Navigation

Nisan 2014 tarihli yazılar

Kıbrıs’ta Yeni Müzakere Süreci

Kıbrıs işçi sınıfı, kendisini çok yakından ilgilendiren bu süreçte, kaderini burjuvazinin ellerine teslim etmemelidir. Kıbrıslı emekçiler adanın bölünmüşlüğü ve Kuzey’in işgal altında oluşu nedeniyle ortaya çıkan ulusal sorunun tüm yıkıcı etkilerine karşı mücadeleyi, onları sefalete iten ekonomik krizin nedeni olan kapitalizme karşı mücadeleyle birleştirmelidirler.

Our May Day Message to Worker’s Liberty and IRMT

The threat of destruction posed by capitalism arouses the crying need for a world without wars and exploitation, that is, socialism. Our struggle rises as an answer to this cry. And May Day is an opportunity for us to enthusiastically express our anger against capitalist system and aspiration for a socialist world.

IRMT ve Worker’s Liberty’ye 1 Mayıs Mesajımız

Kapitalizmin insanlığı karşı karşıya bıraktığı yıkım tehdidi, savaşsız, sömürüsüz bir dünyaya, yani sosyalizme olan ihtiyacı bağırırcasına ortaya koyuyor. Mücadelemiz bu çığlığa yanıt olarak yükseliyor. 1 Mayıs da, kapitalist dünya düzenine karşı duyduğumuz öfkeyi ve sosyalist bir dünya özlemimizi coşkuyla haykırmak için bir fırsattır.

پیام اول ماه مه مارکسیست توتوم (نگرش مارکسیستی ترکیه- MT) به «گرایش مارکسیست های انقلابی

کارگران و زحمتکشان سراسر جهان دلایل زیادی دارند که خشم خود را ابراز کنند. چهرۀ کریه سرمایه داری، با حرص و ولع بی حد و مرز آن برای سود و مکیدن خون کارگران، اکنون که نظام سرمایه به بحران عمیقی فرو رفته، بیش از هر زمان دیگری قابل مشاهده است. در سرتاسر جهان، سرمایه به یورشی تمام و کمال علیه دستاوردهای تاریخی طبقۀ کارگر دست می یازد. شرایط کار و معیشت طبقات کارگر، وخیم تر از قبل می گردد. گرسنگی، فقر، بیکاری، و نابرابری به سطوحی بی سابقه رسیده اند.

Spirit of the Age, “Zeitgeist”

The origins of the widely-used concept, “spirit of the age” go back to the German word “zeitgeist” which appeared in Hegel’s philosophical writings. The concept simply refers to a state of mind, feelings and mentality which characterize a particular period of time. Hegel took the period covering late 18th century and early 19th century as a new transition period and wrote that the distinctive characteristic of this era was essentially the “zeitgeist” initiated by the French Revolution of 1789. The Zeitgeist in those historical episodes pointed out by Hegel implies a transitional state of consciousness stretching from past to present. This state of consciousness is composed of a combination of existing social turmoil and future expectations.

TC’nin Sahte Laikliği ve Diyanet İşleri Başkanlığı

Kemalist rejim 3 Mart 1924’te Şeriye ve Evkaf Vekaleti yerine Diyanet İşleri Başkanlığı’nı (DİB) kurmuştu. Geçtiğimiz günlerde 90. yılını geride bırakan bu kurum, devletin din ile ilişkisinin ve sahte laiklik anlayışının en önemli göstergelerinden biri olarak üzerinde durulmayı hak ediyor.

Planlı Eskitme

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte, üretilen ürünlerin daha kaliteli olması, bununla birlikte de daha uzun ömürlü olarak kullanılabilmeleri umulur. Ne var ki, kapitalistlerin piyasaya sürdüğü ürünlerin durumu bu beklentinin ne denli naif olduğunu ortaya koyar.

