Navigation

Ocak 2006 tarihli yazılar

Kuş gribi emekçileri vuruyor

Bizler tohumuz

Bugünler tohum olmalı
Bütün dünyaya serpiştirilen
Çiçeklerden karanfil olmalı
Mücadelede ölenlerin kanı gibi
Kıpkırmızı

Bugünler tohum olmalı
Çiçeklerden menekşe olmalı
Masmavi

Milliyetçilik çocukları boğazlamaktır



Direnen işçiler yenilmezler



Mahabad'ın şiirleri

Unutturamazlar!
Acılar diridir
Yaşamın her anı
Anımsanışıdır kahpeliğin
Silemezler!
Umutlar diridir
Acının her anı
Kalıntısıdır umudun
Koparamazlar!
Sevgin diridir, ey yoldaş
Emeğin yüceliği 

İSTANBUL

Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünürüm İstanbul
Binbir direkli Halicinde akşam
Adalarında bahar
Süleymaniyende güneş
Hey sen güzelsin kavgamızın şehri

ANI

Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil bu anılacak şey değil
Apansız geliyor aklıma

Neredeyse gün doğacaktı
Herkes gibi kalkacaktınız
Belki daha uykunuz da vardı
Geceniz geliyor aklıma

BU ŞARKI DEVRİM YİĞİTLERİNE ADANDI

Kiralık tabancalar ateşlendi ansızın
Daha dün gibiydi, gencecik döküldüler
Aralı dudaklarında bir mutlu gülümseyiş vardı
Çizgi çizgi özgürlüktü parıldayan yüzlerinde.

Gel bir bak, ta yakından

Bertold Brecht'ten şiirler

GENERALİM TANKINIZ NE GÜÇLÜ

Tankınız ne güçlü generalim, 
Siler süpürür bir ormanı, 
Yüz insanı ezer geçer. 
Ama bir kusurcuğu var; 
İster bir sürücü. 

OĞULLARI ÖLEN ANALARA TÜRKÜ

Onlar ölmediler yok, 
Ateş fitiller gibi: 
Dimdik ayakta, 
Barut ortasındalar! 
Karıştı, bakır tenli 
Çayır çimene, 
Karıştı, 
O canım hayalleri: 
Zırhlı bir rüzgar 
Perdesi gibi; 
Bir set gibi: 

ALMERİA

Döğülmüş, zehir zift bir tabak, 
Al papaz bu senin. 
Bir tabak: 
Demir kırıntıları, 
Küller ve gözyaşlarıyla; 
Bir tabak: 
Devrik duvarlar, 
Hıçkırıklar taşan; 
Al papaz bu senin, 
Almeria’nın kanından. 

KIYIMLAR

Ama o zaman kan saklandı 
(Köklerin arasında yıkandı ve inkar gelindi 
Bu öyle geçmişte olmuştu ki) Güney’in yağmuru 
                          onu her yerden sildi

BAZI ŞEYLERİ AÇIKLIYORUM

Soracaksınız: Leylaklar nerede hani?
Gelincik yapraklı metafizik nerede?
Sözcüklerine incecik delikler açıp
onları saçan yağmur nerede?
Kuşlar nerede hani?

Her şeyi anlatayım.

Ken dışında yaşardım,

ZAFERE DAİR

Korkunç ellerinle bastırıp yaranı
              dudaklarını kanatarak
                 dayanılmakta ağrıya.
Şimdi çıplak ve merhametsiz
           bir çığlık oldu ümid...
Ve zafer

YÜRÜMEK

Yürümek;
yürümeyenleri
arkanda boş sokaklar gibi bırakarak,
havaları boydan boya yarıp ikiye
bir mavzer gözü gibi
karanlığın gözüne bakarak
      yürümek!..

Yürümek;
dost omuzbaşlarını

YİNE İYİMSERLİK ÜSTÜNE

Sağlığımda açıldı kosmos yolu,
Moskova'da açılış törenindeyim.
Avucumda bir çocuğun sarışın eli,
bir yılbaşı ağacı önündeyim.

