Navigation

Mayıs 2014 tarihli yazılar

Emperyalizm Sorunu Üzerine

20. yüzyılın başlarında Marksistler arasında emperyalizm sorunu çevresinde dönen tartışmaların üzerinden uzun yıllar geçti. Fakat bu tartışmalar içinde ortaya çıkan farklı eğilimlerin ve yanlış görüşlerin izleri günümüze dek uzanıyor. Üstelik, o günden bugüne dünyada nice olaylar ve değişimler yaşandı. Örneğin, kolon­yalizm ve ulusal bağımsızlık sorunuyla ilgili tartışmalara temel oluşturan sömürge ülkelerin büyük bir çoğunluğu ulusal bağımsızlıklarını kazandılar ve kendi ulus-devletlerini kurdular. Ne var ki, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaşanan bu gelişmelere ilişkin olarak da Marksist saflarda ideolojik ve politik bir netlik sağlanamadı. Emperyalist sistemin eşitsiz ilişkilerinden kaynaklanan “bağımlılık” olgusu, sömürge ülkelerin sömürgeci ülkeye bağımlılığı ile neredeyse bir tutularak konu çarpıtıldı.

On the Question of Imperialism

It has been long since first debates among Marxists over the question of imperialism took place at the beginning of twentieth century. But traces of different tendencies and some misconceptions that emerged in these debates can be felt even today despite the fact that so many events and important transformations took place in the meantime. For instance, a great majority of colonial countries that set the background for the debates on colonialism and national independence gained their national independence and established their own nation-states. However, no ideological and political clarity has been reached within Marxist ranks over these developments which occurred especially after the Second World War. The subject has been distorted in the sense that the kind of “dependence” based on unequal relationships of the imperialist system has been identified almost with the dependence of colonies to colonialist countries.

Özerklik Tartışmaları ve Şovenizm

Sorunun kaynağında Kürt halkının yok sayılması, ezilmesi ve demokratik haklarının tanınmaması yatmaktadır. Günümüzde, birden çok milliyeti barındıran ülkelerin çok büyük bir bölümünde, federasyona ya da özerkliğe dayalı bir sistem uygulanmaktadır. TKP gibilerinin tezi doğru olsaydı, başta federasyonla yönetilen ABD olmak üzere, özerklik ya da federasyon sisteminin olduğu ülkelerin paramparça olması gerekirdi. Lakin gerçekler şovenistleri çürütüyor. Elbette biz devrimci Marksistler TKP gibi sol Kemalistlerin penceresinden değil, işçi sınıfının uluslararası çıkarları temelinde bakıyoruz meseleye.

Beyaz Türk Sosyalizmi

İşçi sınıfının içinde devrimci bir sınıf çalışması yürütüp orada örgütlenmedikçe, kapitalist düzene ve onun siyasal temsilcileri olan AKP’sine, CHP’sine, MHP’sine, Kemalizmine, liberalizmine vs. karşı mücadele başarıya ulaşamaz. Beyaz Türk sosyalizminin gidiş yolu tam bir elitizmdir, tam bir bataklıktır. Doğru yol burjuva kamplaştırma stratejisini tümüyle boşa çıkaracak biçimde, sınıfın birliğini ön plana çıkaran bir yöneliş ortaya koymaktır, bu doğrultuda örgütlü devrimci çalışmayı ısrarla yürütmektir.

Mısır’da Askeri Diktatörlüğün Kanlı Yüzü

Mısır’da askeri darbe yönetimi, Müslüman Kardeşler örgütünün liderlerinden Muhammed Badie’nin de aralarında bulunduğu 683 kişiye daha idam cezası verdi. Mahkeme idamlar için geçtiğimiz yıl Ağustos ayında, Minya eyaletindeki bir karakola düzenlenen saldırıda bir polisin öldürülmesini gerekçe gösterdi. Minya’daki karakol saldırısı, 14 Ağustosta Kahire’de yüzlerce Muhammed Mursi yanlısı göstericinin polis tarafından katledildiği gün yaşanmıştı.