Ermeni Soykırımının Kurbanları Katliamın 99. Yılında Anıldı

Osmanlı devletinin 1915’te gerçekleştirdiği soykırımda yaşamını yitiren Ermeniler, “24 Nisan Ermeni Soykırımını Anma Platformu”nun organize ettiği eylemlerle, İstanbul’da anıldı. İlk anma eylemi saat 11’de Haydarpaşa Garı’nda gerçekleştirildi. Zorunlu askerlik yaptığı sırada 24 Nisan 2011’de öldürülen Sevag Şahin Balıkçı’nın ailesi de anmaya katılanlar arasındaydı.

Medya ve Demokrasi

Gerçek bir basın özgürlüğü ile demokrasi arasında dolaysız bir bağ vardır. Basının özgür olmadığı bir düzende demokrasiden söz edilemez. Aslında burjuva düzene baktığımızda bu gerçeği tüm çıplaklığıyla görebiliriz. Öncelikle en demokratik burjuva toplumda bile ifade özgürlüğünün oldukça sınırlı olduğunu belirtmek lazım. Hem devlet aygıtını hem de basın ve medya araçlarının tekelini elinde tutan burjuvazi, bu sınırlı ifade özgürlüğünü dahi daraltmakta ve işçi-emekçi kitlelerin sesini boğmaktadır. Medya araçları üzerinde tekel kuran burjuvazi, bu araçlar dolayımıyla kapitalist kültürü yeniden üreterek geniş kitlelere empoze eder, toplumu genel ve özel çıkarları temelinde belirler ve yönlendirir. Ne var ki kitleleri aldatmaya çalışan burjuvazi, “basın halkın gözü kulağı ve sesidir” ifadesini kullanmayı da ihmal etmez. Lakin burjuva medya doğal olarak sahibinin sesidir. Dolayısıyla geniş emekçi kitlelerin doğru bilgiye ulaşmasını –ve meselâ sistemin tüm pisliklerinin göz önüne serilmesini– burjuva medyadan beklemek boşunadır.

Enternasyonal: İşçi Sınıfının Uluslararası Marşı

Başka bir dünya inşa etmek isteyen işçilerin umutları hiçbir zaman kaybolmadı ve bugünlere kadar ulaştı. Bu devrimci tutkunun ve burjuvaziye duyulan sınıf kininin dilden dile günümüze kadar gelmesinde devrimci marşların payı da büyüktür. İşçi sınıfının uluslararası marşı niteliğini kazanan Enternasyonal marşı ise bunların en önemlisidir.

Kırım, Ukrayna ve Stalinizmin Günahları

1922’de SSCB kurulurken Ukrayna ve Gürcistan’la yaşanan gerginliğin onca zaman sonra bugün yeniden patlak vermesinde, gördüğümüz üzere, Stalinizmin şovenist politikalarının çok büyük bir payı vardır. Rus şovenizmini faşizan sınırlarda körükleyen bugünkü Putin yönetimi, 2008 yılında Gürcistan’dan sonra bugün de Ukrayna ve Kırım’a göz dikmiştir. Bugün Ukrayna ve Gürcistan’daki rejimler Rusya’ya karşı Batılı emperyalist blokun himayesine girmek için çırpınıyorlar ve bu ülkelerin emekçileri bu burjuva politikalara destek oluyorlarsa, bunun arkasında Stalinizmin yakın tarihteki cani politikalarının yattığını görmemiz gerekiyor. Öte yandan bugün yaşananların sorumluluğunu, tümüyle Batılı emperyalistlerin sırtına yıkarak, Putin Rusyası’nın emperyalist politikalarını görmezden gelmek asla kabul edilemez.

İşçi Sınıfının ve İşçi Hareketinin Durumu

İşçi sınıfı mevcut örgütsüzlük koşullarında dört bir yandan saldırılarla karşı karşıya. Sendikasızlaştırma, taşeronlaştırma, reel ücretlerin düşmesi, iş saatlerinin artması ve çalışma koşullarının giderek kötüleşmesi Türkiye işçi sınıfının maruz kaldığı başlıca saldırılar. İşçi sınıfı örgütsüz olduğu için bu saldırılara karşılık veremiyor ve geçmiş yıllarda mücadeleyle kazanılmış haklar kaybediliyor. 12 Eylül rejiminin belini kırdığı işçi sınıfının elinde kalan son haklar da, AKP’nin iktidarda olduğu 12 yıl boyunca sistematik bir şekilde gasp edildi.