Biliyordum, yaşına bile gelmeden,
gözlerinde sırça toplar yanan çocuk,

YATAR BURSA KALESİNDE

Sevdalınız komünisttir,
on yıldan beri hapistir,
yatar Bursa kalesinde.

Hapis ammâ, zincirini kırmış yatar,
en âlâ bir mertebeye ermiş yatar,
yatar Bursa kalesinde.

Memleket toprağındadır kökü,

YAŞAMAYA DAİR

1

Yaşamak şakaya gelmez, 
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın 
                     bir sincap gibi mesela, 
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, 

YAPIYLA YAPICILAR

Yapıcılar türkü söylüyor,
                  yapı türkü söyler gibi yapılmıyor ama.
Bu iş biraz daha zor.

Yapıcıların yüreği
             bayram yeri gibi cıvıl cıvıl,
ama yapı yeri bayram yeri değil.

VATAN HAİNİ

"Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

VASİYET

Yoldaşlar nasip olmazsa görmek o günü,
ölürsem kurtuluştan önce yani,
alıp götürün
Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni.

Hasan beyin vurdurduğu
         ırgat Osman yatsın yanımda

TARANTA-BABU’YA BEŞİNCİ MEKTUP

Görmek
       işitmek
              duymak
                      düşünmek
                              ve konuşmak
koşmak alabildiğine
başı dolu
      başı boş
koş-
     -mak... 
Hehehey TARANTA-BABU

TAHİRLE ZÜHRE MESELESİ

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da 
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil, 
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte 
yani yürekte.

Meselâ bir barikatta dövüşerek 
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken 

STRONSİUM 90

Acayipleşti havalar,
bir güneş, bir yağmur, bir kar.
Atom bombası denemelerinden diyorlar.

Stronsium 90 yağıyormuş
ota, süte, ete,
umuda, hürriyete,
kapısını çaldığımız büyük hasrete.

SESLER GELİYOR

Sesler geliyor günbatısından
sesler....
Koynunda güneşin kaybolduğu zindan
aydınlanacak mı?
Bekliyelim mi?
Bekliyebilir miyiz?
Biz
gündoğusunun milyonlarla milyonu
bekliyoruz bunu..

SALKIMSÖĞÜT

Akıyordu su 
gösterip aynasında söğüt ağaçlarını. 
Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını! 
Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere 
koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere! 
Birden 
bire kuş gibi 

SAKKO İLE VANZETTİ

Yuvarlanıyor iri, sıcak damlalar
     bakır yanaklarımızdan
Yuvarlanıyor iri, sıcak damlalar
     kalbimizde!
Kalbimiz artık dar geliyor bize!
Kopararak
     kanlı sargıları
          yaramızdan!
sokaklarda haykırmadayız
	hep bir ağızdan!
Dişi bir kaplanız ki biz,
kara saplı bir hançer deldi yavrularımızın göğsünü!

OTOBİYOGRAFİ

1902'de doğdum 
doğduğum şehre dönmedim bir daha 
geriye dönmeyi sevmem 
üç yaşımda Halep'te paşa torunluğu ettim 
on dokuzumda Moskova'da komünist Üniversite öğrenciliği 

ONLAR

Onlar ki toprakta karınca,
                 suda balık,
                          havada kuş kadar
                          çokturlar;
korkak,
       cesur,
             câhil,
                   hakîm

NİKBİNLİK

Güzel günler göreceğiz çocuklar, 
güneşli günler 
    göre- 
          -ceğiz... 
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar, 
ışıklı maviliklere 
    süre- 
        -ceğiz... 
Açtık mıydı hele bir 

NEYİ BİLDİRİR SAYILAR

sayılar bebelerin kundakları
sayılar tabutları şehirlerin	
		öldürülmüş
                   öldürülebilecek olan
sayılar yaklaşan bir şeyleri bildirir
sayılar bildirir uzaklaşan bir şeyleri

MAVİ GÖZLÜ DEV, MİNNACIK KADIN VE HANIMELLERİ

O mavi gözlü bir devdi,
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
              bahçesinde ebruliii
                      hanımeli
                            açan bir ev.

