Navigation

Mayıs 2006 tarihli yazılar

Tehlikenin Ortasında…

Emperyalist savaşın yaygınlaşma tehlikesini küçümseyen, Irak savaşını ABD’de Bush takımının iktidarıyla sınırlı bir “çılgınlık” olarak yorumlayan siyasal yaklaşımlar, dünya proletaryasının devrimci mücadelesini yönetemez ve güçlendiremezler. Savaş cehenneminin alevleri kendilerinden uzakta diye, Üçüncü Dünya Savaşının beklenmeyeceği yolunda görüşler geliştirenler, can yakan gerçeklerden köşe bucak kaçtıklarını sergilemişlerdir.

Ne Kadar Para O Kadar Sağlık

Bir internet sitesinde okuduğum ve bana yine kapitalizmin insanlık dışı bir sistem olduğunu hatırlatan habere göre İngiltere’de bir hastaya yanlış böbrek ameliyatı yapılıyor.

Teknoloji İlerliyor, Peki İnsanlık Nereye Gidiyor?

Özellikle son yarım yüzyılda teknolojideki gelişmeler eskiye göre çok daha hızlı ilerliyor. Daha önceki yüzyıllarda buluşlar, teknolojideki gelişmeler çok büyük bir heyecan yaratıyordu.

Delikanlım İyi Bak Yıldızlara

Bugün onların militan mücadeleci ruhuna sahip çıkmak, ancak onların ideolojik ve politik yanılsamalarından ve yanlışlarından arınmakla ve devrimci Marksizmi özümsemekle mümkün ve anlamlı hale gelecektir. Gençler için devrimci mücadelenin adresi işçi sınıfı devrimciliğidir. Güçlü ve kalıcı bir mücadele, ancak onlar gibi fedakâr, mücadeleci, atılgan, gözü pek, adanmış, ama umutlarını, özlemlerini işçi sınıfı saflarında büyüten birer devrimci militan olmakla sürdürülebilir.

Olağanüstü Rejimlerin Temelleri Döşeniyor

AB’ye girmek için, AB burjuvazisinin bastırmasıyla demokrasi makyajı yapmak zorunda kalan Türk egemen sınıfı, şimdi AB ülkelerini de saran gericilik dalgasıyla birlikte, zaten akmış olan makyajını rahatça temizlemeye girişebiliyor. Boşuna söylenmemiş: Haydan gelen huya gider! Bütün bu gerici saldırılar, kalıcı demokratik kazanımların ve özgürlüklerin ancak işçi sınıfının devrimci mücadelesiyle elde edilebileceğini ve yalnızca bir işçi iktidarı altında garantiye alınabileceğini bir kez daha kanıtlamaktadır.

Gelecek 1 Mayıslara!

Her yıl olduğu gibi bu yıl da tüm dünyada milyonlarca işçinin 1 Mayıs alanlarından yükselen mücadele çağrıları, işçi sınıfının enternasyonal birliğinin, dayanışmasının ve mücadelesinin ne denli önemli ve zorunlu olduğunu bir kez daha kanıtlamış bulunuyor. Bugün bizleri bölen burjuva ulusal sınırlara inat, kararlılıkla dillendirdiğimiz “yaşasın proletarya enternasyonalizmi” sloganı, enternasyonalist komünist bir dünya partisine duyduğumuz yakıcı ihtiyacı ifade ediyor. Sorunların aşılabilmesi için kolay başarı beklentisini, sihirli kestirme yollar arayışını bırakıp, sabır ve azimle bir duvarcı ustası gibi çalışmak gerekiyor. 1 Mayıs 2006’dan çıkan, ama hiç de yeni olmayan en önemli ders budur. Devrimci işçiler ve yolunu onlarla birleştirmiş devrimci gençler biliyorlar ki, sınıf mücadelesi enternasyonalist temellerde yükselişe geçtiğinde dünya yerinden oynayacaktır.

Göçmen İşçiler Gözüyle Malta’da 1 Mayıs

Malta’dan bir göçmen işçi okurumuzun gönderdiği bu mektubu, Malta’daki tüm göçmen işçilere devrimci selamlarımızı göndererek yayınlıyoruz.

