayrıştırıcı, aşağılayıcı dillerini ve ikiyüzlü, sinsi tutumlarını tüm bu yönleriyle sınıf içerisinde teşhir etmelidirler. İşçi sınıfının tüm halklardan ve dini inanışlardan emekçileri bir araya getiren devrimci programının ortaya koyduğu değerler bütününün burjuvazinin gerici değerleri karşısında ne denli üstün olduğu bu vesile ile de gösterilmelidir.

AKP’nin Eğitimi Ticarileştirme ve Dinileştirme Politikası

Bir eğitim yılı daha gerek eğitim emekçileri gerekse öğrenciler açısından büyük sıkıntılarla açılıyor. AKP, özellikle son hükümet döneminde, eğitimi ticarileştirme ve kendi ideolojisi doğrultusunda şekillendirme çabalarına büyük bir hız verdi. Bu doğrultuda atılan adımların en köklüsü, 2012’de uygulamaya konulan 4+4+4 düzenlemesiydi. Eğitim sisteminde ticarileştirme ve dinileştirme temelinde bir yapısal değişiklik anlamına gelen bu düzenlemeyle, ilköğretim 4+4 yıl olmak üzere ikiye bölünerek imam-hatip okullarının orta kısımlarının yeniden açılması olanaklı hale getirildi, seçmeli ders adı altında din derslerinin sayısı arttırıldı, meslek lisesi öğrencilerinin daha yoğun sömürülmesinin önü açıldı.

17 Ağustos Depreminin 15. Yılında Ne Değişti?

Haramilerin saltanat sürdüğü bu çürümüş sömürü düzeni yıkılmadıkça, kitlesel katliamlar pahasına da olsa bu yağma ve talan devam edecek. Hiçbir deprem, sel ve diğer doğa olayları, felâketleri fırsata çeviren kapitalist düzen kadar insanlığın canını almadı. İşçi sınıfının insanlığı kurtuluşa götüreceği devrim çanları çaldığında, bu haramilerin göreceği ve fırsata çeviremeyecekleri en büyük felâket başlarına gelmiş olacaktır. Kapitalizmin felâketini büyütmek için mücadele ateşini körükleyelim.

12 Eylül’ün Hesabını İşçi Sınıfı Soracak!

Bundan 34 yıl önce Türkiye, güne gözlerini, radyodan okunan Milli Güvenlik Konseyi bildirisiyle ve sokaklardaki askeri araçların sesleriyle açmıştı. Faşist cuntanın hazırladığı bu bildiride, “yüce Türk milletini”ne, ordunun, “ülke bütünlüğünü korumak, milli birlik ve beraberliği sağlamak, muhtemel bir iç savaşı ve kardeş kavgasını önlemek, devlet otoritesini ve varlığını yeniden tesis etmek” amacıyla yönetime el koyduğu söyleniyordu.

Bir Kova Buzlu Suyla Meydan Okumak?

Bu tür toplumsal sorunların çözümü için gerekli kaynaklar, emekçilerin ödediği vergiler sayesinde devasa bütçelere sahip olan devletler ve halkı soyup soğana çeviren tekeller tarafından karşılanmalıdır. Emekçilerin “meydan okumaları” gereken şeyse, insanlık yoksullukla, açlıkla, hastalıklarla boğuşurken asalak burjuvaziyi semirten kapitalizmdir.

Democracy and Plutocracy

The struggle to be waged by the working class and the toiling masses for their democratic rights in capitalist society is of crucial importance and cannot be neglected. But beyond this minimum goal of struggle, those who want the emancipation of humanity and a real democracy in today’s world, must desire and fight for the revolution that will overthrow capitalism. Nothing but the rule of the revolutionary working class and the workers’ democracy can lead workers and toilers to a prosperous and happy future!

Torun Center İnşaatında İşçi Katliamı

Mecidiyeköy’de, yıkılan Ali Sami Yen Stadı arazisi üzerinde yapımı devam eden Torun Center inşaatında, yük ve insan taşımacılığında kullanılan asansörün 32. kattan zemine çakılması sonucunda asansördeki 10 işçi korkunç bir şekilde hayatını kaybetti. Aynı inşaatta geçtiğimiz Nisan ayında 19 yaşındaki Erdoğan Polat, yine inşaat sepetinin halatının kopması sonucu 15. kattan zemine düşerek yaşamını yitirmişti. Ancak Torunlar GYO yönetimi bu acı ölümü bile umursamadı ve gerekli önlemleri almayarak daha büyük katliamlara zemin hazırlamaya devam etti. Sonuç, beş ay sonra aynı inşaatta 10 işçinin aynı şekilde can vermesi oldu.

