Navigation

Nisan 2004 tarihli yazılar

“Tek Bir Ordu, Tek Bir Bayrak, Tek Bir Hedef”

Uluslararası işçi sınıfının kapitalist sisteme karşı verdiği kurtuluş mücadelesinin simgesi olan 1 Mayıs, tarihsel kökeni itibarıyla, mücadele eden proletaryanın devrimci yaratıcılığının göstergelerinden birisi aynı zamanda.

Yaşasın 1 Mayıs!

Sanayi devrimi ile birlikte üretimde makine ve işçi kullanımı arttı. Kapitalist devrimlerle birlikte üretimde asıl rol işçi sınıfının oldu.

1 Mayıs'ta Mücadele Bayrağını Yükselt!


İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs yine yaklaşıyor.

Toyota: Bir Japon Harikası

Gazetede okuduğum bir haber çok ilginçti. Dünyanın en büyük otomobil tekellerinden biri olan Japon sermayeli Toyota şirketinin Adapazarı’nda kurulu bulunan fabrikası ile ilgiliydi haber.

Seçimler ve Propaganda

Bir yerel seçimi ve sonuçlarını hep beraber yaşadık.

TARİŞ Direnişi

1979’daki seçimlerde CHP’nin hükümetten düşmesiyle, Demirel’in başkanlığında yeniden Milliyetçi Cephe (MC) hükümeti kurulmuş, faşist MHP bir kez daha iktidarın küçük ortağı olarak koalisyondaki yerini almıştı. Bu tarihten itibaren Türk burjuvazisi, güçlendirdiği faşist hareketi, işçi hareketinin önünü kesmek yönünde seferber etti. Bu doğrultuda devlete bağlı kurum ve işletmelerde faşist kadrolaşmaya ağırlık verdi. Burjuvazinin bu saldırılarının ilk ayaklarından biri olan TARİŞ, çevresindeki diğer fabrikaları ve işçi mahallelerini de etkisi altına alan güçlü bir direnişe sahne oldu.

Yerel Seçimlerin Ardından

Burjuvazi, geçtiğimiz genel seçimlerde AKP’nin büyük bir meclis çoğunluğuyla tek başına iktidar olması sayesinde kendi “istikrar” arayışlarına belli ölçülerde yanıt bulmuştu. Ancak, böylesine kritik bir süreçte AKP’nin yıpranması durumunda işçi ve emekçilerin düzenle bağlarını kurarak, gündemde olan burjuva programı yaşama geçirebilecek bir stepneye de ihtiyaç duyuyor burjuvazi. Onun düzen içi sol bir alternatif yaratma kaygıları esas olarak bu tedirginlikten kaynaklanıyor. Burjuvazinin bu yöndeki çabalarının ne tür sonuçlar doğuracağı ve reformist solun bu süreçte, burjuvazinin siyaset zeminine ve özellikle de solu şekillendirmeye dönük müdahalelerine nasıl tepki vereceği, önümüzdeki dönemde netlik kazanacak.

Kürt Halkının Özgürlük Mücadelesi Devam Ediyor

12 Mart 2004 günü Suriye sınırlarında kalan Güneybatı Kürdistan’da yoksul Kürt yığınları on yılların baskı ve zulmüne karşı ayaklandılar. Haseki iline bağlı Qamışlo’da başlayan ayaklanma tüm Suriye Kürdistan’ına yayıldı. Bütün Kürt kentlerine ve köylerine yayılan ayaklanmaya yüz binlerce insan katıldı. 150 kişi yaşamını yitirirken, yüzlerce insan yaralandı.

Marksizmi Öğrenmek

Devrimci proletaryanın unutulmaz önderi ve öğretmeni Lenin, 2 Ekim 1920’de, sosyalizmin kurucusu olacaklarını söylediği Sovyetler Cumhuriyeti’nin gençlerine hitaben yaptığı konuşmada, onlara görevlerini şöyle özetliyordu; “öğrenin, … ancak insanlığın yarattığı tüm hazinelerin bilgisiyle kafanızı zenginleştirdiğiniz zaman, komünist olabilirsiniz.” Ancak aradan geçen 84 yılda çok şey değişti, sosyalizm kurulamadığı gibi, sosyalizm mücadelesinde proletaryaya yol gösterecek olan Marksizm de tahrif edildi. Marksizmin yerini ya burjuva ideolojisi ya da Stalinizm, reformizm türünden Marksizm dışı ideolojiler aldı.

