Navigation

Haziran 2005 tarihli yazılar

Bolivya Yine Çalkalanıyor

Bolivyalı işçi ve köylüler bir buçuk yıllık bir molanın ardından yeniden sokaklara döküldüler. Mayıs ortasından bu yana giderek kabaran bir eylemlilik dalgasının yarattığı basınca dayanamayan devlet başkanı Mesa, selefi Lozada gibi istifa etmek zorunda kaldı. Ateşi tutuşturan kıvılcım, bir buçuk yıl öncekiyle aynıydı: Çokuluslu petrol tekelleriyle yapılan gaz ve petrol anlaşmalarını düzenleyen hidrokarbon (petrol, doğalgaz vs.) yasası.

15-16 Haziran Genel Direnişi Etkinliği

12 Haziran Pazar günü, Birleşik Metal-İş sendikasında, İşçi Öz-Eğitim Gruplarının hazırladığı ve sunduğu, “15-16 Haziran Genel Direnişi” konulu bir etkinliğe katıldık.

Van'da katliam ve "barışsever aydınlar"

Şehirde değildim. Önce arkadaşlardan, sonra haberlerden duydum, olayı. Bu nasıl iş böyle? Bu ne zulüm. Taramış “devlet” rastgele, kalabalığı.

Eğitim-Sen’e Kapatma Davasının Öğrettikleri

Örgütlüysek Her şeyiz, Örgütsüzsek Hiçbir şey!

Örgütlüysek Her şeyiz, Örgütsüzsek Hiçbir şey!

Bir kaç noktanın altını çizmek istiyorum

Öncelikli olarak insan yaşamında “gelişimden” yanayım. Durağan bir yaşam kendi içerisinde tekrardan başka bir şey değil, üstelik durağan bir yapı bu sefer devrimci özelliğini de kaybedip “değişmeye” başlıyor.

Çırakların “Çocuk Günü”

Radikal gazetesinde çırakların “Çocuk Günü” başlıklı bir haberin ilk satırlarında şunlar yazıyor:

“Haklarımızı Biliyor muyuz”

15 Mayıs 2005 tarihinde İşçi öz-Eğitim Grupları çoğu tekstil sektöründen olup, farklı fabrikalarda çalışan 55 civarında işçiye “Haklarımızı Biliyor muyuz” konulu bir eğitim çalışması sundu.

Yaz Okulları

Güzel ülkemin gelişmiş üniversitelerinin birinde öğrencilerin bir çoğu yaz okuluna bu hafta içinde kayıt yaptırmak için bankalarda kuyruk bekliyor... Tabii birçoğunun o bankada kuyruğa girecek parası bile yok...

Tibet’in Dayanışma Gecesi ve “Gerçek Kurbanın Acısı” Oyunu

Yıllarca zamsız ve asgari ücretle çalışıp zor şartlar altında yaşamlarını devam ettirmeye çalışan Tibet işçileri, üç ay önce patronlarından zam ve servis talebinde bulundular.

Mücadele Yolunda Bir “Korkuluğa” Dönüşmemek İçin Marksist Tutum Işığını Yayalım

İki yıl önce 1 Mayıs’ta doğan Marksist Tutum sitesi bizleri aydınlatmaya devam ediyor.

Faşizmin Yenilgisinin 60. Yıldönümü Kutlamalarına Dair

Faşizmin iktidar oluşunda ve II. Emperyalist Dünya Savaşının insanlığa çektirdiği acılarda Sovyet bürokrasisinin tutumunun da payı vardır. Stalinist bürokrasi dünya komünist hareketi üzerindeki hegemonyasını korumak ve kendi iktidarını pekiştirmek için, Fransa’da, İspanya’da, İtalya’da, Yunanistan’da işçi devrimlerinin önüne geçti. Tarihin bu gerçeklerini göz önünde bulundurduğumuzda, Stalinist bürokrasinin faşizme karşı zaferinden söz etmenin ne kadar yanlış olduğu ortadadır. Enternasyonalist komünistlerin görevi, böylesi boş “zafer” nutukları atmak değil, işçi sınıfı içerisinde kök salmış ve Bolşevizmin ideolojik mirasına sahip çıkan bir partinin olmadığı koşullarda uğranılan tarihsel yenilgi dönemlerinden dersler çıkarmaktır.

Papa Öldü – Karol Wojtyla (Papa II. John Paul) İçin Ölüm İlanı

Papa olarak da bilinen Karol Wojtyla, medya karşısında mükemmel bir biçimde sergilenen uzun ıstırapların ardından 2 Nisanda göçüp gitti. Medya onun ölümünü, binlerce kişiyi yasa boğan ve Katolik Kilisesine ikinci bir bahar yaşatan –bu bahar kısa sürecek olsa da– muazzam bir tiyatro gösterisine dönüştürdü.

Küreselleşme /1

Son yıllarda küreselleşme üzerine onca yazıldı, çizildi. Emperyalist güçler bu kavramla anılan ve dünya üzerindeki çıkarlarını ifade eden bir ideoloji de türettiler. Günümüzde her şey adeta bu kavram eşliğinde açıklanır hale geldi: Küresel ekonomi, küresel çıkarlar, küresel terör, küresel saldırı, küresel savunma, küresel tehlikeler vb. Sosyalist hareketin dibe vurduğu ve burjuva ideolojisinin güç kazandığı koşullarda küreselleşme kavramı neredeyse 21. yüzyılın parolası ilan edildi. Burjuva ideolojisinin kuyruğundan sürüklenen liberal ve reformist sol çevreler, küreselleşme olgusunu burjuvazinin çıkarları doğrultusunda teorize ettiler. Küreselleşme, “kapitalizm-ötesi toplum”, “bilgi toplumu” gibi cafcaflı etiketler eşliğinde ve sanki kapitalist üretim tarzını ebedileştirecek sihirli bir iksirmiş gibi sunuldu ve sunulmaya da devam ediliyor.

