Navigation

Mart 2003 tarihli yazılar

27 Mart iş bırakma eylemi

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), savaşa ve 2003 bütçesine karşı 27 Martta ülke genelinde bir günlük iş bırakma eylemi kararı almıştı. Fakat eylemin örgütlenmesine ilişkin ciddi hiçbir çalışma yapılmamıştı.

Emperyalist Savaşa ve Kapitalizme Karşı Görev Başına!

Devrimci fikirlerle donanmış örgütlü işçilere, işçi-emekçi kitlelerin aydınlatılmasında, sınıfın anti-kapitalist mücadelesinin yükseltilmesinde büyük görevler düşüyor. Yoksul insanların yaşamını mahveden kapitalist düzene karşı kitlelerin bilinçlendirilmesi için, her bir somut talep militan bir mücadele silahı düzeyine yükseltilebilmelidir. … Kapitalist silah harcamalarına hayır! Kamusal fonlar işçi-emekçi semtlerine, okullara, hastanelere ve emeklilere tahsis edilmeli! İşçi sınıfının denetimi ve demokratik yönetimi altında kamulaştırılmış planlı ekonomi!

Sendikalar Üzerine

Komünist Enternasyonal'in ilk dört kongresinde sendikal hareket üzere kabul edilen tezler.

Taktikler Üzerine Tezler

Zinovyev tarafından kaleme alınan ve sunulan bu tezler; KEYK’in Aralık 1921 tezlerinin ayrıntılandırılmasıydı. Tezler, “yukarıdan birleşik cephe”yi isteyenlerin (Radek ve Alman sağ kanadı gibi) görüşleri ile “tabandan birleşik cepheyi” savunanların (Zinovyev ve Alman solu gibi) görüşlerini uzlaştırmaya çabalıyordu ve oybirliği ile kabul edildi.

Savaş ve Kürt Sorunu Üzerine

Şu anda Irak sınırları içinde bir Kürt devletinin kurulmasına karşı çıkan kesimler açısından temel sorun, Türkiye sınırları içindeki Kürt nüfusun yoğunluğu ve Kürt hareketidir. Bu nedenle de Güney Kürdistan’daki Kürt oluşumu bu kesimlerin en büyük korkusudur. Irak savaşının TC’yi ilgilendiren asli yönü de budur. ... Burjuvazinin Kürt devleti olgusuna karşı çıkmasının ikinci nedeni ise Irak savaşının yarattığı fırsatı değerlendirerek, Musul-Kerkük hattındaki petrolden pay almak ve böylece elde edeceği ekonomik avantajla Ortadoğu ve Kafkaslarda ABD emperyalizminin şemsiyesi altında bir alt-emperyalist güç olma arzusudur.

Antiwar mood brings to surface opposition inside the trade unions

As an indication of how worried the bosses in Turkey are about these developments is the greater police presence in key places and neighbourhoods. This is the sign of the things to come.

Sınıf Uzlaşmacı Sendikal Anlayışa Karşı Mücadele Tohumları Yeşeriyor

İşçi sınıfının tabandan yükselen mücadelesi olmaksızın mücadelede kazanım elde edebilmek olanaksızdır. Konfederasyonların sınıf uzlaşmacı siyasetlerinden bıkmış olan ve işçilerin basınçları sonucu öne atılan mücadeleci şubeler heyecanla mücadeleye başlamışlar, fakat henüz mücadelelerinin sürekliliğini sağlayamamışlardır. Her şeye rağmen başlangıç noktası oldukça önemlidir. Ne var ki, 50 yıllık sendika bürokrasisinin tecrübeli geçmişi karşısında kararlı, bilinçli, örgütlü ve militan bir örgütlenme olmaksızın başarı kazanabilmek mümkün değildir.

Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü Etkinliği

"İçinde yaşadığımız bu kapitalist bataklıktan kurtulmak, baskıların, sömürünün ve savaşların son bulduğu daha güzel bir dünya yaratmak, ancak ve ancak işçi sınıfının dünya ölçeğinde devrimci örgütlülüğüyle mümkündür. Sınıflı toplumun ve onun yarattığı zihniyetin yok edilmesi, kadınıyla erkeğiyle birlikte uyum içinde yaşayabilen özgür insanların yaratılmasına yol açacaktır. . Biz emekçi kadınlar bir bütün olarak işçi sınıfı mücadelesindeki yerimizi almadıkça, ne işçi sınıfının kapitalizmden kurtuluşu ne de kadınların durumunun değişebilmesi mümkündür. . Savaşsız, sömürüsüz güzel bir dünyanın, ancak ve ancak tüm dünyada işçiler iktidarı ellerine aldıklarında kurulabileceğine inanıyoruz. Gerçek demokrasi, gerçek özgürlük ve gerçek barış işçilerle gelecektir."

Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü etkinliği

Tez-Koop-İş sendikasının 1, 2 ve 4 nolu şubelerinin düzenlediği 8 Mart Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü etkinliği, 16 Mart pazar günü Sümerbank fabrikası yemekhanesinde gerçekleştirildi.

22 Mart Kocaeli mitingi

Kocaeli sendikalar birliğinin düzenlediği miting 22 Mart cumartesi günü İzmit Perşembe Pazarında gerçekleştirildi. Havanın soğuk olmasına rağmen mitinge 10 bine yakın insan katılmıştı.

21 Mart savaş karşıtı basın açıklaması ve Newroz mitingi

21 Marttan yaklaşık bir ay önce, 26 ülkeden savaş karşıtlarının temsilcileri Londra'da biraraya gelerek, 21 Mart "Irkçılığa ve Sömürgeciliğe Karşı Mücadele Günü"nü, ABD saldırganlığına karşı da mücadele günü olarak ilan ettiler

Emperyalist savaşa karşı toplumsal muhalefet yükseliyor

20 Mart Perşembe günü saat 04:32’de ABD ve müttefiklerinin Saddam Hüseyin’e Irak’ı terketmek için verdikleri sürenin bitiminden 77 dakika sonra Basra Körfezi’ndeki gemilerden Bağdat üzerine fırlatılan füzelerle

İstanbul Sendika Şubeleri Temsilciler Kurulu

İşçi sınıfına muazzam saldırıların yaşandığı, emperyalist savaşa karşı çıkan işçi sınıfı ve emekçi güçlerin tüm dünyada sokağa döküldüğü böyle bir zamanda, Türkiye işçi sınıfı yavaş ve geriden de olsa harekete geçiyor. 1 Martta Ankara'da 100 bin kişinin katıldığı miting bu anlamda önemliydi. Türkiye işçi sınıfına saldırılar, dünyadaki saldırılarla eş zamanlı gelişiyor. Geçtiğimiz aylarda Yunanistan'da, Fransa'da, Portekiz'de, İspanya'da işçi sınıfı sermayenin saldırılarına ve emperyalist savaşa karşı sokaklara döküldü. İşçi sınıfı kapitalizmin uluslararası saldırılarıyla karşı karşıya. Ama henüz saldırılara karşı uluslararası mücadele birliğini oluşturabilmiş değil.

Gebze'de İşçi Kıyımı Başladı

15 Martta yürürlüğe girecek olan "İş Güvenliği Yasası"na karşı patronlar ilk kozlarını oynamaya başladılar.

8 Mart İstanbul Mitingi

8 Mart işçi sınıfının bir bütün olarak sahip çıkması gereken bir mücadele günüdür: gerek ortaya çıkışı itibariyle, gerekse de bugüne kadar gelen mücadele geleneği itibariyle. Evet işçi kadınlar çifte sömürü ve çifte ezilmişlik koşulları altında yaşıyorlar. Fakat işçi sınıfının kadınları ancak sınıf mücadelesine katıldıkları ve diğer sınıf kardeşleriyle birlikte mücadele ettikleri ölçüde özgürleşebilirler.

Sovyetler ve Devrim

Sınıf mücadelesi tarihi, işçi hareketinin kendiliğinden yükselişinin siyasal iktidarın alınmasıyla sonuçlanacağını savunanların bir yanının anarşizm, öteki yanının ise reformizm olduğunu sıkça göstermiştir. Devrimci bir önderlik yoksa iktidar fethedilemez ve dalgalar halinde gelen işçi hareketi aynı ölçüde geriye çekilir. Devrimin ürünü olan sovyetler, karşı-devrimin sularında boğularak yok olur. Aynı şekilde Marksist bir Enternasyonal önderlik yoksa, devrim gerçekleşse dahi, ortaya çıkan işçi devletinin yaşatılıp kazanımlarının korunması mümkün olamaz. Bugün aslolan böyle bir Enternasyonalin inşasına güç vermektir.