Demokratik Üniversite Kurultayı: Üniversite Bileşenleri Sorunlarını Çözmeye Çalışıyor!

Demokratik Üniversite Kurultayının İstanbul Forumu 8 Nisanda İstanbul Teknik Üniversitesinde yapıldı. Dört saat kadar süren foruma 200 civarında öğrenci katıldı.

Serbest Piyasa Ekonomisi Hikâyesi

İçinde yaşadığımız ve tüm dünyada girilmedik tek bir nokta bile bırakmayan ve belki çoğumuzun adını bile duymadığımız “tam rekabetçi serbest piyasa ekonomisi”, nam-ı diğer kapitalizm, son yıllarda derinleşen ek

HAİTİ: İşçi Sınıfının Örgütsüzlüğünün ve Emperyalist Çözümsüzlüğün Kıskacındaki Ülke

Kapitalizmin derinleşen krizi ile birlikte istikrarsızlığın dünyanın pek çok bölgesinde hayatın bir parçası olmasına sebep olan emperyalistler arası rekabet, gün geçmiyor ki yeni bir çatışmanın kıvılcımını ateşlemesin. İşçi sınıfının kazanımlarına yönelik dünya çapındaki saldırıların ve yoksullaşmanın önemli boyutlara ulaştığı bugünlerde, Büyük Ortadoğu Projesinin eli kanlı mühendisi ABD, hegemonyasını koruma gayreti ile dünyanın dört bir köşesine “demokrasi” ihraç etme şampiyonluğuna devam ediyor. “Demokrasi” ithal etmek zorunda kalan son ülke de ABD’nin “arka bahçesi”nin yoksul ada-devletlerinden Haiti oldu. ABD’nin desteği ile 1994’te Haiti’nin ilk seçilmiş Devlet Başkanı olan Aristide, Amerikan emperyalizminin çıkarlarına engel olmaya başladığı noktada ABD ve yerli işbirlikçileri tarafından alaşağı edildi.

“Büyük Ortadoğu” ya da Genişletilmiş Emperyalist Paylaşım

Emekçi yığınların bu kan ve barut atmosferinde ayağa kalkması ezilen ulusların emekçi kitlelerinin hareketinin proletaryanın mücadelesiyle birleşmesi “Büyük Ortadoğu”yu bir devrimci buhran sürecine itecektir. “Büyük Ortadoğu” sonuna kadar devrim, karşı-devrim anaforuna çekilecektir. Böyle bir gelişme döneminde ise ya proletarya başında bir devrimci önderlik bularak devrimi başarıya ulaştıracak veya karşı-devrim başarı kazanarak proletaryanın devrimci hareketini ezecektir. Karşı-devrimin gelişimi ve başarılı olması toplumsal hareketin ezilmesi, ezilen ulusların boynuna vurulan boyunduruğun sıkıştırılması ile sonuçlanacak ve koyu bir gericilik dönemi başlayacaktır. Sınıf mücadelesi basıncından kurtulan emperyalistler kapitalizmin krizini çözmek için savaşı daha da genişleteceklerdir. Kapitalizm bir dönem için yeniden soluklanma ortamı bulacaktır. Şurası açıktır ki dünya tarihi yeni bir döneme girmiştir ve genişletilmiş emperyalist paylaşım olan “Büyük Ortadoğu Projesi” ancak proletaryanın devrimci iktidarıyla parçalanabilir.

ŞİLİ: 1973 Yenilgisinin Dersleri

Şili deneyimi, reformizmin ve Stalinist sınıf işbirlikçi politikaların işçi sınıfını sürüklediği felâketin en trajik örneklerinden birini teşkil etmektedir. Şili, “kansız ve barışçı” bir geçiş ütopyasıyla devrimden kaçınan küçük-burjuva reformistlerin sonuçta binlerce insanın hayatına mal olan bir karşı-devrimin zeminini nasıl döşediklerinin ibret verici bir örneğidir.