Küreselleşme

Eşitsiz ve Bileşik Kapitalist Gelişme

Kapitalizm altında yaşanan değişimin görülmesi, ona fazladan olumlu anlamlar yüklenmesini gerektirmiyor. Bu üretim tarzı tarihinin hiçbir döneminde sınıflar üstü bir refah olanağı yaratmadı. Ne var ki kapitalizmin küreselleşmesi, dünya ülkeleri arasındaki gelişme farklarını ortadan kaldıracak ve daha eşitlikçi bir paylaşımı mümkün kılacak bir gidişat olarak sunuluyor. Oysa kapitalizm temelinde gerçekleşen küreselleşme, iddia edildiğinin tam tersine, dünya üzerinde milyonlarca insan için yaşama dair sorunların daha da büyüüp keskinleşmesi anlamına geliyor.

Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği

1960-71 dönemi, Türkiye sol hareketinin tarihinde çok önemli bir kesiti oluşturmaktadır. Gerçekten de bu dönem, uzun yılları kapsayan bir örgütsüzlük ve suskunluktan sonra, Türkiye’de sosyalist hareketin yığınlara açıldığı, aydınları, gençliği, öncü işçileri kucaklayarak ilk kez kitleselleşmeye başladığı tarihsel bir dönemdir. Solda genel bir yükselişin yaşandığı 1960’lı yıllar, aynı zamanda Türkiye sosyalist hareketinde teorik, politik ve örgütsel sorunların ilk kez canlı ve yoğun biçimde tartışıldığı yıllar olmuştur. Şurası bir gerçek ki, 60’larda başlayan ve "sosyalist" sistemin çöktüğü 90’lara kadar uzanan dönemde, Türkiye’de ortaya çıkan onlarca sol politik örgütlenmenin ideolojik ve teorik temelleri esas olarak 1961-71 dönemindeki tartışmalar içinde oluşmuştur.

15-16 Haziran Genel Direnişi

Bu büyük direnişin kanıtladığı gerçeklerin en başında şüphesiz işçi sınıfına önderlik edecek devrimci bir siyasal parti olmadıkça işçi sınıfının bu tür patlamalarının düzen tarafından her zaman savuşturulabileceği gerçeği gelmektedir. Lenin emperyalizm çağını proleter devrimler çağı olarak adlandırmıştı. Bu çağda işçi sınıfının kendiliğinden patlamaları her an olasıdır. Önemli olan bu tür patlamalar gerçekleştiğinde işçi sınıfına önderlik etme yeteneğinde ve gücünde bir devrimci partinin daha önceden inşa edilmiş olmasıdır.

Kapitalizmin Adaleti

Nisan ayının ortalarındaki bir gazete haberine göre, dünya nüfusunun %5’ini barındıran ve kişi başına geliri en yüksek 7 ülkenin toplam dünya gelirlerinden aldığı pay %29’dan %31,8’e çıkmış.

Faşistlerin gölgesinde şenlik

Uzun çabalar vererek girdiğimiz ve çoğumuzun okuduğu bölümden memnun olmadığı üniversitelerin şenlikleri başladı ve bitti. Bizim şenliğimiz 24-25-26 Mayıs tarihlerinde yapıldı.

‘89 Bahar Eylemleri

Önderlik olmaksızın gelişecek hareketler, tarihin tanıklığında hep yenilgiyle sonuçlanmış ve ardından uzun süreye yayılan gericilik dönemleri başlamıştır. Troçki’nin 1938’de ifade ettiği “insanlığın krizi devrimci önderliğin krizine indirgenmiştir” sözü tüm gerçekliği ile ayakta durmakta ve devrimci Marksistlere öncelikli görevi hatırlatmaktadır: işçi sınıfının enternasyonal devrimci partisi yaratılmadan insanlık özgürleşemez!

Nazım Hikmet: İşçi Sınıfına Sevdalı Bir Komünist Ozan

Kimilerine göre dünyaca ünlü bir şair, kimilerince “kartpostal şairi” ve kimilerince de aşklarıyla, sevdalarıyla ünlü bir şairdir Nazım Hikmet. Oysa Nazım Hikmet’i Nazım Hikmet yapan dahiyane yetenekte bir komünist şair olmasıdır. Bu yazı, onun hatırasını ve ortak davamız olan komünist bir dünya yaratma mücadelesindeki önemli yerini anmak amacıyla yazılmıştır.

Meslekleri Tanıyalım

“Burjuvazi şimdiye kadar saygı duyulan ve saygılı bir korkuyla bakılan bütün mesleklerin kalelerini söküp attı. Doktoru, avukatı, rahibi, şairi, bilim adamını kendi ücretli emekçisi durumuna getirdi.”

3. Paylaşım Savaşı ve Sosyal Demokrasi

Son dönemdeki hareketli siyasi ve ekonomik gelişmeleri incelediğimizde yakın gelecekte 3. paylaşım savaşının yaklaşmakta olduğunu öngörebiliriz.