Navigation

Ocak 2003 tarihli yazılar

İmparatorluk Yoktur

Toni Negri’nin Düşüncelerinin Bir Eleştirisi

Toni Negri’nin (Michael Hardt ile birlikte yazdıkları) kitabında açıkladığı düşünceler, Marksizm kılığına bürünerek Marksizmin özünü reddetme arzusundaki akımlar içinde oldukça moda haline gelmiştir. Napoli’den (İtalya) yazan Pietro Di Nardo’nun bu kitap hakkındaki eleştiri ve inceleme yazısını yayınlıyoruz. Yazar, Negri’nin düşüncelerindeki çelişkilere dikkat çekiyor ve Marksizmin her zaman olduğu gibi bugün de geçerli olduğuna işaret ediyor.

Komünist Partilerin Yapısı, Çalışma Yöntemleri ve Devrimdeki Rolü Üzerine Tezler

Komünist Enternasyonal'in II. ve III. Kongrelerinde örgütlenme sorunu üzerine karara bağlanan tezler.

Dövüşenler Ölenlerin Tutmaz Yasını!

Ocak ayı vesilesiyle ölümlerini andığımız tüm bu büyük devrimcilerin mirası bizim geleneğimize, yani devrimci Marksist, ya da bir başka deyişle enternasyonalist komünist geleneğe aittir. Onlar bize aittir ve onları hem düşmana karşı, hem de sahiplenir görünen, ama gerçekte onların mirasının özüyle bağdaşmayan politik duruşları olanlara karşı korumak boynumuzun borcudur. Bunu yerine getirebilmenin en iyi yolu da onların yasını tutmak değil, onların mücadelelerinden ve hatalarından gerekli dersleri çıkarmak ve hepsinden önemlisi onların uğruna savaştıkları devrimci Marksist bir Enternasyonali yeniden ve dünya devriminin yeni bir dalgası gelmeden önce yaratmaktır. Onların hayatından çıkan en büyük ders budur.

Aklın İsyanı

Marksist Felsefe ve Modern Bilim

Marksizmin felsefesi olan diyalektik materyalizmin gözden geçirilmesiyle işe başlıyoruz. Bu temel önemdedir, çünkü Marksizmin yöntemidir. Tarihsel materyalizm, bu yöntemin, insan toplumunun gelişiminin incelenmesine uygulanışıdır; emek-değer teorisi, aynı yöntemin ekonomi alanına uygulanmasının bir sonucudur. Marksizmi kavramak diyalektik materyalizmi kavramaksızın mümkün değildir.

Amerika Komünist Olursa

İçinde yaşadığınız kapitalist toplumsal düzenin çözemediği zorluklar ve sorunlar sonucu Amerika komünist olursa şunu fark edecektir ki, komünizm tahammül edilmez bir bürokratik zorbalık ve bireylerin

Emperyalizm Üzerine

Tarih, karşı-devrim dönemlerinde bile duraksamaz. Önceleyen yılların emperyalist politikalarının bir devamı olan 1914-16 emperyalist katliamı boyunca bile tarih ilerliyordu. Geçen yüzyılın altmışları ve yetmişlerinde serbest rekabetin gelişmiş ve ilerici bir gücü olan ve yirminci yüzyılın başlarında tekelci kapitalizme, yani emperyalizme dönüşen dünya kapitalizmi, savaş sırasında sadece mali-sermayenin daha büyük bir yoğunlaşmasına doğru değil, aynı zamanda devlet kapitalizmine dönüşüme doğru da büyük bir adım attı.

Tek Çözüm Kıbrıslı Rum ve Türk İşçilerin Birleşik ve Ortak Mücadelesinden Geçiyor

Bir yandan kapitalizm Türk ve Yunan işçileri yoksulluk ve işsizliğe iterken, bir yandan da burjuvazi sömürüyü ve kendi kârlarını artırmanın yollarını buluyor. İşçiler kendi sendikaları ve sol partileri aracılığıyla mücadelelerini birleştirmelidirler. Sorunlara kalıcı bir çözüm ancak Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs'ın Sosyalist Federasyonuyla gelecektir. Böylece düşmanlığa, bölünmeye ve çatışmalara yol açan nedenler nihai olarak ortadan kaldırılacaktır.