Seçimleri kim kazandı

Burjuva düzeninin tek alternatifi işçi sınıfının iktidarıdır. İşçi sınıfı içinde yaşadığımız sermaye düzenini yıkabilecek tek sınıftır. Paris Komünüyle işçi iktidarının nasıl bir iktidar olacağını tüm dünyaya gösterenler, Rusya'da Ekim Devrimiyle bu iktidarı hayata geçirenler işçilerdi. Yakın tarihimizde, işçi sınıfının azılı düşmanlarından Özal'ın partisini deviren Zonguldak maden işçilerinin eylemleri olmuştu. Son genel seçimlerde 30 yıllık partileri yok eden de yine işçilerdi. Ve buna hazır olduklarında tüm dünyada kapitalizmi son tuğlasına kadar yıkacak olanlar da yine o işçiler olacak!

Bana Gelmez Deme, Sıra Hepimizde!

Biz dünyayı emekleriyle döndürenler, kendimiz için bir arada değilsek hiçbir şeyiz. Son birkaç ayda fabrikamızda bu durumu örnekleyen birçok olay yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz.

Anket İşçileri

Ne iş yapıyorsak yapalım, yaşamımızın her alanında mutlaka kapitalist sistemin çelişkilerini, işçi sınıfı ve burjuvazi arasındaki uçurumları görüyoruz. Gördüklerimizden ne ümitsiz karamsar tablolar ne de bu sistemin yaşanabilirliğine dair sonuçlar çıkaralım. Çok iyi biliyoruz ki teknolojinin gerçekten insan için kullanıldığı, yaşanabilir, insanca bir dünya yaratmak mümkün ve bu dünyaya giden yol, burjuvazinin kâbusunu gerçeğe dönüştürecek olan işçi sınıfının devriminden geçiyor.

İşten atılmalar sonrasında yaşadıklarımız

Dünya ellerimizin üzerinde dönüyor. Her başlayan yeni gün yaratılan değerlerle var oluyor, anlamlanıyor. Hayatımız boyunca, yaşamak için üreteceğiz.

Popstar kime hizmet ediyor?

Kapitalizm dünya üzerinde kendi düzenini kurduğundan bu yana, sistemin selameti için sürekli yeni ideolojik propaganda araçları geliştirmiştir. Yaşadığımız tarihsel dönemde bu işi en iyi gören araç da televizyondur.

Terörizm Heyulası ve Burjuvazinin “Terörle Mücadele” Terörü

Terörle mücadele argümanı ve bu mücadelenin gereği olduğu öne sürülen düzenlemeler, emperyalizmin yeni bir dünya düzeni oluşturma stratejisinin temellerinden birisi haline geldi. Kapitalistler daha fazla “savaşçıl” yöntemler kullanmak durumunda kaldıkça, bunun sonuçlarına maruz kalan işçi sınıfının mücadele gücünü tırpanlamak için onu “terörle mücadele” terörü ile yıldırmaya uğraşıyorlar. Çünkü derinleşen krizle birlikte işçileri kapitalizmin yeni politikalarına razı edebilmenin daha “yumuşak” araçlarını yitirmeye başlayan burjuvazinin, işçi sınıfını kontrol altında tutabilmek için terörize etmeye ihtiyacı var.

İşçi Hareketinden: Şubat-Mart 2004

Kapitalizm İnsanlığı Tehdit Ediyor

Mart ayının ilk günlerinde gazetelerden ve yabancı ajanslardan alınan haberler kapitalizmin çok fazla üzerinde durulmayan bir yüzünün daha açığa çıkmasını sağladı. Haberin başlığı şöyleydi: KIYAMET KAPIDA!

Sezonluk İşçiler: “Dershane öğretmenleri”

1960’lar burjuvazinin kentlerde işgücüne yoğun ihtiyaç duyduğu ve bu nedenle de göçlerin tetiklendiği yıllardı.