Navigation
22 Mart 2003

Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü Etkinliği

"İçinde yaşadığımız bu kapitalist bataklıktan kurtulmak, baskıların, sömürünün ve savaşların son bulduğu daha güzel bir dünya yaratmak, ancak ve ancak işçi sınıfının dünya ölçeğinde devrimci örgütlülüğüyle mümkündür. Sınıflı toplumun ve onun yarattığı zihniyetin yok edilmesi, kadınıyla erkeğiyle birlikte uyum içinde yaşayabilen özgür insanların yaratılmasına yol açacaktır. . Biz emekçi kadınlar bir bütün olarak işçi sınıfı mücadelesindeki yerimizi almadıkça, ne işçi sınıfının kapitalizmden kurtuluşu ne de kadınların durumunun değişebilmesi mümkündür. . Savaşsız, sömürüsüz güzel bir dünyanın, ancak ve ancak tüm dünyada işçiler iktidarı ellerine aldıklarında kurulabileceğine inanıyoruz. Gerçek demokrasi, gerçek özgürlük ve gerçek barış işçilerle gelecektir."

Sınıf Uzlaşmacı Sendikal Anlayışa Karşı Mücadele Tohumları Yeşeriyor

İşçi sınıfının tabandan yükselen mücadelesi olmaksızın mücadelede kazanım elde edebilmek olanaksızdır. Konfederasyonların sınıf uzlaşmacı siyasetlerinden bıkmış olan ve işçilerin basınçları sonucu öne atılan mücadeleci şubeler heyecanla mücadeleye başlamışlar, fakat henüz mücadelelerinin sürekliliğini sağlayamamışlardır. Her şeye rağmen başlangıç noktası oldukça önemlidir. Ne var ki, 50 yıllık sendika bürokrasisinin tecrübeli geçmişi karşısında kararlı, bilinçli, örgütlü ve militan bir örgütlenme olmaksızın başarı kazanabilmek mümkün değildir.

21 Mart savaş karşıtı basın açıklaması ve Newroz mitingi

21 Marttan yaklaşık bir ay önce, 26 ülkeden savaş karşıtlarının temsilcileri Londra'da biraraya gelerek, 21 Mart "Irkçılığa ve Sömürgeciliğe Karşı Mücadele Günü"nü, ABD saldırganlığına karşı da mücadele günü olarak ilan ettiler

22 Mart Kocaeli mitingi

Kocaeli sendikalar birliğinin düzenlediği miting 22 Mart cumartesi günü İzmit Perşembe Pazarında gerçekleştirildi. Havanın soğuk olmasına rağmen mitinge 10 bine yakın insan katılmıştı.

Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü etkinliği

Tez-Koop-İş sendikasının 1, 2 ve 4 nolu şubelerinin düzenlediği 8 Mart Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü etkinliği, 16 Mart pazar günü Sümerbank fabrikası yemekhanesinde gerçekleştirildi.

Emperyalist savaşa karşı toplumsal muhalefet yükseliyor

20 Mart Perşembe günü saat 04:32’de ABD ve müttefiklerinin Saddam Hüseyin’e Irak’ı terketmek için verdikleri sürenin bitiminden 77 dakika sonra Basra Körfezi’ndeki gemilerden Bağdat üzerine fırlatılan füzelerle

16 Mart 2003

İstanbul Sendika Şubeleri Temsilciler Kurulu

İşçi sınıfına muazzam saldırıların yaşandığı, emperyalist savaşa karşı çıkan işçi sınıfı ve emekçi güçlerin tüm dünyada sokağa döküldüğü böyle bir zamanda, Türkiye işçi sınıfı yavaş ve geriden de olsa harekete geçiyor. 1 Martta Ankara'da 100 bin kişinin katıldığı miting bu anlamda önemliydi. Türkiye işçi sınıfına saldırılar, dünyadaki saldırılarla eş zamanlı gelişiyor. Geçtiğimiz aylarda Yunanistan'da, Fransa'da, Portekiz'de, İspanya'da işçi sınıfı sermayenin saldırılarına ve emperyalist savaşa karşı sokaklara döküldü. İşçi sınıfı kapitalizmin uluslararası saldırılarıyla karşı karşıya. Ama henüz saldırılara karşı uluslararası mücadele birliğini oluşturabilmiş değil.

