Navigation
15 Temmuz 2002

Marksizm ve Din

"Bizler, dünyadaki milyonlarca insan için tarifsiz bir sefalet, hastalık, zulüm ve ölüm anlamına gelen böyle bir sisteme karşı mücadeleyi desteklemenin, insancıl olan herkesin görevi olduğuna inanıyoruz. Milliyetine, derisinin rengine ya da dinsel inançlarına bakmaksızın her ilerici insanın mücadeleye katılmasını içtenlikle kabul ederiz. Marksistlerle Hıristiyanlar, Müslümanlar ve diğer gruplar arasında bir diyalog fırsatını da memnuniyetle karşılarız. Fakat etkin bir şekilde mücadele etmek için, başarıyı garantileyecek ciddi bir program, politika ve perspektifin oluşturulması zorunludur. Bizler sadece Marksizmin (bilimsel sosyalizmin) böyle bir perspektif sunacağına inanıyoruz."

9 Temmuz 2002

Venezuela Yol Ayrımında

İşçi sınıfının darbeyi durdurmaktaki kahramanlığını takdir etmek yetmez. Devrimcilerin görevi, neler olduğunu ve sınıfımızın ödediği bedeli açıklamak, bunun tekrar olmaması için gerekli önlemleri almaktır. İşçi sınıfının şehitlere ihtiyacı yoktur. Barış içinde yaşamak istiyoruz. Buna ulaşmak için de, kendimizi savunmak amacıyla, fabrika, mahalle ve kışla komiteleri ve meclisler aracılığıyla işçileri silahlandırmak gerekir...

1 Temmuz 2002

Kadın ve Kapitalizm

Günümüzde işverenler kadın işçileri istiyorlar fakat onlara para ödemek istemiyorlar. Hem ev geçindirip hem de çocuk bakarken, çalışmanın çifte yükü ağırlıklı olarak bizzat kadınlar tarafından taşınıyor. Tarihsel bir bakış açısıyla, kadınların çalışma hakkının kapitalizm tarafından garanti altına alınamayacağını görebiliriz. Bir resesyon döneminde, kadınlar işlerini ilk kaybedenler arasında yer alacaklardır. Kısa dönemli sözleşmeye sahip olanlar kolayca işten atılabilir. 1930’larda pek çok Avrupa ülkesinde, yakın zamanlarda da Doğu Avrupa’da olduğu gibi, kadınların “çifte yükü”ne karşı gerici bir tepki doğacaktır. ... İşçi hareketi birleşmek ve çalışan kadınların haklarını savunmak zorunda kalacaktır.

İspanya Genel Grevle Sarsıldı

Sağcı Aznar hükümetinin işsizlik yardımına el uzatması İspanyol işçi sınıfını ayağa kaldırdı. ... 10 Haziranda Endülüs bölgesinde yaklaşık 300 bin işçi bu yasayı protesto eden bir gösteri düzenlemişti. 20 Haziranda ise bu kez bir günlük genel grev tüm İspanya'yı sarstı. Sendikaların verdiği rakama göre greve 15 milyon işçi katıldı ve katılım oranı % 85'ti. Hastanelerin, okulların, sanayinin, ulaşım sektörünün çok büyük bir kısmı 24 saat durdu.

22 Haziran 2002

Diyalektik Materyalizm

Genel olarak Marksizmin üç ana kaynaktan biçimlendiği kabul edilir. Kaynaklardan biri, Marx’ın, Fransız politikasına, özellikle de Fransa’daki 1790’ların burjuva devrimi ve onu takip eden 19. yüzyılın ilk dönemlerinin sınıf mücadelesine ilişkin analizini geliştirmesidir...

15 Haziran 2002

Historical Experience and the Theory of Permanent Revolution

It is very important to overcome the theoretical confusion reproduced at a more intellectual level by some “revolutionary Marxist” circles who adapted themselves tothe Third Worldism and hoodwinked by these movements. Here, we only touch briefly on the matters such as; why and how in backward countries had the petty-bourgeois leaderships entered a road which led to the liquidation of capitalism; what kind of problems arise in relation to the permanent revolution and where does the solution of these problems lie in our opinion. But first of all, it is necessary to take a glance at how in Trotskyist movement had this question been attempted to solve.

Makedonya'da Kitlesel Grevler

Makedonya işçi sınıfı 20 Mayısta, kamuya bağlı dört sektörde genel greve gitti. Yaklaşık 70 bin işçinin katıldığı grev, eğitim, yargı, savunma ve sağlık sektörlerini kapsıyordu. Asgari ücretin 120 euroya yükseltilmesi temel talebiyle başlayan grev, Makedonya'nın başlıca sendikal örgütü olan SSM (Makedonya Sendikalar Birliği) önderliğinde gerçekleşti...