KOSMOSUN KARDEŞLİĞİ ADINA

Kosmosda bizden başka düşünen var mı
var
bize benzer mi
bilmiyorum
belki bizden güzeldir
bizona benzer mesela ama çayırdan nazik
belki de akarsuyun şavkına benzer
belki çirkindir bizden

KEREM GİBİ

Hava kurşun gibi ağır!
Bağır
     Bağır
            Bağır
                  bağırıyorum!
Koşun
      kurşun
             erit-
                -meğe
                      çağırıyorum...
O diyor ki bana:

KARLI KAYIN ORMANINDA

Karlı kayın ormanında 
yürüyorum geceleyin. 
Efkârlıyım, efkârlıyım, 
elini ver, nerde elin?

Ayışığı renginde kar, 
keçe çizmelerim ağır. 
İçimde çalınan ıslık 
beni nereye çağırır?

KARIMA MEKTUP

Bir tanem!
Son mektubunda:
"Başım sızlıyor
            yüreğim sersem!"
                         diyorsun.

"Seni asarlarsa
       seni kaybedersem;"
                     diyorsun;

KALBİM

Göğsümde 15 yara var!
Saplandı göğsüme 15 kara saplı bıçak!
Kalbim yine çarpıyor,
kalbim yine çarpacak!!!

Göğsümde 15 yara var!
Sarıldı 15 yarama
kara kaygan yılanlar gibi karanlık sular!

JAPON BALIKÇISI

          Denizde bir bulutun öldürdüğü
          Japon balıkçısı genç bir adamdı.
          Dostlarından dinledim bu türküyü
          Pasifikte sapsarı bir akşamdı.

Balık tuttuk yiyen ölür.

HÜRRİYET KAVGASI

Yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla geldiler,
dalga dalga aydınlık oldular,
yürüdüler karanlığın üstüne.
Meydanları zaptettiler yine.

           Beyazıt'ta şehit düşen

HAPİSTE YATACAK OLANA BAZI ÖĞÜTLER

Dünyadan memleketinden insandan
    umudun kesik değil diye
    ipe çekilmeyip de
    atılırsan içeriye
    yatarsan on yıl on beş yıl
    daha da yatacağından başka
sallansaydım ipin ucunda

GÜNEŞİN SOFRASINDA SÖYLENEN TÜRKÜ

Dalgaları karşılayan gemiler gibi,
gövdelerimizle karanlıkları yara yara
          çıktık, rüzgarları en serin
                       uçurumları en derin

GÜNEŞİ İÇENLERİN TÜRKÜSÜ

Bu bir türkü: -
toprak çanaklarda
güneşi içenlerin türküsü!
Bu bir örgü: -
alev bir saç örgüsü
             kıvranıyor;
kanlı, kızıl bir meşale gibi yanıyor
                           esmer alınlarında

ELLERİNİZE VE YALANA DAİR

Bütün taşlar gibi vekarlı,
hapiste söylenen bütün türküler gibi kederli,
bütün yük hayvanları gibi battal, ağır
ve aç çocukların dargın yüzlerine benzeyen elleriniz.
Arılar gibi hünerli hafif,

DÜNYANIN EN TUHAF MAHLUKU

Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim, 
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim, 
midye gibi kapalı, rahat.

