Navigation

Haziran 2006 tarihli yazılar

Sınıf Dayanışması Mücadele İçinde Gelişir

Geçmişin tarihsel izleri bugünkü kuşakların üzerine hâlâ düşüyor olsa da, öte yandan artık dünyaya çok daha fazlasıyla açılan ve dünyadaki gelişmelerden çok daha fazlasıyla etkilenen bir Türkiye söz konusu. Bu nesnelliğin etkileri, geçmiş işçi kuşaklarıyla kıyas kabul etmez derecede kentli ve eğitimli genç işçilerde bir zihniyet değişikliğinin önünü açabilir. Ne var ki bu bağlamda olumlu sıçramaların yaşandığını henüz söyleyemiyoruz. Bunun bir nedeni son tarihsel kesitte genci ve yaşlısıyla işçi sınıfını sersemleten baskılarsa, diğer bir faktörü de burjuva ideolojisinin örgütsüz emekçi kitlelerin yaşamını esir alan çok yönlü aldatmacaları teşkil ediyor. Bu engeller de kendiliğinden değil, sınıfın öncü unsurlarının doğru mücadele hattında harekete geçirilmesi ve böylece giderek kitlenin de kendine güvenmeyi öğrenmesi sayesinde aşılacak. Hüner, sendikalı sendikasız veya işli işsiz ayrımlarına takılmadan, sınıfın dinamik, mücadeleye yatkın ve militanlık vadeden unsurlarını harekete geçirebilmekte.

Yunanistan’da Öğrenciler Ayakta

Kapitalizmin global ölçekte derinleşen krizi, Yunanistan’da da burjuva devletin kamusal harcamalara ayırdığı payı her geçen gün biraz daha azaltmasını beraberinde getiriyor. Kuşkusuz bundan en fazla etkilenen sektörlerin başında da eğitim ve sağlık geliyor. AB üyeleri arasında, eğitime ayrılan bütçe bakımından sonuncu ülke unvanına sahip olan Yunanistan’da, mevcut durum burjuvaziyi ve onun devletini yeterince tatmin etmiyor olacak ki, eğitime yönelik saldırılara her geçen gün yeni bir boyut daha kazandırılıyor.

Emperyalizmin Balkanlaştırma Operasyonu Devam Ediyor

Komünistler hangi gerekçeyle olursa olsun halkların zorla bir arada tutulmalarına karşı çıkarlar. Ayrılma isteminin sebebi ne olursa olsun, her ulusun kendi kaderini tayin hakkı vardır ve bu hakkı özgürce kullanabilmelidir. Emperyalistler her yerde ulusal, etnik, dini vb. ayrılıkları, düşmanlıkları, kendi çıkarları doğrultusunda kışkırtıyor ve nüfuz alanlarına uygun bölünmeleri teşvik ediyorlar. Balkanlar da Ortadoğu gibi kan ve barut fıçısı olmaktan kurtulamıyor. Bu durum bize bir gerçeği tekrar tekrar hatırlatıyor: halklar arasında kalıcı bir barışın, kaynaşmanın ve kardeşliğin sağlanmasının tek yolu gerçek bir proleter devrimden geçmektedir.

Kapitalizmin Karanlığını Yırtacak Kızıl Tomurcuklarız

Elif Çağlı’nın Eylül Günlüğü

Elif Çağlı’nın 12 Eylül faşizminin karanlık yıllarında kaleme alınmış ve o döneme tanıklık eden şiirleri Eylül Günlüğü adıyla yayınlandı. Çok katmanlı şiirler içeren bir kitap hakkında yazmak esasında tehlikelidir; zira şiirlerin içeriği ve taşıdığı duygu yoğunluğu düzyazıda yeterli düzeyde açıklanamayacağı gibi, okuru şiirle baş başa bırakmaktan alıkoyabilir. Fakat, anılar âleminden çıkartılarak kitaplaştırılan bu şiirler, geçmişte yaşananlara tanıklık ediyorlar ve aslında o dönemi yaşayanlardan ziyade bugünün genç kuşak devrimcilerini ilgilendiriyorlar. Çağlı’nın da vurguladığı üzere “geçmişini bilmeyen ya da unutan devrimcinin geleceği de olamaz”. Bundan ötürüdür ki, geçmişimize ve bırakılan mirasa sahip çıkmalı, daha ileriye taşımaya çalışmalıyız. Bu durum, sözünü ettiğimiz tehlikeyi göze almayı gerekli kılıyor.

