Navigation

Kasım 2004 tarihli yazılar

“Küçük alazlar” ve okur mektupları

Şansı kendi payıma, siteyi ilk çıktığı günden beri takip ediyorum.

Devrimci Marksist Teorinin Yeniden Üretimi /2

Dünya komünist hareketine, üzerinde yaşadığımız topraklardan katılan enternasyonalist komünistler de, Marksist teorinin yeniden üretimi için çaba sarf ediyorlar. Geçmiş ve gelecek arasında kopan halkalar Marksizmin ışığında yeniden bağlanmaya çalışılıyor. Bu büyük çabanın önemi günbegün daha iyi kavranacaktır. Çağlı ve yoldaşları işçi sınıfının gelecek büyük ateşini yakacak alazları karanlığın içinden çıkartıp bizlere sundular, onu geleceğe taşıyalım. Geleceğin büyük kavgası biz genç kuşakların omuzlarında yükselecek. Bu yolda netleşmiş politik-teorik-ideolojik fikirlere sahip olunmadan kavgaya giremezdik; ama artık üzerinde yükseldiğimiz bir birikim var. Artık yolumuzda daha sağlam adımlarla yürüyebiliriz.

Üniversitelerde Faşistlerin Saldırıları Yoğunlaşıyor

Bugün vuku bulan faşist saldırılar, geçmişten farklı olarak devrimcilerin kitlelerle olan bağlarının onulması hiç de kolay olmayacak biçimde kopuk olduğu bir dönemde gündeme geldi. Velhasıl, bu saldırılara karşı verilecek yanıtın üzerinde iyice düşünülerek, aceleye getirilmeden verilmesi gerekiyor. Bu saldırılar öğrenci gençlik içerisindeki devrimci, solcu grupların biraraya gelerek ortaklaşmalarına zemin hazırladığı gibi, daha geniş kitlelerle daha yakın bağların kurulmasına da olanak sunuyor. Ama doğru bir çizginin izlenmesi koşuluyla.

Milliyetçilik Kazanacak!

"Bir okurumuzun Milliyetçilik konusuna mizahi bir dille yaklaştığı bir mektubunu yayınlıyoruz."

ABD Seçimleri ve Bilinç Çarpılmaları

Dünyanın başına demokrasi havarisi kesilen ABD’de, halk, 2000 yılında yapılan şaibeli seçimden dört yıl sonra bir kez daha sandık başına gitti.

İstanbul’da YÖK Eylemlerle Protesto Edildi

Bu yılki YÖK protestosu, YÖK’ün kuruluş yıldönümünün hafta sonuna gelmesi ve esas olarak da öğrenci gruplarının yapılacak eylemin biçiminde ortaklaşamaması nedeniyle, İstanbul’da üç ayrı eylemle gerçekleştirild

İstanbul Üniversitesinde Faşist Saldırı

Faşist çeteler güç kaybettikçe daha da saldırganlaşıyorlar. Köşeye sıkışmış bir kedi gibi ne yapacağını bilemez bir durumda faşist güruh.

1917 Ekim Devrimi inancımızı tazeliyor

İstanbul Üniversitesi öğrencisi olarak çevremde gördüğüm keskin suskunluğun vermiş olduğu rahatsızlıktan olsa gerek, zaman zaman aklıma Ekim 1917'yi getirerek inancımı tazeliyor ve daha sıkı sarılıyorum davaya.

