Navigation

Aralık 2013 tarihli yazılar

"Demokratik, Özerk Yönetimlerle Özgür Yaşama Yürüyoruz" Şenliği

Halkların Demokratik Partisi ile Barış ve Demokrasi Partisi 29 Aralıkta “Rojava’dan Gezi’ye Demokratik, Özerk Yönetimlerle Özgür Yaşama Yürüyoruz” Şenliği düzenledi. Ataköy Sinan Erdem Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirilen şenliğe emekten, demokrasiden, barış ve özgürlükten yana binlerce kişi katıldı.

Sıkışan AKP’nin Muhafazakârlık Salgısı Artıyor

AKP toplumu zapturapt altına almak için İslami motiflere bezenmiş muhafazakâr dünya görüşüne uygun adımlar atmaya çalışmaktadır. Ne var ki, bu tür gerici adımları ve çıkışları Kemalist kesimde yaygın olan “AKP’nin gizli şeriat gündemini adım adım hayata geçirdiği, cumhuriyeti tasfiye ettiği” türünden irrasyonel değerlendirmelerle açıklamak, meselenin çok boyutlu yönlerinin gözlerden gizlenmesine hizmet etmekte ve diğer burjuva kampa yedeklenmenin yolunu döşemektedir.

Doğan Tarkan Sonsuzluğa Uğurlandı

Devrimci Sosyalist İşçi Partisi eski genel başkanı Şevket Doğan Tarkan, 25 Aralıkta geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Tarkan’ı son yolculuğuna ailesi, mücadele arkadaşları, yoldaşları, sosyalist çevreler, aydınlar, sanatçılar, HDP eş başkanları ve milletvekilleri uğurladı.

Roboski Katliamı Eylemlerle Lanetlendi

İki yıl önce Roboskili 34 Kürt köylüsü TSK uçaklarından atılan bombalarla katledilmişti. Katliamın üzerinden iki yıl geçmesine rağmen sorumlular açıklanmadı, hesap sorulmadı, üzeri kapatılmaya, unutturulmaya çalışıldı. Katliamın ikinci yıldönümünde Roboski’de ölenleri anmak, sorumluları lanetlemek için, başta Roboski olmak üzere birçok yerde eylemler gerçekleştirildi.

Dershane Kavgasının Perdeleyemediği İktidar Çekişmesi

Gülen Cemaati ile Erdoğan ekibi arasında uzun süredir devam eden çekişme, Erdoğan’ın Cemaat’e büyük bir darbe vurmak üzere gündeme getirdiği dershaneleri kapatma meselesiyle birlikte, kamuoyu önünde yürüyen açık bir savaşa dönüştü. Bu çatışma, bulutsuz bir havada birden bire başlayan bir sağanak yağış değil elbette. Daha önce sürekli bastırılan, geçici olarak yatıştırılan ve alttan alta yürüyen bir çekişme söz konusuydu. Ve nihayetinde, hükümetin izlediği iç ve dış siyaset, bu iki burjuva kesimin yakın zamana kadar devam eden ittifakını sarstı ve kurulan siyasi dengeleri sürdürülemez hale getirdi.

Genel Sağlık Sigortasının Kapsamı Daraltılıyor

Burjuvazinin işçi sınıfına yönelik saldırıları ekonomik kriz koşullarında artarak devam ederken, gerek emeklilik gerekse sağlık ayaklarında yapılan yeni düzenlemelerle sosyal güvenlik sistemi her geçen gün biraz daha devre dışı bırakılıyor. Emeklilik yaşı ve prim gün sayısı arttırılarak mezarda emeklilik dayatılmışken, her ay ödenen SGK primlerine rağmen sağlık hizmeti de kalem kalem paralı hale getiriliyor.

Derelerimizden Elinizi Çekin!

Geçtiğimiz günlerde Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu “HES inşaatlarında bazı vahşi uygulamalar olduğunu” ifade eden bir demeç verdi.

Hasta Tutsaklar Üzerinde Devlet Terörü

Sınıflı toplumlarda devlet egemen sınıfın devletidir. Hukuku ve neyin suç olup olmadığını belirleyen de egemen sınıfın kendisidir. Sömürü düzenine ve bunun koruyucusu olan devlete muhalefet edenler, başkaldıranlar, bu nedenle en ağır şekilde cezalandırılırlar. Türkiye’de cezaevlerinin durumu bu gerçeğin altını kalınca çizmekte; egemenlerin, başkaldıran ezilenlere duydukları sınıfsal kini yansıtmaktadır. Cezaevlerinden gelen ölüm, taciz, tecavüz, işkence haberlerinin ardı arkası kesilmemektedir. Hasta tutsaklara yapılan muamele de başlıbaşına bir işkence haline getirilmiştir.

AKP’nin Makul ve Makbul Kürt Arayışı

Kürt sorununda hareketli günlerin yaşandığı bir ayı geride bıraktık. Ne var ki bu hareketliliğin sebebi “çözüm sürecinde” yeni bir aşamaya geçilmesi ve sorunun çözümü yönünde ilerleme kaydedilmesi değildi. Sürecin tıkanması üzerine yapılan karşılıklı açıklamalar, Barzani’nin Diyarbakır’a gelişi ve Rojava’da yaşanan yeni gelişmeler dikkatlerin Kürt sorununa yönelmesine yol açtı.