Solcu Lafazanlık

Sendikaların, sendikalı işçilerin ya da sendikal işleyişin, içinden geçilen dönemde ne durumda olduğunu saptamak, belli ayrımlara, farklılıklara işaret etmek üzere, çeşitli kavramları öne çıkartmak, ve buradan işçi örgütlerinde mücadele etme gereğine dönük sonuçlar çıkartmak başka bir şeydir, aynı kavramlara dayanarak sendikalar içinde devrimci komünist bir faaliyeti reddetmek ise bambaşka bir şey. Birinci tutum mücadeleden korkmayan devrimci proleter bir tutum iken, ikincisi mücadeleden kaçan küçük-burjuva bir tutumdan başka bir şey değildir.

1905

Çevirenin Notu


1905 devrimi, Troçki’nin de Önsözünde belirttiği gibi, 1917 Ekim Devriminin girişi olarak değerlendirilegelmiştir.

Lenin'den Sonra Üçüncü Enternasyonal

"Lenin'den Sonra Üçüncü Enternasyonal"e Çevirenin Önsözü

Sürekli devrim teorisi hakkındaki genel kanı onun azgelişmiş ülkelerdeki devrimin “aşamalarıyla” ilgili olduğu yolundadır. Teorinin böyle bir yönünün olduğu muhakkak olmakla birlikte, kapsamı ve temelleri bundan ibaret değildir.

Lenin ve Emperyalist Savaş

Barış için pasifist iç çekişlerle emperyalist savaşa karşı mücadele vermek mümkün değildir. “İşçi sınıfını aldatma yollarından biri de pasifizm ve soyut barış propagandasıdır. Kapitalizm altında, özellikle de onun emperyalist aşamasında, savaşlar kaçınılmazdır.” Emperyalistler tarafından kararlaştırılan bir barış, ancak yeni bir savaştan önceki soluklanma dönemi olabilir. Yalnızca savaşa ve savaşı üreten emperyalizme karşı devrimci bir kitle mücadelesi, gerçek bir barış sağlayabilir. “Bir dizi devrim olmaksızın, sözde demokratik barış bir orta sınıf ütopyasıdır.” Pasifizmin uyuşturucu ve zayıflatıcı yanılsamalarına karşı mücadele, Lenin’in kuramındaki en önemli unsurdur. Lenin “kapitalizm altında apaçık bir ütopya olan silahsızlanma” talebini, özel bir düşmanlıkla reddeder.

Tek Ülkede Sosyalizm

Enternasyonalizm soyut bir ilke değil bir ekonomik gerçeğin ifadesidir. Liberalizm nasıl ulusal idiyse sosyalizm de öyle enternasyonaldir. Sosyalizmin görevi, uluslararası işbölümünden yola çıkarak mal ve hizmetlerin uluslararası değişimini en son noktasına götürmektir.

1905

1905 Rusya’sı, 2000 yılında hâlâ demokrasiye geçişi tartışan Türkiye’deki okuyucuya çok tanıdık gelecektir. Burjuvazinin ödlekliği, küçük burjuvazinin kararsızlığı, önderlikten yoksun işçiler, gericiliğin iktidarı elden kaçırma korkusuyla ve günü kurtarma güdüsüyle izlediği dargörüşlü politikalar, ikiyüzlü entelijensiya, ters rüzgârlar esmeye başladığında “Çar”ın karşısında el etek öpmek için yarışan profesörler, her an en koyu muhafazakâr kesilebilecek kadar “liberal” olan “brifing” gazetecileri … Doksan beş yıl geçmiş olmasına rağmen, bütün bunlar bizim hiç de yabancısı olduğumuz olgular değil. Dolayısıyla çıkarılan derslere de ilgisiz kalınamaz.

Lenin'den Sonra Üçüncü Enternasyonal

1930 Fransızca Basıma Önsöz

Bu kitap, birbirlerinden bağımsız olmakla birlikte ayrılmaz bir bütünlük oluşturan dört bölümden oluşmaktadır: Çalışmanın bütünü Komünist Enternasyonal’in temel sorunlarına adanmıştır ve Komünist Enternas

Lenin'den Sonra Üçüncü Enternasyonal

Şimdi Ne Olacak?

