Navigation

Nisan 2013 tarihli yazılar

Marksizmin Aydınlattığı Gerçekler /III

Burjuvazinin Marksizme karşı yürüttüğü ideolojik bombardıman, ne kadar devam ettirilmek istense de, kapitalizmi çıkmaza sürükleyen büyük bunalım tarafından güçsüz düşürülmüştür. İnsanlığı sınıfsız, sömürüsüz ve güzel bir geleceğe kavuşturacak olan mücadelesinde proletaryaya yol gösteren Marksizm, yeniden ve tarihsel deneyimle de beslenerek daha sağlıklı temellerde güç kazanma potansiyeline sahiptir. Şimdi teorinin önemini ve fakat onun bir dogmalar yığını olmadığını bilerek, tüm dikkatleri sınıfın devrimci tarzda örgütlenmesine ve devrimci eylemin doğru kanallardan akıtılmasına odaklamak gerekiyor.

"İranlı Devrimci Marksistler Eğilimi"nden 1 Mayıs mesajı

4. Yargı Paketi: Bir Kandırmaca Daha

Başta sosyalistler ve Kürtler olmak üzere tüm ezilenleri hedef alan yasal mevzuatın değişmesi elzemdir. Hükümet siyasi prim toplamak için yapılan değişiklikleri reform olarak kitlelere lanse etmektedir. Unutmamak gerekiyor ki hükümetin demokrasi adına yaptığı sade suya tirit değişiklikler zevahiri kurtarmak içindir. Yasal düzenlemelerin hiçbirisi hak ve özgürlüklerin genişletilmesi ve yasal güvence altına alınması amacıyla yapılmamaktadır. Bunu sağlayacak olan örgütlü işçi-emekçi güçlerin yürüteceği mücadeledir.

Suriye İç Savaşının Bölgedeki Etkileri

Emperyalistler arası mücadelede hararet istikrarlı bir biçimde yükselirken bölgedeki halkların ödediği bedeller de artmaya devam ediyor. Bu yüzden, TC egemen sınıfının çıkarları doğrultusunda attığı adımlarla şekillenen bu gelişmeler, aynı zamanda işçi sınıfı için de çanların daha kuvvetli çalması anlamına geliyor. Emperyalist planlar Ortadoğu’yu yangın yerine çevirdi. Bu yangının daha da genişlememesinin ve söndürülmesinin yegâne yöntemi ise işçi sınıfının devrimci programını hayata geçirmek üzere ayağa kalkması ve iktidarı ele geçirmesidir. İşçi sınıfı ve bölge halklarının gerçek kurtuluşunun başka bir yolu yok.

HDK Ermeni Soykırımını 98. Yılında Lanetledi

1915 yılında toplu katliamlara uğratılan, sürgünlere mahkûm edilen Ermeniler, 24 Nisanda Halkların Demokratik Kongresi (HDK) tarafından Taksim’de oturma eylemiyle anıldı.

Chavez’in Ardından

Venezuela’da yaşananları devrim olarak değerlendiren reformist çevreler, yıllar boyu tümüyle Chavez’e endeksledikleri bir sosyalizmden söz ettiler. “Devrim”in kaderi, “sosyalizm”in yolunun açılması ya da tıkanması sürekli olarak Chavez’in seçim başarılarına bağlandı. Kişi kültüne dayanan bir sosyalizm modeli oluşturuldu ve Chavez bu modelin öznesi haline getirildi. Bizlerse “kurtarıcı”lara endekslenen bu politikanın Marksizmle uzaktan yakından ilgisi olamayacağını ve emekçiler açısından ölümcül sonuçlar doğurmasının kaçınılmaz olduğunu ısrarla vurgulayageldik. Burjuva devlet aygıtını parçalayarak kapitalizme son verecek ve böylelikle toplumsal kurtuluşun kapısını açacak bir devrimi ancak bilinçli ve örgütlü bir işçi sınıfının gerçekleştirebileceğini, böylesi bir devrimi şu ya da bu liderin değil ancak onu gerçekleştiren öznenin, yani devrimci işçi sınıfının koruyabileceğini, aksi halde devrimden değil büyük bir yanılsamadan söz edilebileceğini dile getirdik.