6-7 Eylül Saldırısı ve Irkçılık Protesto Edildi

6-7 Eylül saldırısı 59. yıldönümünde çeşitli eylemlerle protesto edildi. İstanbul’da düzenlenen eylem, Irkçılığa Karşı Dur De Platformu tarafından Galatasaray Lisesi önünde gerçekleştirildi. Platform üyeleri 6-7 Eylül 1955’te azınlıklara yönelik gerçekleştirilen ırkçı saldırılarda yaşamını yitirenleri andı.

Ortadoğu Savaşı

2003’te ABD emperyalizminin savaş makineleri Irak’ı yerle bir ederken, dönemin ABD başkanı Bush sonsuz bir savaş başlattıklarını açıklamıştı. Söz konusu ifade gelişigüzel bir şekilde telaffuz edilmiş değildi. Pek çok ABD sözcüsü benzeri ifadeler kullanmaktaydı ve onlar, fitilini ateşledikleri emperyalist savaşın bugünden yarına bitmeyeceğini ve değişik biçimler alarak on yıllarca sürebileceğini anlatmak istemekteydiler. Bizler Marksist Tutum sayfalarında kapitalizmin içine yuvarlandığı tarihsel krizi ve açmazı derinlemesine analiz etmiş, Balkanlar’da başlayan ve çeşitli biçimler altında devam eden, Afganistan ve Irak’la birlikte yeni bir aşamaya yükselen emperyalist savaşın tahripkâr sonuçlarını ve siyasal dengeleri nasıl değiştireceğini öngörmüştük. Pazar, yatırım ve enerji kaynaklarının yeniden paylaşılması ve emperyalist-kapitalist sistemin hegemonik gücünün yeniden tayin ve tesis edilmesi amacıyla başlatılan savaş, bugün esas itibariyle Ortadoğu’da yoğunlaşmış ve alabildiğine karmaşık bir Ortadoğu savaşına dönüşmüştür.

İsrail-Filistin Arasında “Kalıcı Ateşkes” mi?

Mısır’ın arabuluculuğunda Kahire’de devam eden görüşmeler, 26 Ağustosta İsrail ile Filistin arasında “kalıcı ateşkes” için anlaşmaya varıldığına dair açıklamayla sonuçlandı. İsrail’in 8 Temmuzda başlattığı savaşın Gazze için faturası ağır oldu. Birleşmiş Milletler verilerine göre, önemli bir kısmı kadın ve çocuklardan oluşan çoğu sivil 2 bin 143 Filistinli yaşamını yitirdi, 11 bine yakını yaralandı, 100 bin kişi evsiz kaldı. Savaş boyunca Gazze’de evlerini terk etmek zorunda kalarak BM’nin kontrolündeki okullara sığınan yüz binlerce insan ateşkesin ardından evlerine dönmeye başladı. Ancak 100 bin insanın evlerinin yerinde şimdi enkaz yığını var.

Ebola: Irkçılık ve Devlet Terörü İçin Yeni Bahane

Dünya neredeyse her sene yeni ve korkunç bir salgın hastalık paniği ile sarsılıyor. AIDS, SARS, kuş gribi, domuz gribi gibi salgınların ardından dünyanın yeni korkusu ebola. Şubat ayından bu yana eboladan ölen insanların sayısı 1500’e yaklaştı. İlk kez 1970’li yıllarda görülen, o tarihten bu yana zaman zaman salgın haline gelen ve ölümlere neden olan ebola, bu defa öncekilerden daha çok can aldı.

Sokak Ortasında İşkence Teknolojileri

Son yıllarda dünyanın her yerinde meydanlar ve sokaklar mobese kameraları ile gözlem altına alındı. Telefonlardan e-posta yazışmalarına ve sosyal medyaya kadar insanlar arasındaki iletişim, devletlerin istihbarat teşkilatları tarafından izleniyor. Bu izlemeler için yazılımlar geliştiriliyor, insanlar arası iletişim kayıt altına alınıyor. “Özel hayatın dokunulmazlığı” gibi en temel demokratik ilkeler fiiliyatta çoktan çöpe atılmış durumda.