9 Haziran 2002

Ulusal Soruna Marx ve Engels'in Tarihsel Yaklaşımı

Bu yazıda yapmak istediğimiz şey, ulusal sorunun, dünya tarihinin önemli dönemeçlerinden biri olan 1848 Devriminde kendisini nasıl ve hangi bağlamda ortaya koyduğuna kısaca bakmaktır. Buna paralel olarak, 1848 Devrimindeki Slav hareketinin Marx-Engels ve Lenin tarafından nasıl değerlendirildiğine dayanarak, çarpıtılan bazı hususları netleştirmektir...

8 Haziran 2002

Kıbrıs Sorununa Marksist Yaklaşım

Kıbrıs sorununun, kapitalizm altında kalıcı bir çözüme ulaşması mümkün değildir. Emperyalist politikaların uzantısı olan hiçbir çözüm, ister AB altında, ister bağımsız bir Kıbrıs devleti altında olsun, Kıbrıs’ın kalıcı bir barışa kavuşmasını sağlayamaz. Bugün şu ya da bu formülle çözülmüş gibi görülen sorun, yarın aynı “sorun çözücüler” tarafından kaşınarak yeniden üretilmeye mahkûmdur. Adaya tek gerçek kalıcı çözümü sağlayacak olan, Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs halklarının da dahil olacağı sosyalist bir federasyondur.

2 Haziran 2002

Marksizm ve Merkezcilik

"Başta Sovyetler Birliği olmak üzere, 'reel sosyalizm' diye adlandırılan ülkelerin sosyo-ekonomik yapısı ve devletin sınıf karakteri üzerine geçmişte pek çok tartışma yürütüldü. ... Tartışmada öne çıkan ve en çok anlaşmazlık konusu olan teorik sorun, kapitalizmden komünizme geçiş dönemi (proletarya diktatörlüğü) ile komünizmin alt ve üst aşamalarının nasıl ayırt edilip tanımlanacağı sorunuydu." Mehmet Sinan, yazısında, merkezciliğin bu teorik soruna yaklaşımını Marksist temellere dayanarak eleştiriyor.

Emperyalist Savaşa Hayır

Emperyalist saldırganlık artarak devam ediyor. Afganistan'dan sonra sırada şimdi Irak var. Bu savaşa karşı Youth For International Socialism sitesinden aldığımız ve çeşitli savaş karşıtı gösterilerde dağıtılan bir bildiriyi yayınlıyoruz.

26 Mayıs 2002

Imperialist Wars and the Marxist Attitude

Before the working class, there is no choice other than utilizing from war for proletarian world revolution and pointing the weapons at the enemy at home by turning imperialist war into a civil war. It is also clear that, the proletariat cannot fulfil this task in an unorganized and spontaneous way. Unless there is not a powerful International capable of leading it on a world scale, it is impossible for proletariat to accomplish a victorious revolution that will prevent a likely imperialist partitioning war or to turn imperialist war into a civil war.

Ulusal Sorun Üzerine

Marksizmin bütünselliği içinde ulusal sorun ancak ikincil ve sınırlı bir yer tutabilir ve bunda da garipsenecek bir yan yoktur. Buna rağmen bir ulusal sorun, proletaryanın devrimci mücadelesinin çıkarları açısından çözümlenmesi gereken siyasal bir sorun olarak belirginleştiğinde, Marksizm bu soruna ilgisiz kalamazdı ve nitekim kalmamıştır da. Her politik sorunda olduğu gibi, ulusal sorun konusunda da takınılması gerekli doğru politik tutumu belirleyecek olan, Marksizmin bize sunduğu ve her zaman sahip çıkmamız gereken enternasyonalist komünist ilkelerdir. Bu nedenle, bu yazımızda ulusal sorun konusuna ilişkin ilkesel çerçevemizi ortaya koyacağız.

23 Mayıs 2002

Berlin Duvarının Yıkılmasından 11 Eylül’e

Rayından Çıkan Emperyalist Dengeler

Berlin Duvarının yıkılması, ardından Doğu Avrupa’daki bürokratik yapıların çökmesi, dünyadaki dengelerin hızlı bir değişim sürecine girdiğinin habercisiydi. Kısa bir süre sonra, bürokratik rejimlerin merkezi ve hegemon gücü olan SSCB’nin de çökmesiyle birlikte, dünyadaki politik dengeler altüst oluyordu. Emperyalist ideologların deyişiyle, artık “yeni bir dünya düzeni”yle karşı karşıyaydık. Ancak bu hiç de iddia edildiği gibi, “sınıf mücadelesinin sona erdiği” ve neoliberalizmin kendi bayrağını ebedi bir şekilde göndere çektiği bir dünya olmayacaktı.

22 Mayıs 2002

Entelijensiya ve Sosyalizm

On yıl önce, ya da hatta altı-yedi yıl önce, Rus sübjektif sosyoloji ekolünün savunucuları (“Sosyalist Devrimciler”), Avusturyalı felsefeci Max Adler’in son broşürünü kendi amaçları için başarıyla kul

Sayfalar

Front page feed beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.