Navigation

Temmuz 2010 tarihli yazılar

Anayasa Mahkemesinin Kararı ve Referandum

Yapılması gereken, bir taraftan referanduma sunulan anayasa değişikliklerine sandıkta evet demek, beri taraftan da demokratik hak ve özgürlüklerin genişletilmesi için mücadeleye devam etmektir. 12 Eylül anayasasının toptan çöpe atılması, Kürt sorununun Kürt halkının istemleri doğrultusunda çözülmesi, işçi sınıfının örgütlenmesinin önündeki her türlü engelin kaldırılması, kamu emekçilerine toplu sözleşmeyle birlikte grev hakkının verilmesi, sınırsız toplanma ve basın özgürlüğü, seçme ve seçilmenin antidemokratik yapısına son verilmesi, seçim barajının kaldırılması, üniversitelerde başörtüsü yasağının kaldırılması gibi demokratik talepler için mücadele sürmelidir. Elbette tüm bu talepler işçi sınıfı mücadelesinin nihai hedefi değildir. İşçi sınıfı kapitalist düzenin yıkılması, burjuva demokrasisinden bin kat daha yüksek bir demokrasi olan doğrudan işçi demokrasisinin kurulması ve sosyalizme yürünmesi için mücadele etmelidir. Ancak kabul edilmelidir ki, siyasal sorunlara ilgi göstermeyen, yukarıdaki talepler etrafında demokrasi mücadelesi vermeyen ve dolayısıyla Lenin’in deyimiyle “demokrasi okulu”ndan geçmeyen bir işçi sınıfı sosyalizm için de mücadele veremeyecektir. Mesele bu kadar açıktır.

Aleviler, CHP ve Statükoculuk

Bugün Alevi emekçilerinin, Kemalist partilerden yavaş yavaş da olsa uzaklaşma eğilimleri önemlidir. Bu eğilim giderek güçlendirilmeli ve dahası yalnızca Kemalist partilerden değil bir bütün olarak Kemalizmden de kopuş noktasına kadar ilerlemesi için çaba gösterilmelidir. Cumhuriyet mitinglerinin gerici slogan ve simgelerinden uzaklaşılıp, Alevilerin haklarını talep eden, sözde laiklik uygulamalarını teşhir edip Diyanet’in lağvedilmesini, zorunlu din derslerinin kaldırılmasını vb. talep eden yüzbinlerce kişilik gösterilere doğru katedilen mesafe kuşkusuz ki anlamlıdır. Ne var ki, bugün bu belirginleşmekte olan ilerici eğilimin halen statükocu-Kemalist eğilimle yan yana olduğu gerçeği, Alevi emekçiler açısından bir geçiş durumunu ifade ediyor.

Büyüyen Yerli Silah Sanayii ve Sanayinin Militarizasyonu

Yerli silah sanayiinde özellikle son 20 yılda sıçramalı bir gelişme kaydedilirken, bugün gelinen aşamada, dünyanın çeşitli ülkelerine silah ihraç eden, NATO’nun birtakım tedariklerini ve TSK’nın silah alımlarının %45’ini yerli üretimle karşılayan dişe dokunur bir askeri-sınai kompleks yaratıldığını görüyoruz. Kuşkusuz silah sanayisi gelişmiş emperyalist ülkelere göre Türkiye bu alanda henüz oldukça geri durumda bulunmaktadır. Ancak son on yılda bu alanda önemli bir mesafe katedildiği de ortadadır.

Emperyalist Kavganın Kore Cephesinde Gerginlik Tırmanıyor

Emperyalist savaş sürecinin başlıca gerilim alanlarından biri olan Kore yarımadasında tırmanan bu gerginlik tüm dünyada yankısını buldu ve emperyalist savaşın soğuk rüzgârlarını bir kez daha hissettirdi. ABD’nin, İran’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin uranyum zenginleştirme faaliyetini durdurmasına ilişkin kararına uymadığına istinaden, konseyden İran’a daha fazla yaptırım uygulanması için bir karar çıkarma çabası içerisinde olduğu bir dönemde yaşanan bu gelişme, emperyalist kavganın birçok cephede birlikte yükseldiğini gözler önüne seriyor.

Emperyalist Arzular Test Sahasında

Enternasyonalist komünistler AKP’nin izlediği Ortadoğu siyasetinin emperyalist özüne karşı çıkarlar. Bu emperyalist çıkarcı öz nedeniyle onun asla gerçekte ezilen halkların davasının destekçisi olmayacağını teşhir ederler. Bu noktada, Kürt halkına ve ulusal hareketine reva gördüğü baskıcı muamele ortadayken Filistin halkının davasına sahip çıkar görünmesinin riyakârlığını özellikle öne çıkarırlar. Bu temelde Ortadoğu’nun mazlum iki halkı olan Filistin ve Kürt halklarına özgürlük şiarını yükseltmek ve her iki halkla enternasyonalist dayanışmayı vurgulamak son derece önemlidir.

