Navigation

Nisan 2010 tarihli yazılar

Anayasa Paketi ve Statükocu Hezeyanlar

Hükümetin yeni anayasa değişikliği paketini gündeme getirmesiyle birlikte egemen sınıf içi çatışma bir kez daha kriz noktasına gelmiş durumda. Hükümetin geri adım atmaması halinde 2007’deki gerilimli seçim ve referandum sürecine benzer bir durumun oluşacağını tahmin etmek zor değil. AKP’nin yüksek yargıya ilişkin öngörülen düzenlemelerde geri adım atmaması halinde, aşağı yukarı tüm olasılıkların ülkenin bir seçim düzlemine girmesi anlamına geldiğini de görmek gerekiyor.

Emperyalist İkiyüzlülük ve İnkârcı Zihniyet

Nisan ayı, baharı, doğanın uyanışını, canlanışını simgelediği için hep sevinçle, umutla karşılanan, beklenen bir ay olmuştur. Yenilenmenin, bereketin, coşkunun ayıdır çünkü Nisan. Hep iyi, olumlu ve güzel şeylerle nitelenmiştir. Oysa Ermeni halkı için Nisan ayının anlamı çok başkadır. Her Nisan ayında, bir karabasan gelir çöreklenir yüreklerine. Ağırlığı, acısı dayanılmazdır. Toplumsal hafızalarına kazınmış olan ve her fırsatta kendini hatırlatan, tarihsel bir kırımın, katliamın, kaybolan benliklerin, yitip giden hayatların anılarıdır bunlar. Her Nisan ayında sanki bir daha kırılır Ermeni halkı, her şeyini bırakıp yollara düşer, açlığın ve susuzluğun pençesine terk edilir. Tecavüzlere uğrar, yağmalanır, kurşuna dizilir, süngülenir çocuklarının bedenleri, ruhu tarumar edilir.

“Askeri Operasyonlar Durdurulsun!”

Ordunun bahar aylarıyla birlikte sınır bölgelerinde askeri yığınağı arttırması, bölgede operasyonlara hız vermesi ve Ahmet Türk’e yapılan saldırı İstiklal Caddesi’nde yapılan yürüyüşle protesto edildi

Ermeni Kırımı İstanbul’da Protesto Edildi

Ayaklanma diye gösterilen Van’daki olaylar bahane edilerek İstanbul’da Ermeni toplumunun önde gelenlerinden 235 kişinin tutuklandığı 24 Nisan 1915, Ermeni kırımının resmi başlangıç tarihi olarak kabul edilmektedir. Ermeni kırımı bu yıl ilk kez İstanbul’da da yapılan eylemlerle protesto edildi ve hayatını kaybedenler anılarak Ermeni halkının acıları paylaşıldı.

An Opportunist’s Approach to the Question of "Marxism and the State" (I-II)

When you look into the various cases of opportunist tendencies within Marxist movement you cannot but see that a common feature of all opportunist tendencies is to turn a deaf ear to revolutionary criticism. Although the opportunists sometimes seem to accept general revolutionary principles when they are squeezed, in effect they keep following their well-trodden opportunist way. Thus opportunism makes upsurges that are generally unavoidable. Giving concrete examples will surely make clear these features of opportunism that we state here very briefly. As a striking example we can take the upsurge of opportunism in the case of the IMT (International Marxist Tendency) lead by Alan Woods.

Tekel Direnişi ve İşçi Sınıfı Temelinden Yoksun Devrimcilik

Tekel direnişinin yarattığı sarsıntının etkileri bir süre daha devam edecek olsa da, işçi sınıfının mücadele potansiyelini ve bunun toplumun ruh halini değiştirme gücünü tüm açıklığıyla ortaya koyan bu direniş, sendika bürokrasisi ve reformistlerin elbirliğiyle kendi olanaklarını büyük ölçüde tüketmiş, gerilemiştir. İşçi sınıfının devrimci siyasal örgütlülüğü yeterli güce ulaşmadığı sürece de bu durum mukadderdir.