Nâsır’dan Chavez’e Bonapartizm Çeşitlemeleri

Venezuela’da son yıllarda yaşanan gelişmeler ve özellikle Chavez’in “21. yüzyılın sosyalizmi” diye dile getirdiği sosyalizm söylemi, dünya sosyalist hareketinin ihmal edilemeyecek bir kesiminde yeni bir heyecan dalgasının yükselmesine yol açmış bulunuyor. Emekçi kitlelerin sistemden hoşnutsuzluklarını geleneksel burjuva partileri devre dışı bırakarak açıkça göstermeleri, Venezuela oligarşisinin ve ABD emperyalizminin desteklediği darbe girişimlerini sokaklara dökülüp geri püskürtmeleri ve sonuçta bir devrimci durumun ortaya çıkması, kuşkusuz dünyanın neresinde olursa olsun kendine Marksist diyen herkesi haklı olarak sevindiren ve heyecanlandıran gelişmelerdir. Ne var ki, bugün yaşanan heyecan dalgasının asıl kaynağı kitlelerin inisiyatifiyle doğan devrimci durum yerine, Chavez’in demagojik söylemleri ve popülist politikası olunca işin rengi değişiyor.

Nükleer Santraller Yine Gündemde

Kapitalistlerin kendi çıkarları için yaptıkları hesaplar ne olursa olsun, insanlık bugün bu denli yüksek risk içermeyen alternatif enerji kaynaklarına sahiptir ve bunların hayata yaygınlıkla geçmesinin önündeki tek gerçek engel kapitalizmin hâlâ yaşıyor olmasıdır. Başta güneş enerjisine dayalı teknolojiler olmak üzere, nükleer füzyon ve diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı yolların, dünyanın enerji ihtiyacını karşılamak için teknik/potansiyel açıdan yeterli oldukları ortaya çıktığı andan itibaren, hem fosil enerji teknolojileri hem nükleer fisyon enerjisi tarihsel bakımdan gerici nitelik kazanmışlardır.

İTÜ burjuvaziye ve faşist güçlere mezar olacak!

Bugün 9 Mayıs. Bugün 20. geleneksel İTÜ şenliklerinin kapanış günü. Ve bugün geleneksel İTÜ şenlikleri, İTÜ'lü devrimci öğrenciler ve Kürt ulusal hareketini sahiplenen arkadaşlar ağır bir darbe aldılar.

Burjuva Uyanıklığına Karşı Sınıf Uyanıklığı!

Ben küçük bir işletmede tek eleman olarak çalışan bir işçiyim ve tek olarak çalışmaktan kurtulmak için de yaklaşık iki aydır iş arıyorum. İlk defa bu kadar uzun süreli iş arıyorum.

İnsan Olmak İçin Devrimci Olmak!

Toplumda egemen olan fikirler egemen sınıfın fikirleridir.(K. Marx)

Birleşen işçiler yenilmezler

Merhaba Marksist Tutum okurları,

1 Mayıs mitingi Gaziantep’te de yapıldı

İstasyon meydanında yapılan kutlamalara 2 bin kişi katıldı.

İran Devrimi

Kapitalist sistem daha ilk ortaya çıkışıyla birlikte Marx’ın da dediği gibi kendi mezar kazıcılarını da yarattı.

İşçi sınıfı ve sınıf bilincinin önemi

İnsan gücüyle yaratılan bütün güzellikler işçilerin eseridir. Bütün işçiler yaşamlarını sürdürmek için, kapitalistlere hizmet etmek ve onlara kâr üstüne kâr kazandırmaya mecbur bırakılırlar.

8 Mart ve Kadın Sorunu

Her sene 8 Mart’la beraber alevlenen “Emekçi Kadınlar Günü mü, yoksa sadece Kadınlar Günü mü”, “kapitalist düzene karşı sınıfsal bir başkaldırı mı, yoksa ezilen cinsin ezen cinse karşı muhalefeti mi”, “erkekl

Diyarbakır Aynasında Liberalizmin Acizliği

Kürt halkı savaş istemiyor, adil bir barış ve demokratik bir çözüm talep ediyor. Burjuvazinin bir kesimi onun tüm taleplerini boğmak isterken, diğer kesimi de ciddi bir adım atabilecek cesaretten tümüyle yoksun olduğunu ispatlamış durumda. Bunun anlamı, en azından görünür gelecek için haksız savaşın maalesef devam edeceğidir. Kürt hareketinin AB’den ya da liberal geçinen burjuvaziden beklentileri boşa çıkmıştır. Bu kilitlenmenin ortadan kalkmasının ve ister “düşük yoğunluklu” ister alevlenmiş haliyle olsun yürüyen haksız savaşın sona ermesinin tek yolu, Kürt halkının gerçek ve samimi tek müttefikinin, sonuna dek tutarlı tek demokrasi gücünün, yani devrimci işçi sınıfının ayağa kalkması ve Kürt emekçilerine yardım elini uzatmasıdır. Türkiye işçi sınıfı, Kürt halkının Newroz’da milyonlarla uzattığı bu barış elini tutmak zorundadır, aksi halde kendi kurtuluşu da mümkün değildir.