Kapitalizmde Felâketler Yoksulları Vuruyor

Son yirmi yıldır dünyadaki “doğal” felâketlerin ardı arkası kesilmiyor. Depremler, tsunamiler, seller, kasırgalar… Yaşanan felâketler giderek sıklaşıyor ve insan hayatında yarattığı yıkımlar onmaz acılara yol açıyor. Bizzat burjuva kurumların yayınladıkları raporlara göre de dünyadaki doğal afetlerin sayısı son 20 yılda 4 kat arttı. Özellikle 2000’den sonra bu tür felâketlerin yol açtığı yıkımı pek çok acı örnekte gördük. “Doğal” denilen bu felâketlerin daima yoksul kesimleri başta olmak üzere emekçileri vurduğunu da görüyoruz.

Afrika’da Yürüyen Emperyalist Kapışma

Dünyanın gittikçe daha fazla bölgesi emperyalist savaşın alanı haline geliyor. Bazı coğrafyaların talihi ise öteden beri “kara” harflerle yazılmış durumda, tıpkı Afrika gibi… Yüzyıllar boyu Avrupalı sömürgecilerin elinde çekmediği kalmayan, köleleştirilen, aşağılanan, acıların ve sefaletin en derinine mahkûm edilen Afrika halklarının çilesi kapitalizmin bu en “modern” çağında da son bulmuş değil.

Mısır ve Tunus’ta Son Gelişmeler

Arap coğrafyasını sarsan halk isyanları her ülkenin kendi özgüllüğüne göre başladı, devam etti, sönümlendi veya farklı biçimlere büründü. Tunus’ta başlayan isyan dalgası Mısır’dan Libya’ya, Bahreyn’den Suriye’ye kadar yayıldı. Kimi ülkelerde çok büyük altüstlüklere sebep olan bu hareketler, bazı ülkelerde ise egemenlerin politikaları ve bölgedeki emperyalist kamplaşmalar gibi sebeplerle daha kolay savuşturulabildi. Tunus, Libya ve Mısır’da diktatörler devrilirken, Suriye’de iç savaş devam ediyor.

Hollywood İşkencecilerin Hizmetinde

Burjuvazi sömürü düzenini devam ettirmek için her türlü zulme başvururken, insanlık onuru, sömürüye, haksızlığa, adaletsizliğe ve zulme direniyor. Zalimlerin zulmü, ezilenleri sindirmek yerine öfkelerini bileylemekten başka bir işe yaramıyor. Engizisyona rahmet okutan işkence yöntemleriyle iktidarını ebedi kılmaya çalışan Nazi faşizmi, insanlık tarafından ilelebet lanetle anılmaya mahkûm edilmiştir.

Yunanistan’da Faşist Tehdit Büyüyor

Yunanistan’da bugün temel sorun, kapitalizmi açıkça hedef tahtasına oturtacak bir proleter devrimci çizgiyi ortaya koymaktır. Yunan kapitalizmi iflas etmiş, düzen partilerinin kokuşmuşluğu ortaya çıkmış, iktisadi kriz genişleyerek bir siyasal ve toplumsal krize büyümüştür. Kitleler radikalleşmekte ve devrim/karşı-devrim kamplarında kutuplaşma derinleşmektedir. Faşistlerin son seçimlerde 400 binden fazla oy (yaklaşık %7) alarak 18 milletvekiliyle meclise girmelerinin ardında da toplumun derin bir kapitalist krizle sarsılıyor oluşu gerçeği yatmaktadır.

ABD Bütçe Krizi Kapitalizmin İflasına İşaret Ediyor

Geçtiğimiz haftalarda ABD’de “devletin kepenk kapatması” olarak adlandırılan bir kriz yaşandı. Kerim devlet anlayışıyla yoğrulmuş Türkiye’de bu durum biraz şaşkınlıkla karşılansa da, aynı özel şirketlerde olduğu gibi devletin bazı birimlerinin kepenkleri gerçekten kapatıldı, hizmete son verildi ve çalışanlar zorunlu ücretsiz izne çıkarıldılar. Hükümete Kongre tarafından tahsis edilmiş olan para suyunu çekmişti ve Kongre ek tahsisat çıkarmıyordu.

Medyada AKP Hegemonyası

Geçtiğimiz Kurban Bayramında bir TGRT muhabiri Başbakan’a “devlet baba” diye hitap etti ve elini öpüp bayram harçlığı istedi. Ardından da Başbakan’ın verdiği harçlığı aldı. Bu olay pek çok gazetede “muhabir harçlığı kaptı” gibi bayağı bir üslupla yayınlandı. Aslında bu, medyanın genelinin hükümet karşısındaki durumunu çarpıcı bir şekilde sembolize ediyordu. Biat etmenin mide bulandırıcı bir yalakalığa vardırıldığı mevcut ortamda, medya organları hükümetin yalanlarını gerçekmiş gibi göstermek için birbiriyle yarışıyor, AKP medyası yandaşlıktan tetikçiliğe kadar sınır tanımaz bir utanmazlığı medyanın büyük bir kısmına hâkim kılıyor.