Navigation

Şubat 2014 tarihli yazılar

Derininden Paraleline Malûm Devlet

AKP hükümeti ile Gülen Cemaati arasında yürüyen ve büyük bir devlet krizine yol açan iktidar savaşı, tarafların karşılıklı hamleleriyle daha da kızışarak devam ediyor. Bu savaş çeşitli görünümleriyle ve yöntemleriyle, bir süre öncesine kadar AKP ile statükocu Kemalist bürokrasi arasında yürüyen şiddetli kapışmayı andırıyor. Hatta o çatışmada birkaç yıla yayılarak yapılan hamleler bugün bir buçuk ay gibi kısa bir süreye sıkıştırılmış olarak karşımıza çıkıyor.

“Bereketli Topraklar Üzerinde”

Bazı kitapların çevirdiğimiz her sayfasında “işçilerin işçilere anlattığı” duygusunu yaşarız. Bazı kitaplardaysa şunlar geçer zihnimizden: “İşçileri, işçilerin içinden anlatıyor.” İşte Orhan Kemal’in Çukurova’da işçilerin acılarını, sevinçlerini, çaresizliklerini, birbirlerini gammazlamalarını, isyanlarını, ekmek kavgalarını anlattığı Bereketli Topraklar Üzerinde isimli romanı da böyle bir romandır.

HDP Ankara’da Dayanışma Gecesi Düzenledi

HDP seçim çalışmaları kapsamında çeşitli etkinlikler düzenlemeye devam ediyor. 17 Şubatta Ankara Etimesgut’ta düzenlenen dayanışma gecesi Ankara adaylarını ve parti üyelerini buluşturdu. Etimesgut Düğün Salonu’nda yapılan etkinliğe HDP Eş Başkanı Sebahat Tuncel de katıldı.

Mersin Üniversitesinde Rektörlük Protestosu

Mersin Üniversitesi Rektörlüğünün, geçtiğimiz aylardaki Rektörlük işgali gerekçesiyle 121 öğrenci hakkında soruşturma açması ve 27 öğrencinin tedbir kararıyla okula alınmasını engellemesi, Mersin Üniversitesi öğrencileri tarafından protesto edildi.

İt Dalaşı, Seçimler ve Bağımsız Sınıf Tutumu

Toplumun genelinde olduğu gibi işçiler arasında da hâkim olan, “başka seçenek yok ki” ya da “oyum boşa gitmesin” yaklaşımı yanlıştır. Aslında düzen partilerine atılmış her oy boşa gitmektedir. İşçi sınıfı “üreten biziz, yöneten de biz olmalıyız” düşüncesiyle hareket etmeli ve kendi çıkarlarını savunacak bir alternatife yönelmelidir. Bugünün somut koşullarında işçi ve emekçi kitleler açısından önümüzdeki seçimlerde alınması gereken doğru tutum, Kürtlerin, diğer ezilen toplumsal kesimlerin, sosyalistlerin, ilerici ve demokratların anlamlı bir güç birliğini temsil eden Halkların Demokratik Partisi (HDP) adaylarını desteklemektir.

Roboski Katliamı “Kaçınılmaz Hata”ymış!

Kürt halkına dönük zulmün simgelerinden biri olan Roboski katliamının üzerinden iki yıl geçti. Yitirdikleri evlatlarının parçalarını bile bir araya toplayamayan yoksul Kürt analarına, acıların en büyüğü reva görüldü. Katliamın sorumlularının ortaya çıkarılması için devletin mahkemelerinde çile çeken aileler, bir kez daha yıkıldı. Nice katliamın altına imza atan devlet, diğerlerinde olduğu gibi Roboski’de de kendini akladı. Genelkurmay Askeri Savcılığı, çoğu çocuk 34 silahsız sivilin uçaklarla bombalanarak hunharca katledildiği Roboski katliamı soruşturmasında, takipsizlik kararı verdi.