Asırlık Utanç: Ermeni Kırımı

Türkiye’nin emekçi sınıflarını ilgilendirense Türkiye burjuvazisinin korkuları yahut diaspora burjuvazisinin, çeşitli emperyalist güçlerin hesapları olmamalıdır. Son tahlilde Ermeni soykırımı tarihsel bir gerçeklik olarak orta yerde durmaktadır ve bu yüzden de Ermeni sorunu bağlamında Türkiye’yi iç ve dış politika alanında köşeye sıkıştıran asıl faktör diasporanın faaliyetleri değil TC devletinin izlediği politik çizgidir. İnkâr politikasından vazgeçilmediği takdirde durum daha da kötüleşecektir. Bu utanmazlığın sürdürülmesine daha fazla izin verilmemelidir. Kürt sorununda girilen yeni sürece paralel biçimde TC, Ermeni sorunu bağlamında da gerçekleri kabul etmek ve yaşananların sorumluluğunu üzerine almak zorundadır.

İşsizlik Artarken Sermayenin Sömürüsü Katmerleşiyor

AKP hükümeti sermayenin krizini atlatması için işçi sınıfına yönelik amansız saldırılarını ardı ardına devreye soktu. Sermayeye özel ballı teşvik imkânları sunulurken, işçi sınıfının sosyal hakları çıkarılan yasalarla teker teker tırpanlandı. Taşeronlaşma, kuralsız ve güvencesiz çalıştırma arttı, iş saatleri uzadı, ücretler düştü, iş kazaları katliam düzeyine yükseldi. Böylece Türkiye ekonomisi büyürken, sermaye ve emrindeki AKP hükümeti büyümenin bedelini işçi sınıfına ödetmiş oldu.

Burjuvazinin Saldırıları ve Yaklaşan 1 Mayıs

Dünya işçi sınıfı, 2013 1 Mayısını, burjuvazinin hız kesmeyen saldırıları ve derinleşen ekonomik krizin yanı sıra, tüm bunlar karşısında giderek büyüyen bir öfkeyle, kitlesel protesto eylemleriyle, yükselişe geçen grevlerle, direnişlerle karşılıyor. Türkiye işçi sınıfı da burjuvazinin benzer saldırılarıyla yüz yüze. Günde 12 ve hatta 14 saate çıkan çalışma süreleri, reel ücretlerdeki sürekli gerileme eğilimi, açlık sınırının çok altında kalan asgari ücret, taşeron işçiliğin neredeyse kural haline gelmesi ve onu da geride bırakan kiralık işçilik, gündelik işçilik ve esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaşması, sendikal örgütlülüğün istisna haline gelişi…

Yeni Bir Dönemin Eşiğinde

Yeni bir dönemin eşiğindeyiz. İşçi sınıfı Kürt halkına yönelik haksız savaşın sona ermesini, barışın gelmesini ve ezilen Kürt halkının ulusal demokratik özlemlerinin giderilmesini tümüyle desteklemelidir. Bu Türk ve Kürt emekçiler arasında kardeşliğin ve birliğin tesisi açısından temel önemdedir. Ancak bu süreçte Türkiye burjuvazisi tarafından Ortadoğu’da yeni savaşlar ve kan banyoları için bir zemin yaratılmak istenmesi olasılığına karşı da, mücadeleye hazırlıklı ve uyanık olmalıyız. Barışa ve Kürt halkının ulusal demokratik özlemleri doğrultusunda çözümlere evet, burjuvazinin emperyalist maceralarına hayır!

Lenin’i Anlamak

Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.