Navigation

Eylül 2009 tarihli yazılar

Grev ve Direniş Deneyimlerinden Süzülenler

Bu birikimin en önemli ve işçi hareketinde en çok eksikliği hissedilen unsurlarından biri de grev ve direnişlerde yaşama geçirilmesi gereken devrimci anlayış ve tutumlardır. Bütün devrimciler bilir; grev ve direnişler burjuvazi ile işçi sınıfı arasındaki sınıf mücadelesinin günlük yaşama yansımalarıdır. Sınıf savaşının muharebe alanlarıdır. Bu yüzden olumlu olumsuz sonuçlarıyla tek tek işçilerin yaşamında önemli etkileri olabilmektedir. Sınıf mücadelesinin gelişiminde de yer yer önemli sonuçları olur. Bu nedenlerle sınıf temelinde devrimci mücadeleyi sürdürenlerin bu husustaki deneyim ve dersleri döne döne hatırlatması önem taşımaktadır.

Taşeronlaştırmaya Karşı Örgütlü Mücadeleyi Yükseltelim!

Taşeronluk sistemine karşı sendikalar cephesinden henüz başarılı bir karşı duruş gerçekleştirilememiştir. Var olanı korumak kaygısındaki sendikalar, taşeron işçilerin sorunlarıyla ilgilenmemektedirler. Taşeron işçilerin örgütlenmesinin zor hatta imkânsız olduğunu öne süren kimi sendikalar, örgütsüzleştirmeleri kabul eder hale gelmişlerdir. Kamu ve özel kesimde örgütlü sendikaların bazıları, taşeronluk sistemine son verilmesi ve tüm işçilerin kadrolu olması gibi doğru talepleri dile getirmektedirler.

Üçüncü Rant Köprüsü ve Yağma Planları

Milyonlarca emekçinin yeşile, sağlıklı içme suyuna, temiz havaya ve insanca yaşanacak ucuz konutlara yakıcı bir ihtiyaç duyduğu megakent İstanbul, bir kez daha ciddi bir talan ve rant projesiyle karşı karşıya. Trafik sorunu bahane edilerek yapılması planlanan üçüncü boğaz köprüsü ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından açıklanan Temmuz 2009 tarihli İl Çevre Düzeni Planı, kentin akciğerleri olan kuzey ormanlarını ve bir önceki çevre düzeni planında korunması güvence altına alınan pek çok alanı, yeni yağma ve rant alanları olarak sermayenin hizmetine sunuyor.

İnsan İhtiyaçları Sınırsız, Kaynaklar Kıt mı?

Üçüncü sınıf köşe yazarlarından anlı şanlı iktisat profesörlerine ve kabarık unvanlı ekonomi bürokratlarına kadar tüm burjuva ideologların üzerinde hem fikir oldukları ve anti-komünist propagandada da sık sık kullandıkları bir argüman, “insan ihtiyaçlarının sınırsız, buna mukabil kaynakların kıt olduğu” argümanıdır. On yıllar boyunca ekonomi denilen şey burjuvazi tarafından bu şekilde tanımlanmış, küçük revizyonlardan geçerek tüm ders kitaplarında bu şekliyle yer bulmuştur. Üniversite düzeyindeki ekonomiye giriş derslerinin ilkinde, hocaların öğrencilere ekonominin tanımı diye öğrettikleri şey de budur.

Irak’tan Afganistan’a Obama’nın “Yumuşak Güç”ü

Süregiden hegemonya yarışı ve emperyalist paylaşım kavgasında ABD emperyalizminin çıkarlarını temsil eden ve Bush döneminde yürürlüğe konmuş olan Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), tüm aksaklıklara ve revizyonlara rağmen devam ediyor. Obama da, hakkında yaratılmaya çalışılan tüm yanılsamalara rağmen, bu emperyalist projenin uygulayıcılarından biridir ve bu gerçeklik her geçen gün daha da ayan beyan ortaya çıkmaktadır.

DTP Üyelerinin Tutuklanması Protesto Edildi

İstanbul Galatasaray Meydanında bir araya gelen Barış ve Demokrasi Platformu bileşenleri, 11 Eylülde 4 ayrı ilde başlatılan ve 10 DTP’linin tutuklanması ile sonuçlanan operasyonu protesto ettiler.

Sel Değil Kapitalizm Felâketi!

İstanbul ve çevresi bir haftadır kelimenin gerçek anlamıyla bir felâketle karşı karşıya kaldı. Yaşanan selin ardından 33 emekçi yaşamını yitirdi, 3 kişi kayboldu, binlerce insan ölüm tehlikesi geçirdi, çok sayıda ev, işyeri, hektarlarca tarım arazisi ve pek övünülen otobanlar sular altında kaldı. Burjuva muhalefet partileri gerekli önlemleri almayan AKP’yi tek suçlu ilan ederek siyasi rant peşinde koşmakla meşgulken, hükümet ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi sanık sandalyesine “dere yataklarını işgal eden tedbirsiz cahil vatandaşlar”ı oturttu.

DTP’li Belediye Başkanlarının Gözaltına Alınması Protesto Edildi

Diyarbakır, Şırnak, Mardin ve Van’da 11 Eylül sabahı 15 DTP’li belediye başkanı ve başkan yardımcısı evlerine baskın düzenlenip gözaltına alındı. DTP il ve ilçe örgütleri, belediye başkanlarının evlerine yapılan baskınları 12 Eylül günü, başta Diyarbakır, Şırnak, Mardin ve Van olmak üzere birçok kentte yaptıkları basın açıklamalarıyla protesto ederek gözaltına alınanların derhal serbest bırakılmalarını istediler.