DİYET

Kore'de ölen bir yedek subayımızın Menderes'e söyledikleri

ÇARLIK RUSYASININ ÖLÜMÜ

BU YAZI UZUN SENELER DÜNYA EMPERYALİZMİNİN
ŞARKTA KANLI BEKÇİLİĞİNİ YAPAN
ÇARLIK RUSYASININ NE SURETLE
ÖLDÜĞÜNE DAİRDİR

BÜYÜK İNSANLIK

Büyük insanlık gemide güverte yolcusu
          tirende üçüncü mevki
          şosede yayan
          büyük insanlık.
Büyük insanlık sekizinde işe gider
          yirmisinde evlenir
          kırkında ölür

BULUTLAR ADAM ÖLDÜRMESİN

Analardır adam eden adamı
aydınlıklardır önümüzde gider.
Sizi de bir ana doğurmadı mı?
Analara kıymayın efendiler.
          Bulutlar adam öldürmesin.

Koşuyor altı yaşında bir oğlan,

BİR HAZİN HÜRRİYET

Satarsın gözlerinin dikkatini, ellerinin nurunu,
bir lokma bile tatmadan yoğurursun
                   bütün nimetlerin hamurunu.
Büyük hürriyetinle çalışırsın el kapısında,

ASYA-AFRİKA YAZARLARINA

Kardeşlerim
bakmayın sarı saçlı olduğuma
ben Asyalıyım
bakmayın mavi gözlü olduğuma
ben Afrikalıyım
ağaçlar kendi dibine gölge vermez benim orda
                       sizin ordakiler gibi tıpkı

ANGİNA PEKTORİS

Yarısı burdaysa kalbimin
                        yarısı Çin'dedir, doktor.
Sarınehre doğru akan
                     ordunun içindedir.

Sonra, her şafak vakti, doktor,

Nurhak

Dört bir yana haber salsam,
Öldü desem İnan'ımı
Dağlar bana geri verin
Kadir'imi, Sinan'ımı

Kızıldere

Oy dere Kızıldere
Böyle akışın nere
Bizde halmı bıraktın
Sana can vere vere

İşçi Yürüyor Baştan

Geliyoruz zincirleri kıra kıra hey...!
Burjuvazinin kafasına vura vura hey...!
Geliyoruz zincirleri kıra kıra hey...!
Faşistlerin kafasına vura vura hey...!

16 Haziran

Onaltı Haziran yüzbin işçi yürüdü
Onaltı Haziran yüzbin işçi yürüdü

Venseremos

Yırtıyor fırtına sessizliği
Ufuktan bir güneş doğuyor
Gecekondulardan geliyor halk
Tüm Şili türküler söylüyor

İşçi Birlik Cephesi

İnsan insan olduğundan
Acıkan karnı doymalıdır
Boş laflarla karın doymaz
Yiyecek ekmek olmalıdır

Dayanışma

Haydi unutmayalım
Nereden biz gücü alırız
Hem açken hem de tokken
Haydi unutmayalım
Bu dayanışmayı

Hayat Denilen Kavga (Avusturya İşçi Marşı)

Hayat denilen kavgaya girdik
Çelik adımlarla yürüyoruz
Biz bu karanlık yolun sonunda
Doğacak güneşi görüyoruz
Dağları aşıyor, bak yakınlaşıyor
Kızıl yıldız zafer kuşu

Türkiye İşçi Sınıfına Selam

Türkiye işçi sınıfına selam,
Selam yaratana
Tohumların tohumuna,

1 Mayıs

Günlerin bugün getirdiği
Baskı, zulüm ve kandır
Ancak bu böyle gitmez
Sömürü devam etmez
Yepyeni bir hayat gelir
Bizde ve her yerde

Enternasyonal

Söz: Eugene Pottier (Paris 1871)

İşçi Denetimi Nedir, Ne Değildir?