Postal Sesleri ve Bir Tezkere Müsameresi

... mecliste tezkere oylamasının sürpriz yaratan sonucu, kitlelerin hareketinin yükselişinin yarattığı basıncın sadece soluk bir yankısından ibarettir. Milletvekillerinin burjuvazinin temsilcileri olduğuna ve bu konuda hiçbir hayale kapılmamak gerektiğine şüphe yoktur. Burada asıl önemli olan, uzunca zamandır varlığı unutulmuş görünen kitlelerin yavaş yavaş politize olmaya ve siyaset sahnesinin gerçek gücü olduğunu göstermeye başlamalarıdır. Ancak komünistlerin hayati görevi ve sorumluluğu tam da bu noktadadır: harekette bilinçsiz ya da yarı-bilinç düzeyinde varolanı, devrimci bilinç ve örgütlülük düzeyine çıkarmak, işçi sınıfının kendiliğinden mücadelesini kapitalizmi yıkmayı hedefleyen örgütlü bir mücadeleye dönüştürmek! Bu da ancak işçi sınıfına uluslararası düzeyde önderlik edecek devrimci bir örgütlülüğün yaratılmasıyla mümkündür.

Kadınlar Mücadeleye Katılmadan İşçi Sınıfı Kazanamaz!

Bu sömürü ve savaş düzenini yıkmak ve yerine hiçbir ayrımcılığın olmadığı, sınıfsız, sömürüsüz sosyalist bir dünya yaratmak, kadınıyla erkeğiyle biz tüm dünya işçi sınıfının elinde. Şunu bilelim ki, kapitalizm yerle bir edilmedikçe ne biz emekçi kadınların ne de emekçi erkeklerin yüzü gülmeyecek. İnsanlığı bir savaş cehennemine sürükleyen emperyalist-kapitalist zorbalara karşı, dünyamızı bir barış cennetine dönüştürmek bizim elimizdedir.

Savaşa Karşı Sınıf Savaşı!

Tüm dünyada emperyalist savaşa karşı öfkenin giderek büyük bir tepkiye dönüştüğü bir ortamdan geçiyoruz. Pasifist ve reformistler, kitlelerin giderek anti-kapitalist bir içerik kazanan bu tepkilerini düzen içine hapsetmeye, pasif eylemlerle sınırlamaya çalışıyorlar. Oysa bu savaşı durdurabilecek tek güç, dünya işçi sınıfının üretimden gelen örgütlü gücüdür.

Emperyalist Savaşa Karşı Toplumsal Duyarlılık Artıyor

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin çağrısıyla örgütlenen savaş karşıtı miting, 1 Martta Ankara’da gerçekleştirildi.

Class War Against War

We are passing through an atmosphere in which the rage against the imperialist war is turning into a massive reaction throughout the world. Through pacifist actions, pacifists and reformists are trying to limit this reaction of the masses, which is gradually assuming an anti-capitalist content, to the confines of capitalist order. Yet the only force that can stop this war is the organised power of the world working class, which comes from production. All revolutionists, communists and conscious workers should mobilise all working class organisations, above all unions, to form factory committees against war and coordinate them on a national and international scale. Preparations and rehearsals of general strikes that will stop all production and transportation when the war begins should immediately be started.

Feminizme Karşı Marksizm

Sınıf Mücadelesi ve Kadının Kurtuluşu

Marksistlere göre, her çeşit baskının temel nedeni toplumun sınıflara bölünmesidir. Öte yandan, birçok feministe göre kadının ezilmesi, erkeğin doğasından kaynaklanır. Bu, toplumsal değil biyolojik bir olgudur. Bu, insan soyunun tamamen bilimsel ve diyalektik olmayan, statik bir kavranışıdır. İnsana ilişkin bu tarih dışı görüşten zorunlu olarak kötümser sonuçlar çıkar...