Devrimci Marksist Teorinin Yeniden Üretimi

Gericilik dönemlerinde kopan ideolojik halkalar yeniden Marksizme bağlanmalıdır

Marksizmin kurucuları, içinde yaşadığımız çağı ve geçmiş toplumların gelişimini kavrayabilmemiz için bizlere bir yöntem öğrettiler: tarihin diyalektik-materyalist kavranışı. Marx ve Engels'in bu yöntemle bize öğrettikleri bir şey daha var: "her tarihi dönemde, var olan ekonomik üretim ve değişim biçimi ve bunun kaçınılmaz sonucu olarak ortaya çıkan toplumsal örgütlenme, o dönemin siyasi ve düşünsel" dünyasını belirler. Marksizmin kurucularının sözlerini daha farklı ifade edersek: düşüncelerimizi belirleyen şey içinde yaşadığımız maddi dünyadır. Demek ki, sınıf mücadelesinin yükseldiği ve devrimci rüzgarların estiği bir dönemin düşünce dünyası ile bir yenilgi sonrası dönemin düşünce dünyası ve toplumsal-bireysel psikolojisi hiçbir zaman aynı değildir. Sınıf hareketinin alabildiğine dibe vurduğu siyasi gericilik dönemlerinde, ortalama düşünce kalıplarını yırtarak onun dışına çıkan ve yüksek bir bilinç düzeyiyle kendini burjuva ideolojisinden kopartarak var eden yalnızca komünist çekirdeklerdir.

Kahrolsun emperyalist paylaşım savaşı

Söze Faşist Franco’nun sözüyle başlamak istiyorum. “Ben insanları 3F ile kandırdım: Futbol, Fado [Portekiz halk şarkıları], Fiesta” demiş. Tam da günümüz toplumunun üst yapısındaki şekillenişi iyi anlatmakta.

İşçi Sınıfına Yönelik Saldırılar Eğitim Alanında da Sürüyor

Kuşkusuz öğrenci gençlik sınıfsal bir yekparelik oluşturmuyor. Kapitalizmin dört bir koldan yürüttüğü saldırılardan egemen sınıfın, burjuvazinin çocukları değil işçi sınıfının çocukları etkileniyor. Tuzu kuru sınıfların çocukları paralı üniversitelerde, en son olanaklardan sınırsızca yararlanarak eğitim görürken ve okul biter bitmez işleri onları hazır beklerken, işçi sınıfının çocuklarını hiç de parlak bir kader beklemiyor. Onların liselerde okumaları için bile ailelerinin belli bir gelir düzeyinde olmaları gerekiyor. Milyonlarca çocuk, salt bu nedenle ilköğretimi bitirir bitirmez kapitalizmin çarkları içinde dönmeye başlıyor. Aldıkları kötü eğitime rağmen, bin bir fedakârlıkla (dershane parası, kitap ve kırtasiye giderleri, yol parası, yemek parası) üniversiteyi kazananları da, okulu bitirmeyi başardıklarında bekleyen şey, yıllar süren bir işsizlik ya da mesleğiyle hiç ilgisi olmayan, düşük ücretli ve kötü koşullu işler. Onlar üniversiteye girmeden de, üniversitede okurken de, bitirdiklerinde de aynı sınıfa mensup gençler: onlar işçi çocukları ve geleceğin işçileri. Burjuvazi herkes sınıfını bilsin, boş sınıf atlama hayalleri kurmasın istiyor. Biz de bunu istiyoruz. Herkes sınıfını bilsin. Ama yetmez, herkes safını da seçsin.

YÖK’e Karşı Mücadele, Onu Doğuran Toplumsal Yapıya Karşı Mücadeleden Ayrı Düşünülemez!

Kapitalist sistemde toplumsal yaşamın her alanı birbirine görünmez iplerle bağlıdır, hiçbir sorun bağımsız ve yalıtık olarak ele alınamaz. Bu temel gerçek kavranılmayıp YÖK’e karşı mücadele, sınıf mücadelesinden bağımsızlaştırıldığı ölçüde öğrenci gençliğin de bu sorunu aşma şansı olmayacaktır. En basit çerçeveden bakıldığında bile sorunun muhatabı sadece öğrenciler değil aynı zamanda eğitim emekçileridir. O halde kalkış noktası sorunun bu iki muhatabının bir araya gelerek mücadeleyi ortaklaştırmasından geçer