Oyunu Bozalım

Göl kenarı… Hava sıcak. Ağaçların gölgesinde herkesin yüzünde bir tebessüm. Kafalar dinginleşmeye hazır, gölün suyu gibi. Sosyalleşmek için uygun ortam. Gülüşmek ve kaynaşmak zamanı.

Halkın Sırtında Deve Güreşi

Esas olarak Şemdinli iddianamesi ile birlikte başlayan son birkaç ayın siyasal gelişmeleri olağandışı bir sürece girildiğini ve burjuvazi içi kapışmada yeni bir raundun açıldığını gösteriyor. Bu rauntta, en azından Danıştay saldırısını takip eden ilk birkaç günün sonrasına kadar geçen sürede, hükümet statükocu güçler karşısında savunmaya çekilmek zorunda kaldı. Saldırı sonrasındaki soruşturmanın ilerleyişiyle ortaya serilenler üzerinden hükümet durumu bir nebze toparlasa da, açılmış olan yeni raunt kapanmış değildir. Aksine, özellikle cumhurbaşkanlığı sorunu üzerinden kapışmanın devam ettiği ve edeceği görülmektedir.

Aşılması Gereken Bir Zirve: 15-16 Haziran Direnişi

15-16 Haziran, Türkiye işçi sınıfının gücünün boyutlarını göstermiştir. Ne var ki bu apaçık göstergeye rağmen, 15-16 Haziran, solun geniş kesimleri nezdinde, devrimin önder gücü ve lokomotifinin ancak işçi sınıfı olabileceği ve sınıfın devrimci siyasal bir temelde örgütlenmesi gerektiği sonucunun çıkartılmasına ve genel kabul görmesine vesile olamadı. Bir kez daha görüldü ki, sol hareketin büyük bölümü, işçi sınıfına güvensizlik ve onun devrimci potansiyeline inançsızlık temelinde şekillenmişti.

Demokrasi Havarisi Türk Burjuvazisi!

Yaşadığımız topraklarda neredeyse yüz yıldır Kürt ulusuna karşı bir inkâr ve imha politikası yürütülüyor. Kürt halkının demokrasi ve özgürlük talebine silahlarla karşılık veriliyor. Son günlerde medyada, Türk burjuvazisinin yürüttüğü bu haksız savaşta ihtiyaç duyduğu desteği elde etmesini sağlayan kirli propaganda daha da yükseltiliyor.

Globalisation: Combined and Uneven Capitalist Development /1

Certainly, some real and qualitative alterations caused by the development tendency of the capitalist system beyond national boundaries in its operation and organization have become, especially after 1980, quit

Globalisation: Combined and Uneven Capitalist Development

In recent years, a great deal has been written and said about globalisation. The imperialist powers even derived an ideology which is expressed with this concept, and which corresponds to their worldwide interests. To such an extent that, everything is being explained via this concept: Global economy, global interests, global terror, global assault, global defence, global hazards etc. Under conditions that the socialist movement is at the bottom and the bourgeois ideology has gained strength, the concept of globalisation has been almost declared as the motto of the twenty-first century. The liberal and reformist left circles that tailed after the bourgeois ideology theorised the fact of globalisation in accordance with the interests of the bourgeoisie. Globalisation has been and is being presented decorated with pompous labels like “post-capitalist society” or “information society” as if it were a magic potion that would eternalize the capitalist mode of production.

İşçi Hareketinden: Mayıs 2006

Yaşasın Aslanların Tarih Bilinci

Burjuva gazetecilerin pişkince gülümseyerek “demokrasimizin yol kazalarından biri” diye niteledikleri 12 Mart darbesinden konuşalım mı?

Küçük Çiftçilerin Makûs Talihi

Gerek IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi uluslararası sermaye kuruluşlarının baskıları, gerek AB müzakerelerinin zorunlu kıldığı yapısal dönüşümler, gerekse de Türkiye kapitalizminin içinde bulunduğu tıkanıklığı aşmak için bizzat atmak zorunda olduğu adımlar, özellikle son beş yıldır, küçük üreticilerin tasfiye olma hızında sıçramalı bir artışın yaşanmasına neden oldu.