1. Bu Mektubun Amacı

Bu mektubun hedefi hiçbir şeyi abartmadan veya görmezlikten gelmeden gerçeği açığa çıkarmaktır.

Lenin'den Sonra Üçüncü Enternasyonal

Çin Devriminin Özeti ve Perspektifleri

Doğu Ülkeleri ve Tüm Komintern İçin Dersler

Bolşevizm, Menşevizm, Alman ve uluslararası sosyal demokrasinin sol kanadı, 1905 devriminin eğilimlerinin, hatalarının ve deneyimlerinin tahlili temelinde kesin şekil aldı.

Lenin'den Sonra Üçüncü Enternasyonal

Emperyalist Çağda Strateji ve Taktikler

1. Taslak Programın Ana Bölümünün Toptan İflâsı

Komintern’in taslak programında devrimci strateji sorunlarına ayrılmış bir bölüm yer alıyor.

Lenin'den Sonra Üçüncü Enternasyonal

Uluslararası Devrim Programı mı, Tek Ülkede Sosyalizm Programı mı?

***************************
BİRİNCİ KISIM
***************************

Lenin'den Sonra Üçüncü Enternasyonal

Komintern Program Taslağının Eleştirisi

"Bu kitap, birbirlerinden bağımsız olmakla birlikte ayrılmaz bir bütünlük oluşturan dört bölümden oluşmaktadır: Çalışmanın bütünü Komünist Enternasyonal’in temel sorunlarına adanmıştır ve Komünist Enternasyonal’in faaliyetlerinin bütün yönlerini, programını, strateji ve taktiklerini, örgütlenmesini ve önder kadrolarını kapsamaktadır. Öte yandan kitap, Sovyetler Birliği’nin hükümet partisi olan ve Komünist Enternasyonal’in başlıca partisi olarak her bakımdan belirleyici bir rol oynayan Sovyet Komünist Partisinin, Lenin’in hastalığı ve ölümüyle başlayan son dönemdeki iç hayatının bir eleştirisini de içermektedir. Böylelikle kitap, umuyorum ki, yeteri kadar uyumlu bir bütün oluşturmaktadır."(Lev Troçki)

Savaş Tamtamları Çalınırken

Burnumuzun dibinde işçi ve emekçilerin birbirlerine kırdırılacağı bir emperyalist savaşın tamtamları çalınırken, Türkiye de alt-emperyalist hesaplarla bu savaşa müdahil olmaya hazırlanıyor. Elif Çağlı bu yazısında bir yandan Türkiye'nin şu anda içinde bulunduğu politik atmosferi irdeleyerek yaklaşan savaşa dikkat çekiyor. Öte yandan, işçi sınıfı öncü ve örgütlü gücüyle siyaset sahnesinde yer almadıkça, reel politikanın çeşitli burjuva çevreler arasındaki siyasal çekişmelerden ibaret olmaya devam edeceğini vurguluyor.

Aşamalı Devrim mi, Proleter Devrim mi?

1917 Rus Devrimlerinin üzerinden seksen altı yıl geçmiş bulunuyor. Ne var ki, Marksist olduğu iddiasını taşıyanların büyük bir bölümünün bu dersleri yeterince dikkate aldıklarını ya da özümsediklerini söylemek biraz güç görünüyor. Bugün de devrimci hareketteki bölünmelerin hatırı sayılır bir kısmı bu konu üzerinden yaşanıyor. Bu nedenle devrim perspektifleri konusu, özel önem verilmesi gereken bir konu olmaya devam ediyor.

When War Drums Are Beaten

One should never be misled by the cheap heroism of the Turkish bourgeoisie - its government, official opposition, organisations of capital, General Staff - that gives a false impression of anti war attitude. There cannot be a common point between the genuine anti war attitude of the overwhelming majority of the working class and toiling masses and the attitude of bourgeoisie. Because their problem is not their conscience but wallets. What troubles them is not mutual massacring of sons of poor people but whether they will profit from the adventure of war they will set out. Now the Turkish bourgeoisie comparatively reckons the loss and profit in case of both giving and not giving support to war in Iraq. So the prospect of an imperialist war exposes the disgusting face of capitalism in a blatant way.