Beyrut Kasabı Öldü, Filistin Sorunu Devam Ediyor

2006’dan bu yana bitkisel hayatta olan İsrail’in eski başbakanı Ariel Şaron’un 11 Ocakta ölmesi, Filistin halkının yaşadığı acıları, katliamları yeniden gündeme taşıdı. İsrail’de “büyük bir asker” ve “kahraman bir savaşçı” olarak görülüp “Buldozer” lakabıyla anılan eli kanlı Şaron, Arap halkları ve özelde Filistin halkı içinse “Beyrut Kasabı” olarak tarihe geçmiştir. Filistinlilerin, Şaron’un ölüm haberini bir bayram havasında karşılamaları ve sevinç duymaları, onun Filistin sorununda izlediği imhacı siyasi çizgiden kaynaklanmaktadır.

Burjuvazinin 2014 Bütçesi

Burjuva iç kapışmanın yaşandığı, kapışmaya bağlı olarak burjuva sistemin pisliklerinin ortaya döküldüğü bir dönemde 2014 yılı bütçesi Meclis’ten geçti. Her yıl olduğu gibi bu yıl da bütçe görüşmeleri işçi sınıfının gündemini pek meşgul etmedi. Oysa bu konu işçi sınıfını yakından ilgilendirmektedir, çünkü bütçeler gerek devletin sınıfsal meşrebini ortaya sermesi açısından, gerekse kaynakların sermaye sınıfının çıkarları doğrultusunda nasıl ve ne şekilde kullanıldığını göstermesi açısından önemlidir. Hele ki burjuvazinin iç kapışmasının ayyuka çıktığı, yolsuzlukların birer birer ortaya döküldüğü bir dönemde.

Ortadoğu’da Kartlar Yeniden Karılıyor

Emperyalistlerin Ortadoğu’ya dönük temel politikasının özü halen “böl ve yönet” olarak devam etmektedir. Emperyalistler ulusal-etnik-mezhepsel ayrılıkları bu çerçevede kullanmaya devam etmektedirler. Bu da çatışmaların ve savaşların devam etmesi anlamına gelir. Suriye’de süregiden iç savaş bunun en kanlı örneği durumundadır. Ne ABD-İran yakınlaşması ne de Suriye Konferansı Suriye halkının çektiği acılara son verecektir. Suriye dışında da savaş farklı biçimlerde devam etmektedir.

“Yeni” Toplumsal Sorunları Kim, Nasıl Çözecek?

Doğayı ve insanı insafsızca tahrip eden kapitalizmin yarattığı sorunlar kaçınılmaz biçimde toplumsal hoşnutsuzluğun da artmasına neden oluyor. Ekolojik yıkımlar, kentsel yağmalar, insan hakları ihlalleri, kadınları ezen erkek egemen zihniyet ve bunu hayata geçiren politikalar, etnik ya da cinsel kimliklerinden dolayı baskı altına alınan kesimlerin yaşadıkları sorunlar toplumsal tepkilere yol açıyor. Bu tepkiler de toplumsal mücadele içerisinde doğru ya da yanlış politik karşılıklarını buluyor.

Eurosur: Göçmenlere Yeni Sur

Ne dünyamız ne de insanoğlu kapitalist devletlerin kendi egemenlik alanlarını belirlemek üzere çizdikleri sınırlarla var olmadı. Sınıfların ortaya çıkmasıyla birlikte devletler var oldu, sınırlar çizildi. Son yüzyıl içerisinde de insanların seyahat ve göç etme özgürlükleri önce pasaportla, daha sonraları da vize ile sınırlandı. Üretici güçlerin gelişimi, sınıfların ve sınırların olmadığı sosyalist bir dünyanın kurulmasını zorunlu kılıyor. İnsanoğlu eninde sonunda ulus-devletin deli gömleğini parçalayacak, kapitalizmi tüm rezillikleriyle beraber geride bırakacaktır.