Otoriterleşme Kıskacındaki Burjuva Demokrasisi

Özellikle son bir yıldır AKP’nin baskıcı ve otoriter yönelimi hız kazanmış durumda. TÜSİAD’ından sendika konfederasyonlarına kadar Erdoğan’ın azarını işitmemiş kurum neredeyse kalmadı. Sokaklardaki muhalif gösteriler azgın bir polis terörüyle bastırılmaya çalışılıyor. Polis aygıtının büyüyüp güçlenmesi, internete sansür yasası, MİT yasası ve HSYK düzenlemeleri, başkanlık sisteminin dayatılması, günümüze damgasını vuran otoriterleşme eğilimini daha da somut hale getirmektedir.

Fransa ve Macaristan’da Seçimlerin Gösterdikleri

Fransa’da yapılan yerel seçimler ile Macaristan’da yapılan parlamento seçimleri faşist partilerin güç kazanmasıyla sonuçlandı. Kapitalizmin derin kriz koşullarında ağır saldırlara maruz kalan emekçiler, gerçek ve devrimci bir alternatifin yokluğu koşullarında faşist demagojinin etkisine açık hale geliyorlar. Seçimler işçi sınıfının politik eğilimlerinin göstergelerinden biri olduğu için, iki seçimin de doğru bir perspektifle değerlendirilmesi gerekiyor.

Soma Mine Disaster: Massacre at Work!

On 13 May capitalist system of exploitation has taken lives of around 300 workers in a coal mine “accident” in Soma, a town in western Turkey. There are unknown number of workers still trapped in the mine. This is the biggest massacre of workers in the form of “work accident” in the history of Turkey. The technical reason for the incident is still unknown. But for some reason a fire erupted in the mine and it is still ongoing, producing carbon monoxide with the fatal effect of poisoning the miners.

Sermaye İşçilerin Kanıyla, Canıyla Büyüyor

İşçilerin bedenlerini yakıp kül eden ateş işçi sınıfın yüreğini de tutuşturacak ve ayağa kalkan işçi sınıfı katledilen kardeşlerinin hesabını er ya da geç soracaktır. Gencecik bedenlerin iş kazalarında solup gitmediği, çocukların öksüz ve yetim kalmadığı, sömürünün olmadığı bir dünya mümkün. Kapitalist düzeni alaşağı eden ve iktidarı eline alan işçi sınıfı, üretimi kârlılık esasına göre değil insanlığın ihtiyaçlarına göre düzenlemeye başladığında, o güne kadar kendisi için cehenneme dönüştürülen yaşamın cennete çevrilmesinin de önünü açacaktır.

Soma Mine Disaster: IRMT’s Message to Marksist Tutum

IRMT’s message of sympathy and condolences to Marksist Tutum on the Soma mine disaster in Turkey

To the comrades of Marksist Tutum

Dear comrades

Soma Maden Faciası: IRMT’nin Marksist Tutum’a Mesajı

IRMT’nin Marksist Tutum’a Soma maden faciasına dair dayanışma ve başsağlığı mesajı

Marksist Tutum’lu yoldaşlara,

Sevgili yoldaşlar,

Bir Avuç Kömüre Ne Zamana Kadar Bir Ömür Vereceğiz!

Soma’daki maden ocağında patlama meydana geldiği akşam, televizyonlar haberleri vermeye başladığında, yüreğimin derinlerinde hissetmeye başladığım acı öfkemle birlikte büyüdükçe büyüdü.

انفجار معدن سوما: نامه گرایش مارکسیست های انقلابی به رفقای نگرش مارکسیستی در

رفقای گرامی، انفجار معدن سوما، «حادثه» ای بود که انتظار وقوع را می کشید. همان طور که آگاهید، این رویداد تلخ نتیجۀ مستقیم انگیزۀ سرمایه داران ترکیه به حداکثر کردن سود خود به بهای استانداردهای زندگی، شرایط کار و اکنون حتی جان کارگران ترکیه است.

Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği'nin (UİD-DER) Basın Açıklaması

Sermayenin Kâr Hırsı Yüzlerce Kardeşimizin Canını Aldı

UİD-DER'in Soma'da katledilen yüzlerce maden işçisiyle ilgili basın açıklamasını yayınlıyoruz. Acımız ve öfkemiz büyük! Bu katliamların hesabının kapitalistlerden birgün elbet sorulacağına inancımız tam. Gün, hesap sormak için mücadeleyi büyütme günüdür!

Anatomy of the Petty-Bourgeois

The leaders of Marxism emphasized that the emancipation of opressed and poor people is not a matter of an intelligence work but a matter of a historical struggle. For communists, the central issue is to change the world in a revolutionary way, rather than limiting themselves to interpretation of the current circumstances. The history of the world has already proved that such change can only be achieved by the revolutionary organisation and actions of the working class. In fact, successing a self-change by defeating one’s own weaknesses depends on the same conditions for all who want to join in revolutionary struggle. Without joining the organised life and action, nobody will be capable of overwhelming the petty-bourgeois inside!

Komplo mu, Komplo Teorisi mi?

Burjuvazinin tuzaklarına düşmemek için, olaylara öncelikle, bu çürümüş sistemde burjuva güçlerin her türlü caniliği yapabilecekleri refleksiyle yaklaşılmalıdır. Ve her şeyden önemlisi, kapitalist sömürü ve vahşet düzenine duyulan öfkeyi, devrimci Marksist bir bilinçle diri tutmaktır.

Çin Kapitalizmi ve Sınıf Hareketinin Durumu

Bir yandan biriken toplumsal çelişkiler, diğer yandan ekonomik krizin ve ABD’yle gittikçe kızışan emperyalist kapışmanın basıncı ÇKP bürokrasisini gittikçe sıkıştırmaktadır. Bu durum da ÇKP içindeki kavgayı kızıştırmaktadır. Dolayısıyla önemli bir tehlike de, yükselen sınıf hareketinin ÇKP içindeki siyasi çekişmelere payanda olmasıdır. Çünkü ÇKP içindeki Maocu-muhafazakâr kanat, ki bunlar Çin’in kapitalistleşme sürecinin daha yavaş işletilmesini savunan devletçilerdir, bazı “sosyal devlet” uygulamalarını da savunmakta ve işçilerin kafasını çelebilmektedirler. Bu engellenebilirse, muazzam bir devrimci potansiyelin heba olmasının önüne geçilebilecek ve Çin işçi sınıfının dünya devrimine katkısının önü açılabilecektir.

1 Mayıs 2014: Devlet Terörü, Sendikal Bürokrasinin İhaneti ve Sol Lafazanlık

AKP hükümetine sendikalarla ve solla resmen alay edip dalga geçme fırsatı veren şey işte ne yazık ki işçi hareketinin ve sol hareketin sergilediği bu güçsüzlük ve basiretsizlik tablosudur. İşçi sınıfının güçlü, örgütlü ve kitlesel mücadelesi yükseltilebilmiş olsaydı, hiç kuşkumuz yok ki AKP hükümeti böylesine saldırgan bir tutum takınma ahmaklığı sergilese bile bambaşka sonuçlarla karşılaşırdı. O zaman Taksim yasağı da fiilen aşılıp, Erdoğan ve adamlarına ettikleri o laflar güzelce yutturulurdu. Fakat ne yazık ki bu yıl da bu yapılamamış, bütün bir yıl boyunca proleter mücadelenin gereklerini yerine getirmek için hiçbir şey yapmayanlar, gerçek durumlarını gizlemek için sol lafazan söylemler takınıp 1 Mayıs’ı bir örtü olarak kullanma çabalarını devam ettirmişlerdir.

May Day Message from IRMT to Marksist Tutum

گرايش مارکسيست‌های انقلابی ايران

IRMT’den Marksist Tutum’a 1 Mayıs Mesajı

گرايش مارکسيست‌های انقلابی ايران