Sendikalarda Kadınların Rolü ve PTUDC'nin Mücadelesi

Çalışan kadınlar, aşırı sömürünün, şiddetin, hırs, cehalet ve yoksulluğun boğucu basıncı altında inliyorlar. Onlar değişimi ve bu sömürü sistemine son vermeyi istiyorlar. Doğru bir devrimci program, strateji ve bunların hepsini taçlandıran devrimci bir parti, kadınları toplumun diğer kesimleriyle birleştirerek harekete geçirebilir. Kadınların kurtuluşu, sadece işçi sınıfını cinsiyet temelinde bölmeye hizmet eden feminizm aracılığıyla değil, erkek yoldaşlarıyla birlikte yürütecekleri sınıf mücadelesi sayesinde mümkündür. Tarih bu görevi bizim omuzlarımıza yüklemiştir.

The sound of marching boots echoes across the Middle East

While the Turkish parliament failed to pass the first motion approving facilities for the US military

It is their task to raise the unconscious or semi-conscious processes within the movement to the level of revolutionary consciousness and organisation, to turn the spontaneous struggle of the working class into an organised struggle for the overthrow of capitalism! And this can only be achieved through the creation of a revolutionary organisation capable of leading the working class on an international scale.

Kıbrıs’ta “Çözüm” Arayışları

İşçi-emekçi sovyetleri temelinde oluşturulması gereken sosyalist bir federasyonun yaratılması mücadelesinde, bugün en büyük görev adanın, Türkiye'nin ve Yunanistan'ın komünistlerine düşüyor. Ada halkı ve işçi sınıfı içinde bugüne dek yaratılan tüm milliyetçi yanılsamalar ve bu temelde oluşturulan korkular, işçi sınıfının yaratılacak ortak politik ve ekonomik örgütlülükleri içinde aşılmaya çalışılmalıdır. Bu ortak örgütlülükler temelinde yükseltilecek ortak mücadele olmaksızın, gerek ulusal gerekse uluslararası burjuvazinin saldırılarının püskürtülemeyeceği bilince çıkartılmalıdır.

İşçi Sınıfı ve Varoşlar

Bu yazıda, kendilerini komünist olarak nitelemelerine ve önceliği işçi sınıfı içinde çalışmaya vermelerine rağmen, işçi sınıfının örgütlerindeki ve büyük işyerlerindeki faaliyeti es geçip, varoşçuluğu savunanların yaklaşımlarını ele alıyoruz. Bu tür sabırsız solcuların işçi sınıfına yönelik değerlendirmeleri çeşitli farklılıklar taşıyor olsa da bu tür yaklaşımların üç ayağı var: İlkin, işçi sınıfının sadece fabrika işçileriyle sınırlı olmadığı vurgulanır, ki bu doğrudur. Ardından, sınıfın en dinamik kesiminin büyük fabrika ve işletmelerdeki işçilerden değil, küçük işletmelerdeki işçilerden oluştuğu ileri sürülür. Ve son olarak küçük işletmelerde çalışanların varoşlarda yaşadıklarından yola çıkarak devrimci faaliyetin temel ekseninin fabrikalardan varoşlara kaydırılması gerektiğinin propagandası yapılır. Yani fabrikalar ve büyük işletmeler değil, varoşlar kalelerimiz olmalıdır denilir.

ABD İmparatorluğu İçin Sonun Başlangıcı mı?

İmparatorluk, tam da her şeye gücünün yeter göründüğü bir zamanda adeta kendisini aşan ölçüde sağa sola uzanmış bir halde bulabilir. Roma imparatorluğunun ekonomik iflası, politik bölünmeyi ve çöküşü de beraberinde getirmişti. Aynısı 21. yüzyılın bu başlangıç döneminde Amerikan imparatorluğunun başına da gelebilir, tıpkı 20. yüzyılın başlarında İngiliz imparatorluğuna olduğu gibi. Şu anki durumla köleci Roma imparatorluğu arasındaki fark, dünyada Amerikan kapitalist imparatorluğunun yerine değişim için yeni bir örgütlenmeyi koyabilecek bir gücün olmasıdır: işçi sınıfı. Amerika’nın gerilemesi ve nihayetinde çöküşü, eğer işçi sınıfı başarırsa anarşi ve barbarlık anlamına gelmeyecektir.