Filistin Sorununun Tarihsel Arka Planı

Filistin sorunu sadece Filistin’le sınırlı değil, tüm Ortadoğu’yu etkileyen karmaşık bir sorundur. Doğru bir değerlendirme yapabilmek için Filistin sorununun tarihsel arka planını yeniden hatırlamak gerekiyor. Filistin sorununun bir ucu da Yahudi sorununa çıktığı için, İsrail devletinin kuruluş sürecini de bilmek gerekiyor.

Kürt Sorunu Çözülmüyor, İki Halkın Emekçileri Ölmeye Devam Ediyor

Kürt sorununun çözümsüzlüğü ve süren haksız savaş Türk ve Kürt emekçi gençlerinin canını almaya devam ediyor. Son iki ayda onlarca asker ve gerilla yaşamını kaybetti. Hakkâri’de 11 askerin aynı gün yaşamını kaybetmesiyle düzen cephesi savaş naraları atmaya başladı. Özellikle de faşist MHP ve geniş bir statükocu koro, hava operasyonlarıyla yetinilmemesi, ordunun Kuzey Irak’a sürülmesi, yeniden olağanüstü hal ilan edilmesi gerektiğini söyleyerek savaş tamtamları çalıyorlar.

Haziranda Ölmek Zor!

Ömürlerini işçi sınıfı ve insanlığın esaretten kurtuluşu davasına adamış iki büyük ozanımız Nazım Hikmet ve Ahmet Arif’i bir Haziran ayında kaybettik. Onlar ruh dünyalarının olağanüstü şiirsel zenginliğini, sömürücü egemenlere karşı sınıf mücadelesinin etkili bir aracı düzeyine yükseltmeyi başarmışlardı.

Kapitalizmin Elinde Çarpıtılan Bilim

İsviçre ile Fransa sınırları arasında kalan alanda, 100 metre derinlikte, 27 km uzunluğunda dairesel bir tünel. Bu tünelin beş farklı noktasında her biri binlerce ton ağırlığında ve onlarca dev mıknatıstan oluşan birer detektöre sahip, Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN). Milyarlarca dolar maliyetle inşa edilen bu dev laboratuvarda gerçekleştirilmesi beklenen deney 2008 yılında teknik arızalardan dolayı ertelenmişti; deneye 2010 Nisanında yeniden başlandı.

Kapitalizm Gençliği Uyuşturuyor

Son dönemde medyada, uyuşturucunun pençesine düşen ve hayatları mahvolan gençlerle ilgili haberler yine artmaya başladı. Bunları, Kürtlerin ve Romanların yoğun olarak yaşadıkları mahallelere yapılan polis baskınlarıyla ilgili haberler takip ediyor. Arkasından da “kahraman” polisin uyuşturucu tacirlerini sınır boylarında nasıl da kıskıvrak yakaladığı anlatılıyor. Ve nedense uyuşturucu kaçıranlar genelde Kürt kökenli, uyuşturucu baskınları da daha ziyade Kürt illerinde yahut semtlerinde yapılıyor. Özellikle büyükşehirlerde varoşlara mahkûm edilen Kürt gençleri arasında uyuşturucu kullanımı ve satıcılığının ne kadar yayıldığına ilişkin haberler de gazetelerin üçüncü sayfa manşetlerinden düşürülmüyor.

Genç Nüfusta İşsizlik Artıyor, Burjuvazi Korkuyor!

Nisanın ortalarında G20 ülkelerinin çalışma bakanları Washington’da bir toplantı yaptılar ve işsizlik meselesini tartıştılar. Toplantıda, işsiz kitleler içinde genç nüfusun artış göstermesine dikkat çekilmiş. 15-24 yaş arası genç nüfustaki işsizlik oranları, 25 yaş üstü nüfustaki işsizlik oranlarının bir hayli üzerine çıkmış bulunuyor. Bu yükseliş, kapitalizmin sözcülerini küresel düzeyde konuyu ele almaya ve tartışmaya itiyor. Zira ileri kapitalist ülkeler dâhil tüm dünyada işsizliğin hızla yükselmesi ve genç işsiz nüfusun artması, sistemin sahiplerini ve sözcülerini kaygıya ve korkuya itiyor.

Sivas Katliamı 17. Yılında Eylemlerle Lanetlendi

Katliam, 17. yıldönümünde birçok kentte mitinglerle bir kez daha lanetlendi. 1 Temmuzda İstanbul’da “2 Temmuz Sivas Katliamını Unutmadık, Unutturmayacağız!” adıyla gerçekleşen mitingde, kortejler Tepe Nautilus önünde toplandı ve Kadıköy Meydanına kadar yürüdü.