Son dönemlerde Venezuela’da yaşanan bazı devletleştirme örnekleri ve “işçi denetimi”, “işçi yönetimi” gibi kavramlarla adlandırılan uygulamalar, sosyalistler arasında büyük bir kafa karışıklığının ve türlü yanılsamaların doğmasına yol açabilmektedir. Burjuva devlet altında gerçekleştirilen bazı uygulamaların (Venezuela’da “ortak yönetim” diye dillendirilen örnekte olduğu gibi) işçi yönetimi ve işçi denetimi olarak sunulması, gerçekte farklı düzeydeki olguların iç içe geçirilerek tam bir bulanıklık yaratılmasından başka bir şey değildir. Esasen bu reformist bir anlayışın sonucudur. Bu reformist anlayış, gerçekleştirilen uygulamalara olduğundan fazla anlamlar yükleyerek abartır ve bunları iktidarın işçi sınıfı tarafından alınmasının ilk adımları, “sosyalizme” doğru gidişin köşe taşları olarak değerlendirir.

Stajyer Öğretmenler ve Hayalleri Üzerine

Türkiye’de yaklaşık 3000 tane dershane olduğu söyleniyor. Bu dershanelerin yaklaşık 700’e yakınıysa İstanbul’da bulunuyor.

10 Ocak

10 Ocak günü internette haber okuyordum. Tarihte bugün köşesinde 10 Ocak tarihine ait farklı tarihsel kesitlerde meydana gelmiş haberler vardı.

Can Pazarı

Yaşam Radyo’da düzenlenen bir programın sonlarına tesadüfen yetişmiştim. Programın o haftadaki konusu çocuk kobaylığıydı. Bir sağlık uzmanı insanın kanını donduran açıklamalarda bulunuyordu.

İstanbul Üniversitesi’nde İP’lilerin “Ermeni Soykırımı Yalanı” Paneli

İstanbul Üniversitesi’nde İP’lilerin “Ermeni Soykırımı Yalanı” Paneli!

12 Eylül Rejiminin Keskin Kılıcının Biçtiği Gençlik

Türkiye tarihine genel olarak baktığımızda, belli dönemler arasındaki bağların ne kadar kopuk, daha doğrusu koparılmış olduğunu görürüz. Yakın geçmişle günümüz arasında da muazzam bir kopukluk yaratılmıştır.

Latin Amerika Sosyalizme mi Gidiyor?

Son yıllarda özellikle Latin Amerika’da sınıf mücadelesi giderek yükseliyor ve buna paralel olarak sosyalizm fikri de belli bir sempati kazanmaya başlıyor. Tüm dünyanın çalkantılar içerisinde olduğu, ekonomik krizin bir türlü aşılamadığı, tüm kapitalist ülkelerde siyasetin temel taşlarının yerlerinden oynamaya başladığı, emperyalist savaşların ve emperyalistler arasındaki hegemonya kavgasının kızıştığı bir dönemde sosyalizm düşüncesinin geniş emekçi kitleler nezdinde belli bir itibar kazanmaya başlaması, ilk bakışta kuşkusuz çok önemli ve sevindirici bir gelişme olarak görünüyor. Ancak, biraz daha yakından bakıldığında, bu sürecin aslında kendi içinde çok ciddi tehlikeleri barındırdığını da görmek zor değil.

“Kart Kurt”tan Alt Kimliğe

Şemdinli sonrası alevlenen tartışmaların gündemde en çok yer eden başlığı “alt kimlik-üst kimlik” sorunu oldu. Başbakan daha önce dile getirmiş olduğu “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı” formülünü Şemdinli sonrası bir kez daha dile getirince, safları kalabalık şovenist koro yine hop oturup hop kalktı. Bol bol parmak sallanıp, Türklüğün bir “alt kimlik” olamayacağı, hepimizin şanlı Türk milletinin mensubu olduğu ve bununla gurur duyulması gerektiği hatırlatıldı. Böylece büyük Türk şovenizmi bir kez daha kendi ayinini yapmış oldu. Ancak tüm bu şovenist gayretkeşliğe rağmen, hem tartışmanın genel seyri ve geride bıraktığı atmosfer, hem de bizzat bu hezeyan hali, Kürt halkının varlığını yok saymanın mümkün olmadığını ortaya koydu. İşin aslı, egemenler kepazece bir kibirlilikle ona bir kimlik bahşederek ulusal sorunu halletmenin hesabını yapadursun, Kürt halkı kendi kimliğini uzun ve acılı bir mücadele sonucunda çoktan kazanmış durumda.