What’s going on in Ukraine?

The recent events erupted in Ukraine within the last months are simply one of the most blatant examples of ongoing processes in different parts of the world. These processes have a twofold character: Popular masses, having had enough with poverty, misery and corrupt regimes, rise as a result of their deep discontent against the situation they have been through, involve in protests and rebel. Nevertheless, bourgeois forces, taking advantage of the lack of any revolutionary alternatives seek to manipulate and make use of the tremendous energy of these masses for their own interests. This is a common feature of all developments from Libya to Syria, from Venezuela to Ukraine. While capitalist system, passing through a historical crisis and imperialist war, is unable to prevent the working classes from revolting, these social movements, on the other hand, cannot spontaneously develop into a socialist revolution.

Büyümez Ölü Çocuklar

Gezi direnişinin yaşandığı Haziran günlerinde, evinden bakkaldan ekmek almaya giderken polisin attığı gaz bombası kapsülüyle komaya giren ve 269 gün boyunca yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren Berkin Elvan 11 Martta hayatını kaybetti. Berkin’in cenazesi kaldırıldıktan birkaç gün sonra devlet güçleri benzer bir saldırıyı bu kez Silvan’da gerçekleştirdi. İlkokul 3. sınıf öğrencisi 10 yaşındaki Mehmet Ezer, polisin attığı gaz bombası fişeğiyle başından vuruldu.

İşçi Sınıfı Açısından 2014 Yerel Seçimleri

2014 yerel seçimleri sonuçlanmış bulunuyor. Geniş işçi-emekçi kitlelerin bir kez daha kendi bağımsız sınıf çıkarları temelinde bir örgütlülükten yoksun olarak girdiği bu seçimlerde ortaya çıkan sonuçlar işçi sınıfı devrimcileri açısından şaşırtıcı olmamıştır. İşçi-emekçi yığınlar, yoğun olarak bulundukları kentlerde, işçi havzalarında, üç aşağı beş yukarı ülke genelindeki çizgilere uygun biçimde burjuva kamplaştırma siyasetinin kurbanı olmuşlardır.

KOBİ Güzellemeleriyle Örtülen Tekelleşme Gerçeği

Kapitalist sistem, insanlığı, çoktandır akıldışı hale gelmiş bir üretim tarzı içinde kıvrandırıyor. Üretim araçları üzerinde özel mülkiyet tekeli kuran kapitalist azınlık, yaratılan zenginliğin her geçen gün daha da artan bir bölümünü gasp ederken, bu zenginliği üreten emekçi kitleler giderek daha fazla yoksullaşıyor. Burjuvazinin tüm yalan ve çarpıtmalarının aksine, bu sistemin ürettiği eşitsizlik tablosu düzelmek bir yana daha da derinleşiyor. Bugün gelinen noktada, milyarlarca emekçinin kollektif bir şekilde yarattığı toplam zenginliğin yüzde 46’sı, en zengin yüzde 1’lik dilimin elindedir. Buna karşılık dünya nüfusunun yarısına, bu zenginlikten sadece yüzde 0,7’lik bir pay düşmektedir.

Bosna-Hersek’te Emekçilerin Öfkesi Büyüyor

Yugoslavya’nın dağılmasının ardından yaşanan sancılı süreç sonrasında ortaya çıkan devletlerden biri olan Bosna-Hersek, Şubat ayının başlarında, son dönemin en büyük kitle eylemlerine sahne oldu. Ülkenin eski bir sanayi kenti olan Tuzla’da yer alan bir fabrikanın özelleştirilip kapatılması ve binlerce işçinin işsiz kalması işçilerin öfkesini daha da körükledi.