15 Mart 2003

Gebze'de İşçi Kıyımı Başladı

15 Martta yürürlüğe girecek olan "İş Güvenliği Yasası"na karşı patronlar ilk kozlarını oynamaya başladılar.

8 Mart İstanbul Mitingi

8 Mart işçi sınıfının bir bütün olarak sahip çıkması gereken bir mücadele günüdür: gerek ortaya çıkışı itibariyle, gerekse de bugüne kadar gelen mücadele geleneği itibariyle. Evet işçi kadınlar çifte sömürü ve çifte ezilmişlik koşulları altında yaşıyorlar. Fakat işçi sınıfının kadınları ancak sınıf mücadelesine katıldıkları ve diğer sınıf kardeşleriyle birlikte mücadele ettikleri ölçüde özgürleşebilirler.

9 Mart 2003

Sovyetler ve Devrim

Sınıf mücadelesi tarihi, işçi hareketinin kendiliğinden yükselişinin siyasal iktidarın alınmasıyla sonuçlanacağını savunanların bir yanının anarşizm, öteki yanının ise reformizm olduğunu sıkça göstermiştir. Devrimci bir önderlik yoksa iktidar fethedilemez ve dalgalar halinde gelen işçi hareketi aynı ölçüde geriye çekilir. Devrimin ürünü olan sovyetler, karşı-devrimin sularında boğularak yok olur. Aynı şekilde Marksist bir Enternasyonal önderlik yoksa, devrim gerçekleşse dahi, ortaya çıkan işçi devletinin yaşatılıp kazanımlarının korunması mümkün olamaz. Bugün aslolan böyle bir Enternasyonalin inşasına güç vermektir.

Postal Sesleri ve Bir Tezkere Müsameresi

... mecliste tezkere oylamasının sürpriz yaratan sonucu, kitlelerin hareketinin yükselişinin yarattığı basıncın sadece soluk bir yankısından ibarettir. Milletvekillerinin burjuvazinin temsilcileri olduğuna ve bu konuda hiçbir hayale kapılmamak gerektiğine şüphe yoktur. Burada asıl önemli olan, uzunca zamandır varlığı unutulmuş görünen kitlelerin yavaş yavaş politize olmaya ve siyaset sahnesinin gerçek gücü olduğunu göstermeye başlamalarıdır. Ancak komünistlerin hayati görevi ve sorumluluğu tam da bu noktadadır: harekette bilinçsiz ya da yarı-bilinç düzeyinde varolanı, devrimci bilinç ve örgütlülük düzeyine çıkarmak, işçi sınıfının kendiliğinden mücadelesini kapitalizmi yıkmayı hedefleyen örgütlü bir mücadeleye dönüştürmek! Bu da ancak işçi sınıfına uluslararası düzeyde önderlik edecek devrimci bir örgütlülüğün yaratılmasıyla mümkündür.

Kadınlar Mücadeleye Katılmadan İşçi Sınıfı Kazanamaz!

Bu sömürü ve savaş düzenini yıkmak ve yerine hiçbir ayrımcılığın olmadığı, sınıfsız, sömürüsüz sosyalist bir dünya yaratmak, kadınıyla erkeğiyle biz tüm dünya işçi sınıfının elinde. Şunu bilelim ki, kapitalizm yerle bir edilmedikçe ne biz emekçi kadınların ne de emekçi erkeklerin yüzü gülmeyecek. İnsanlığı bir savaş cehennemine sürükleyen emperyalist-kapitalist zorbalara karşı, dünyamızı bir barış cennetine dönüştürmek bizim elimizdedir.

Savaşa Karşı Sınıf Savaşı!

Tüm dünyada emperyalist savaşa karşı öfkenin giderek büyük bir tepkiye dönüştüğü bir ortamdan geçiyoruz. Pasifist ve reformistler, kitlelerin giderek anti-kapitalist bir içerik kazanan bu tepkilerini düzen içine hapsetmeye, pasif eylemlerle sınırlamaya çalışıyorlar. Oysa bu savaşı durdurabilecek tek güç, dünya işçi sınıfının üretimden gelen örgütlü gücüdür.

8 Mart 2003

Class War Against War

We are passing through an atmosphere in which the rage against the imperialist war is turning into a massive reaction throughout the world. Through pacifist actions, pacifists and reformists are trying to limit this reaction of the masses, which is gradually assuming an anti-capitalist content, to the confines of capitalist order. Yet the only force that can stop this war is the organised power of the world working class, which comes from production. All revolutionists, communists and conscious workers should mobilise all working class organisations, above all unions, to form factory committees against war and coordinate them on a national and international scale. Preparations and rehearsals of general strikes that will stop all production and transportation when the war begins should immediately be started.

Emperyalist Savaşa Karşı Toplumsal Duyarlılık Artıyor

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin çağrısıyla örgütlenen savaş karşıtı miting, 1 Martta Ankara’da gerçekleştirildi.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.