İzmir’de 12 Eylül Mitingi

Türkiye’nin birçok yerinde olduğu gibi İzmir’de de 12 Eylül faşist darbesi birtakım etkinliklerle protesto edildi. 12 Eylül Cumartesi günü saat 15.30’da sendikalar, çeşitli parti ve grupların katılımıyla Kenan Evren’in Hava Kuvvetleri Komutanlığındaki evinin önünde “12 Eylül Yargılanacak” yazan pankart açılarak bir basın açıklaması yapıldı.

12 Eylül’ün 29. Yılında

12 Eylül 1980’de ordu eliyle gerçekleştirilen faşist darbenin üzerinden 29 yıl geçmesine rağmen, Türkiye halen bu karabasanın izlerini üzerinden atabilmiş değil. Cuntanın hazırladığı faşist anayasa genel ruhu açısından bugün de yürürlükte.

Devrimcilere Karşı Devlet Terörü Devam Ediyor

Ezilenlerin Sosyalist Platformu (ESP) bürosuna ve çalışanlarının evlerine 8 Eylül sabahı Terörle Mücadele Şubesi polisleri baskın düzenledi. Baskın yapılan evlerin kapı ve pencereleri kırıldı, 8 ilde 32 kişi gözaltına alındı. Devlet uyguladığı teröre gerekçe olarak, Atılım gazetesi yazarlarından Işık Kutlu’nun (Kutsiye Bozoklar) cenazesine katılımı gösterdi.

Kürt Sorununda “Açılım” Sancısı

Bugünlerde başlatılmış görünen “açılım” süreci fiiliyatta nasıl ilerlerse ilerlesin, işçi sınıfına düşen, bir yandan ısrarla ilkesel olarak UKKTH’yi ileri sürmek bir yandan da onu somut süreçle bütünleyici biçimde demokratik talepleri ileri sürerek açılım penceresini sonuna kadar zorlamaktır. Sürecin çelişkilerine, Türkiye kapitalizminin yayılmacı planlarına ve büyük emperyalist güçlerin niyetlerine işaret etmek, Kürt halkının, nihai çözüm olmasa bile, bu süreçten birtakım kazanımlarla çıkmasını engelleyici bir tutumun dayanağı yapılamaz. Ana vurguyu emperyalistlerin “melun planları”na yapmak, ezen ulus konumundaki ve şoven önyargılarla dolu Türk emekçilerin bu önyargılardan kurtulmasına değil, aksine onların daha da pekişmesine hizmet eder.

Avusturya’da Ekonomik Krizin Yeni Boyutları

Dünyanın en zengin, en sosyal ve en güvenli ülkelerinden birini yönetiyor olmakla eskiden beri pek böbürlenen Avusturya’nın şu veya bu partiye mensup kibirli burjuva politikacılarının karizması, patlak veren ekonomik krizin ülkenin sosyal ve ekonomik yaşantısını kısa bir süre içinde allak bullak etmesiyle birlikte fena halde “çizilmiş” bulunuyor.

“Mandalı Bırakırsan Ölürsün, Bırakmazsan Yaşarsın”

Elazığ’da askeri birlikte meydana gelen ve 4 askerin ölümüyle sonuçlanan olay, ordu içerisinde insan hayatına ne kadar önem verildiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Bugüne kadar benzer şekilde düzinelerce vaka yaşandığı halde, hepsi “eğitim zayiatı” olarak gösterilerek üzerleri örtülmüştü. 17 Ağustosta yaşanan bu olay, 27 Ağustosta bir gazetede haber yapılmamış olsaydı, diğerleri gibi örtbas edilecekti.

Devrimci Sosyalist Basına Baskılar Sürüyor!

Devrimci sosyalist kurumlar, İşçi-Köylü gazetesi muhabir ve okurlarının gözaltına alınmasını Kartal Meydanında düzenledikleri bir basın açıklamasıyla protesto ettiler. Gözaltıların kınandığı basın açıklamasında, “demokratik açılım naraları atan hükümet, diğer yandan gazeteleri kapatıyor, sansür uyguluyor, devrimci yurtsever basına ve okurlarına düşmanlığını sürdürüyor” denildi.

Cumartesi Anneleri: “Temenni Değil, İcraat Bekliyoruz!”

Cumartesi Anneleri ellerinde kayıp yakınlarına ait fotoğraflar ve karanfillerle Galatasaray Lisesi önünde bir süre sessiz oturma eylemi yaptılar. Gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeşi, Ergenekon davasında bir gizli tanığın Hasan Ocak’ı ve Gazi olayları hakkında devrimcileri karalamasını eleştirdi. Kayıp ailelerinin azminin kırılmaya çalışıldığın belirten Ocak, geçmişte Sivas’ta, Çorum’da, Maraş’ta yaşanan katliamların da solculara mal edilmek istendiğine dikkat çekti.

İstanbul’da 1 Eylül Barış Günü Mitingi

Salı günü böyle bir siyasi atmosferde Dünya Barış Günü kutlamaları yapıldı. Birçok yerde yürüyüş ve basın açıklamaları yapılırken, en çok ilgi çeken eylemler İstanbul ve Diyarbakır’da yapılan barış mitingleriydi. Diyarbakır’da Demokratik Toplum Kongresi’nin “Onurlu Bir Barışa Evet” sloganıyla gerçekleştirdiği mitinge yüz binden fazla insan katılırken, İstanbul’daki barış mitingi Kadıköy Meydanında gerçekleştirildi.