Ahmet Türk’e Yapılan Saldırı Gebze’de de Protesto Edildi

Tarihi Çeşme önünde toplanan BDP’liler, “Baskılar Bizi Yıldıramaz”, “Yaşasın Halkların Kardeşliği”, “Başkana Uzanan Eller Kırılsın” sloganlarını haykırdılar. Daha sonra BDP Gebze ilçe başkanı Engin Güleser basın açıklaması metnini okudu.

Kriz, İşsizlik ve “Kısa Çalışma” Vurgunu

“Kısa çalışma” uygulaması, krizin faturasını işçilere bindirmenin yöntemlerinden biridir. Böylelikle kapitalistler işçinin birikmiş fonlarının desteğiyle kriz dönemini atlatmaya çalışmakta, ama sanki işçilere büyük bir lütuf bahşetmiş pozlarına girerek, işçi sınıfının krize karşı öfkesini yatıştırmaya, onu oyalamaya çabalamaktadırlar.

Statükocu Cephenin Sivil Faşizm Demagojisi

Statükocu-devletçi Kemalist burjuva kesimler, yürüyen iktidar kavgasında geniş kitleleri yanlarına çekmek için bir dizi yeni ideolojik argümanlar geliştirmeye çalışıyorlar. “Sivil faşizm” ya da “İslamofaşizm” gibi kavramların siyaset sahnesinde arz-ı endam etmeye başlaması, statükocu-devletçi Kemalist cenahın yeni ideolojik argüman ihtiyacının bir tezahürüdür.

Devletin “Derin” İşleri

Bugüne kadar açığa çıkmış olan resmi belgeler ve yaşanan olaylar, burjuva devletlerin kapitalizmin bekası adına yapmayacakları şeyin olmadığını gösteriyor. Üstelik ifşa olunmuş belgelerle açığa çıkmış olan sırlar buzdağının görünen ucudur sadece. Örneğin, NATO’ya bağlı tüm ülkelerde Gladyo denilen kontrgerilla örgütlenmeleri bulunmaktadır. Türkiye’de Seferberlik Tetkik Kurulu adı altında kurulan bu yapılanma daha sonra Özel Harp Dairesi adını almıştır. Bugünkü adı ise Özel Kuvvetler Komutanlığıdır. İsimler değişse de bu yapılanmalar nice katliamların, cinayetlerin, provokasyonların ve darbelerin failidir.

Osmanlı’dan TC’ye Kadın Hareketi ve Kadın Hakları

Vitrin süsü yapılmaya pek müsait olan kadın hakları meselesi de Kemalist propaganda aygıtının malzemesi haline getirilmiştir. Resmi ideolojiye ve onun cansiperane savunucusu Kemalistlere göre, TC’den önce toplumsal alanda hiçbir varlığı olmayan, hiçbir hakkı bulunmayan, sessiz ve zavallı kadınlara seçme-seçilme hakkı başta gelmek üzere tüm hakları “bahşeden” Atatürk, onları çağdaş kadın kimliğine kavuşturmuştur. Oysa tarihsel gerçekler, bu baskıcı devletin gerek Osmanlı’da gerekse cumhuriyet rejimi altında hiçbir hakkı toplumsal bir basınç olmaksızın tepeden bahşetmediğini, kadın haklarına yönelik reformlarda da böylesi bir “ihsan”ın söz konusu olmadığını gösteriyor.

Devrimcilere Karşı Devlet Terörü Sürüyor

Kapitalist sistemin gerçek yüzünü işçi sınıfına anlatmak için çalışan devrimciler polis terörüyle yıldırılmaya çalışılıyor. Bugüne dek pek çok devrimci işçi, işçi mahallelerinde, fabrikalarda, gerekçe gösterilmeden gözaltına alındı, tutuklandı. Hatta sokak ortasında polis kurşunu ile katledildi. Alaattin Karadağ da 2009 yılının Kasım ayında sokak ortasında polis kurşunu ile katledilmişti.