Navigation

Aralık 2005 tarihli yazılar

İş Yasasının Getirdikleri

Kapitalist sistem var olduğu ilk günden bu yana birçok yol kattetti. Küçük atölyelerden devasa fabrikalara, işletmelere yöneldi ve beraberinde işçi sınıfının kapsamını ve sömürü yöntemlerini de geliştirdi.

Kuşları öldüren virüs mü, yoksa bu sistem mi?

Yaşamla ölüm arasında gidip gelen sadece insanlık mı? Bir insan doğar, büyür, gelişir ve ölür. Peki diğer canlılar… Meselâ bir bitki, bir hayvan… Bunlar da insanlar gibi doğar, büyür ve ölür.

Bizleri Bizden Başkası Kurtaramaz

Burjuva medya son zamanlarda olası İstanbul depremiyle ilgili olarak bir dizi demeçler vermeye başladı. Şu kadar insan ölecek, şu kadarı işsiz, şu kadarı evsiz kalacak diye rakamlar sıralanıyor.

Faşizme Giden Yolda Maraş Katliamı

Faşizm iktidara, her yerde Almanya veya İtalya’daki klasik örneği tıpatıp izleyerek gelmemiştir. Askeri diktatörlük biçiminde kurulan faşist diktatörlükler bile, darbeyi önceleyen süreçte sivil faşist hareketleri örgütleyip işçi sınıfının üzerine salmaktan, toplumu terörle sindirip kitle pasifikasyonu yöntemlerine başvurmaktan ve kitlelerde “düzen” beklentisi oluşturmaktan geri durmamıştır. İşte geriye dönüp baktığımızda, Maraş katliamının, tam da bu yöntemlerin bir örneği olarak, faşist bir darbenin hazırlanması sürecinde önemli bir basamak oluşturduğunu görürüz.

Devrimci Olmaktan Korkmak

İnsandaki değişim olgusunu fiziksel, duygusal, düşünsel her alanda açıklamaya çalışan bilimlerin ve bilim adamlarının ağızlarına almadıkları bir dönüşüm var ki, o da devrimci dönüşümdür.

Asgari Ücret Sefalet Ücretidir!

Bu düzende bir avuç patron, buna karşılık yüz milyonlarca işçi var. İşçi sınıfının büyük bir bölümü asgari ücret almakta.

Burjuva İşçi Partileri Üzerine

İşçi sınıfının devrimci önderlikten yoksun bulunduğu günümüz koşullarında tam da geçmişin eğrisi ve doğrusunu ayırt etmek gerekirken, kimileri yine aynı yanlış yolları tutmakta ısrarcılar. Bugün Türkiye’de burjuvazinin bir kesimi Avrupa tipi bir sosyal demokrat partinin yaratılmasını arzularken, kimi sendika bürokratları da bir işçi partisinin kurulmasını savunmaktalar. İlk bakışta iki ayrı sınıf cephesinden kaynaklanıyormuş gibi görünen bu istem ve çabalar neticede ortak bir noktada buluşuyorlar. Siyasal niteliği burjuva, tabanı işçi olan bir kitle partisi yaratmak! Ne var ki, bu tür bir partiyi savunanların bu kapsamda bir parti kurmak için çaba sarfetmelerinde garipsenecek bir taraf bulunmuyor. Asıl eleştirilecek yön, Marksist geçinen bazı sosyalist çevrelerin mal bulmuş mağribi gibi bu kervana katılmakta bir sakınca görmemeleridir.

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /3

Mehmet Sinan'ın çalışmasının 3.bölümünü yayınlıyoruz.

Şemdinli’de Kürt halkını bombalayan devlet, İstanbul’da grev çadırına saldıran devlettir

Bizler, bu topraklarda yaşayan işçiler, çoğu zaman üzerimizde oynanan oyunların farkında olmadan yaşamımızı sürdürüyoruz.

Şemdinli Olaylarının Gösterdiği

Olayın patlak vermesinden sonraki ilk günlerde tartışma gündemine, “derin devlet”, “çeteler”, “Susurluk” gibi konular hâkim olduysa da, gerçeğin gücü, tartışmaları hızla Kürt sorununa getirdi. Bir komediye dönüşen “alt kimlik-üst kimlik” tartışmaları da bu çerçevede alevlendi. Her geçen gün daha da yakıcı biçimde görülüyor ki, özellikle Güney Kürdistan’da bağımsız bir devlete doğru ilerleyen sürecin hızlanmasıyla birlikte, Türkiye’deki Kürt sorunu, düzenin dikiş yerlerini daha çok zorlayan bir nitelik kazanıyor.

Anlattıklarımız Karamsarlık Değil Kapitalizmin Gerçeğidir

Sitede yayınlanan okur mektuplarını büyük bir heyecanla okuyorum. Birçok işçi kardeşim gerek kendi işyerlerinde gerekse de başka yerlerde yaşanan sorunlar üzerine mektuplar yazıyorlar.