“Hayata Dönüş”ün Beşinci Yılı

2000 yılında, E tipi cezaevlerinin F tipi hücrelere dönüştürülmesini, devrimci tutsaklar ve yakınları, düzenledikleri basın açıklamaları, mitingler, dönüşümlü açlık grevleri ve nihayetinde ölüm oruçlarıyla prot

marksist kitaplık sayfası

Marksist Tutum'dan

John Reed

Karl Liebknecht

Lev Troçki

Natalya Sedova Troçki

Pierre Broue

Rosa Luxemburg

Aşağıdaki PDF formatındaki broşürleri basabilmek için Acrobat Reader'ın ve WINZIP sıkıştırma programlarının bilgisayarınızda yüklü olması gerekir. İlgili linkin üzerinde sağ fare tuşunu tıklayıp, "Hedefi farklı kaydet" seçeneğini seçiniz. Broşürü indirip bilgisayarınıza kaydettikten sonra, önce tek numaralı sayfaların tümünü, ardından aynı sayfaların arkasına çift numaralı sayfaları basın ve katlayın.

Gözümüzü Artık Açalım

Bu dünyada yaşıyorsun ama
Ömrün çalışmakla geçiyor
Eline kaç kuruş para geçer
Verdiklerini de alıyorlar zaten

Evet, ben bir işçiyim diyorsun
Ama yaşadıklarını sorgulamıyorsun
İnsan gibi çalışabiliyor musun?

Reformizm Üzerine

Reformizm diye adlandırılan siyasal anlayış dünyanın her yerinde ve her dönemde işçi hareketini zaafa uğrattı; bu niteliği nedeniyle de Marksist saflarda çok derin tartışmalara konu oldu. Marksizmin kurucularından başlayarak Lenin ve diğer devrimci önderler, reformizmin siyasal anlamı, sosyal kökleri ve yarattığı tahribatlar üzerinde durdular. Alman Sosyalist İşçi Partisinin tüm yönetici kadrosunu hedef alan genelge niteliğindeki mektuplarında (17-18 Eylül 1879 tarihli), Marx ve Engels, parti yöneticilerinin reformist yaklaşımlarını yerden yere vuruyorlardı. Bu reformist sosyalistler, burjuvaziye yaranmak uğruna işçi sınıfının devrim programının “keskin” görünen yanlarını törpülemekle meşguldüler. Onlar bu sayede proleter mücadelenin geniş kitlelere “ürkütücü” gelmeyeceğini ve partiye çok daha fazla sayıda insan kazanılabileceğini iddia ediyorlardı.

Yurtseverlik = Milliyetçilik

Son dönemlerde özellikle gelişen bir dizi olaylarla birlikte, milliyetçilik burjuvazi tarafından bilinçli olarak yükseltilmeye çalışılmaktadır.

Kapitalizmin Mezar Kazıcıları

İçerisinde yaşadığımız kapitalist sömürü sistemi her geçen gün şiddetini daha da arttırıyor.

Yeni İşyerinden Merhaba

Üretim sürecinden kopuk geçen uzun günler artık son buldu. Nihayet bir burjuva tarafından makul bulundum. Bir otomobil tamir servisinin resepsiyonunda müşteri danışmanı olarak işe başladım.

Bizler tohumuz

Bugünler tohum olmalı
Bütün dünyaya serpiştirilen
Çiçeklerden karanfil olmalı
Mücadelede ölenlerin kanı gibi
Kıpkırmızı


Bugünler tohum olmalı
Çiçeklerden menekşe olmalı
Masmavi